Teslis’e (Üçlü Birlik) Deliller Nelerdir?


Teslis’e (Üçlü Birlik) Deliller Nelerdir? – Kutsal Kitabımızın ilk beş kitabı olan Tevrat’ın ilk kitabı olan Yaratılış kitabı şu ayetle başlar: “Başlangıçta  Tanrı göğü ve yeri yarattı.” Yar. 1:1 Gökler ve dünya yaratılmış ve daha sonra da insan yaratılmıştır. Bize verilen yetilerle Tanrı’yı kavrayabiliyoruz.

Bugün yaşadığımız toplumda çoğu kişi bizlere siz üç tanrıya inanıyorsunuz ve Tanrı çocuk sahibi oldu diyerek  Tanrı’ya hakaret etmiş oluyorsunuz diye söylüyorlar. Buna karşılık verdiğimiz yanıt şudur: Bizde tek Tanrı’ya inanıyoruz. Tanrı Tektir ve ondan başka İlah yoktur. Tanrı tek bir varlık olduğu halde üç kişide kendini gösterir. Bu da bizi Teslis (Üçlü Birlik) inancına götürür.

Teslis (Üçlü Birlik) kelimesi Kutsal Kitap’ta geçmez. Kutsal Kitap’ta Tanrı’nın tek olduğu açık ve nettir. Ancak Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un tanrılığını da aynı netlikle görmekteyiz. Tanrı’nın bu üç karakteri sonradan yaratılmış değil başlangıçtan beri var olan karakterleridir. Buna Kutsal Kitabın hem Eski Ahit (Tevrat-Zebur ve Peygamber kitapları) hem Yeni Ahit (İncil) bölümünden deliller getirebiliriz. Yaratılış 1:26 “Tanrı, insanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım” dedi. Burada açık bir şekil de görüldüğü gibi bir çoğulluk vardır. Kendi suretim de yaratacağım değil suretimiz de diyerek burada birden fazla karakterin varlığını anlıyoruz. Yaratılış 3:15 “Seninle kadını, Onun soyuyla senin soyunu birbirinize düşman edeceğim. onun soyu senin başını ezecek, sen O’nun topuğuna saldıracaksın”. Burada açık bir şekilde anlaşıldığı gibi kadının soyu diyerek bakireden doğan tek bir kişiyi yani Mesih İsa’yı açık bir şekilde ortaya sermiştir. Yuhanna 1:1-3  ”Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı. Başlangıçta O Tanrı’yla birlikteydi. Herşey  O’nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O’nsuz olmadı…” Yuhanna 1:14 şöyle devam eder “Söz, insan olup aramızda yaşadı. O’nun yüceliğini Baba’dan gelen lütuf ve gerçekle dolu biricik Oğul’un yüceliğini gördük. Dediğimiz gibi İsa Mesih doğuşla birlikte var olan değil başlangıçtan beri var olandır. Şunu kesin olarak söyleyebiliriz ki İsa Mesih doğuş tarihi onun varlığının tarihi değildir. O dünya yaratılmadan önce var olduğunu açıkça bildirdi. Ama doğumu ile birlikte beden almış ve aramızda yaşamıştır. Teslis’te (Üçlü Birlik) O’nun ortaya çıkmasıyla daha belirgin hale geldi. Ölümden dirildikten sonrada göğe çıktığında Baba’dan çıkan Kutsal Ruh’u bize göndererek buna tam mühür vurmuş oldu.

İslam inancına göre O sadece bir peygamberdir. O’nun hakkında farazi şeylere inanılmaktadır. İslam kaynaklarında İsa Mesih hakkındaki aktarılar, O’nun hakkında İncil’de havariler tarafından aktarılan tanıklıklarla ve tarihsel olaylarla çelişir.

Mesih’in Tanrısallığı

İsa Mesih öyle şeyler yapmış, öyle şeyler söylemiştir ki havarilerini ve bizi kendisinin Tanrı olduğuna inandırmıştır. Bir kaç örnek: İlk olarak Yahudilerin O’nu öldürtme sebepleri (Markos 14:61) “sen insan olduğun halde kendini Tanrı’ya denk tutuyorsun” diyedir. Günahları affetmiştir; yine bu yüzden Yahudiler tarafından taşlanmaya kalkışılmıştır. Yine İsa yahudilerle çekişirken «Size doğrusunu söyleyeyim, İbrahim doğmadan önce Ben Varım» (Yuh 8:58) demiştir. Ayaklarına kapanıldığı, kendisine tapınıldığında zaman buna izin vermiştir. Yine Yuhanna’nın bizlerle paylaştığı; “Sonsuz yaşam, tek gerçek Tanrı olan seni ve gönderdiğin İsa Mesih’i tanımalarıdır. Yapmam için bana verdiğin işi tamamlamakla seni yeryüzünde yücelttim. Baba, dünya var olmadan önce ben senin yanındayken sahip olduğum yücelikle şimdi beni yanında yücelt.” (Yuh. 17:3-5) diyerek dünya yaratılmadan önce Baba ile beraber olduğunu söylemiştir. Ayrıca Filipus’un «Rab, bize Baba’yı göster, bu bize yeter» sözüne karşılık, İsa, «Filipus» dedi, «bunca zamandır sizinle birlikteyim. Beni daha tanımadın mı? Beni görmüş olan, Baba’yı görmüştür. Sen nasıl, `Bize Baba’yı göster’ diyorsun? Benim Baba’da, Baba’nın da bende olduğuna inanmıyor musun? Size söylediğim sözleri kendiliğimden söylemiyorum, ama bende yaşayan Baba kendi işlerini yapıyor.

Bana iman edin; ben Baba’dayım, Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin.” (Yuh. 14:9-11) diyerek Baba ile bir olduğunu söylemiştir. Mesih ölümden dirileceğini söylemişti. Ve bu gerçekleşti. Zaten inancımızın temeli budur. Tanrı sözü ve Tanrı olan Mesih’in insan bedeni alıp aramıza gelmesi ve çarmıhta günahlarımıza karşılık ölüp dirilmesidir. İlk inananlar da İsa Mesih’in Tanrısallığını biliyor ve bunu ilahilerinde dile getiriyorlardı. Pavlus Filipililer mektubu 2. bölümde böyle bir ilahiden şu alıntıyı yapmıştır:

6 Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı’ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı.

7–8 Ama yüceliğinden soyunarak kul özünü aldı ve insan benzeyişinde doğdu. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı.

9 Bunun için de Tanrı O’nu pek çok yükseltti ve O’na her adın üstünde olan adı bağışladı.

10-11 Öyle ki, İsa’nın adı anıldığında göktekiler, yerdekiler ve yer altındakilerin hepsi diz çöksün ve her dil, Baba Tanrı’nın yüceltilmesi için İsa Mesih’in Rab olduğunu açıkça söylesin.

Mesih’in Tanrısallığı hakkındaki deliller saymakla bitmez. O bize kendi adıyla dua etmemizi ve insanları “Baba, Oğul ve Kutsal Ruh” adına vaftiz etmemizi istemiştir. Eski peygamberlerin kitaplarında da O’nun hakkında sürekli peygamberlik sözleri vardır. Mesih’ten yaklaşık 700 sene önce yaşamış Yeşaya peygamberin şu sözleriyle yazımı tamamlamak istiyorum:

 

Yeşaya 9:6

Çünkü bize bir çocuk doğacak,

Bize bir oğul verilecek.

Yönetim onun omuzlarında olacak.

Onun adı Harika Öğütçü, Güçlü Tanrı,

Ebedi Baba, Esenlik Önderi olacak.