Kariye Camii


Sevgili ziyaretçimiz, bu makalemizde Kariye Camii’ni Hristiyan bakış açısıyla irdeleyeceğiz. Bizim temel kaynağımız Tanrı sözü olan İncil’dir. Eğer kargo dahil ücretsiz İncil almak isterseniz aşağıdaki linkten formu doldurmanız yeterlidir. Size iyi okumalar diliyoruz.

Talep Formu

Kariye Camii İstanbul’un Edirnekapı semtinde yer alır. Yerli veya yabancı birçok turisti çeken bu yapının tarihi aslında 1700 yıl öncesine kadar dayanır. Peki Kariye Camii tam olarak nedir ve ne amaçla kullanılmıştır?

Kariye Camii Tarihi:

Kariye Camii aslında büyük bir manastır kompleksine ait bir kilise binasıdır. Orijinal ismi Chora’dır ve Antik Yunanca’da kırsal alan, şehrin dışı, boş alan gibi anlamlara gelir. Bu ismin verilmesinin birçok nedeni vardır. Bunlardan birisi de kırsal bir bölgede yer alıyor olmasıdır. Bu kelime dilimize Kariye olarak geçmiştir. 1700 yıl öncesine dönüp Kariye’nin tarihinden bahsedeceğimiz için bir müddet “Kariye Kilisesi” olarak adlandıracağız.

Kariye Kilisesi’ni ve tarihini anlamak için iki makalemizi okumanızı tavsiye ederiz. Birinci makalemiz İstanbul Tarihi, ikinci makalemiz Ayasofya.

Kariye Kilisesi’nin bulunduğu alanın erken Hristiyanlık tarihi için önemli olduğu konusunda bazı antik kaynaklar mevcuttur. Bu kaynaklardan 10. yy’da yaşamış Simeon Metaphrates’e göre İmparator Diokletian döneminde 298 yılında Nikomedia, yani bugünkü ismiyle İznik’teki büyük katliamda şehit olan Aziz Babylas ve 84 öğrencisinin mezarları 4. yy’ın başında bugünkü Kariye’nin olduğu alana nakledilmiştir. Bundan sonra Kariye’nin bulunduğu bu alan kutsal bir alan olarak kabul edilmiştir. 4. yy’da bu bölgede bir şapel inşa edilmiştir ancak kısa bir süre sonra yıkılmıştır.

İmparator Jüstinyen, harabe olan bu şapelin yerine 536 yılında bu alana manastır inşa ettirmiştir. 557 yılında yıkılan bu yapı tekrar yapılmıştır ve 14. yy’a dayanan şimdiki yapı inşa edilene kadar 9, 11 ve 12. yy’da tahribatlarla tekrar tekrar inşa edilmiştir. Günümüzdeki yapı 14. yy’da Bizans İmparatoru II. Andronikos’un saray ve hazine görevlisi olan Theodoros Metokhites tarafından yaptırılmıştır.

Kariye Camii Mimarisi:

Kariye Kilisesi yukarıdaki planda da görebileceğiniz gibi 3 temel alandan oluşur. Dış Narteks, İç Narteks ve Naos (kutsal alan). Ayrıca kilisenin batı tarafına mezar nişleri için ek şapel, yani Parekklesion eklenmiştir.

Özellikle eski kiliselerde narteksler ve naos planı olmasının temel sebeplerinden birisi bu alanların pratik kullanım amaçları, seremoniler ve ritüellerden kaynaklanır. Aynı zamanda Süleyman Tapınağı’nın 3 temel alanının (avlu, kutsal ve en kutsal alan) kullanım şekillerine de benzer. Kudüs Tapınağı’nda avlu denilen yerde insanlar dualar, kurbanlar ve diğer ritüeller için bulunurken, kutsal alanda kahinler (rahipler) bu ritüellerin hazırlıklarını yaparlar. En kutsal alana sadece yılda bir kez olmak üzere baş kâhin girebiliyordu.

Dış Narteks kiliseye gelen imanlıların Naos’a yani Tanrı’yle buluşacakları yere girmeden önce kendi kimlikleri ve Tanrı’nın kimliğini ve neden orada oldukları konusunda düşünmelerini sağlar. İç Nartex ibadet başlamadan önce rahiplerin hazırlık yapıp ibadet başlarken Naos’a çarmıhla giriş yaptıkları alana denir.

Bina’da Naos’ta bir, İç Narteks’te iki ve Parekklesion’da bir olmak üzere dört tane kubbe vardır.

Kilise’nin özellikle iç ve dış narteksleri muhteşem mozaiklerle bezenmiştir. Kilise’nin ana ibadet alanı olan Naos’ta üç önemli mozaik panel vardır. Parekklesion denilen ek şapelde ise olağanüstü feskolar yer alır. Kilise’nin bu derece sanat eserleriyle dolu olması binayı adeta bir sanat galerisine dönüştürmektedir.

Kariye Camii Naos Bölümü

Az önce belirtmiş olduğumuz gibi Naos kiliselerin ana tapınma alanlarıdır. Kariye’nin Naos bölümünde, günümüze ulaşmış 3 adet mozaik panel bulunmaktadır. Naos’a gidiğinizde sağ tarafta karşınıza çıkan mozaik Bakire Meryem ve Bebek İsa’nın resmedildiği mozaiktir. Erken Hristiyanlık ikonografisinde 2 temel ikon vardır. Bunlardan birisi Bakire Meryem’in ve Bebek İsa’yı tuttuğu sahnedir. Bakire Meryem özellikle Ortodoks ve Katolik Kiliseleri’nde “Theotokos” ismiyle adlandırılır. Bu “beden almış” Tanrı’nın annesi anlamına gelir. Buradaki mozaikte Grekçe yarım kalmış bir cümle vardır ve bu cümlede sadece “Χώρα” yani kilisenin ismini aldığı “Kora” kelimesini görürsünüz. Daha sonra, yine Kariye’de başka bir Theotokos figüründe göreceğimiz gibi cümlenin tamamı şu şekildedir: Χώρα του Αχωρήτου / Chora tou achoratou. Bu cümle şu anlama gelir: “Kapsanamayanı kapsayan”. Tanrı olan İsa Mesih, Kutsal Ruh ve insan olan Bakire Meryem aracılığı beden aldı. Tanrı’nın enkarnasyonu, beden alması ve dünyaya gelmesidir..

Sol tarafımıza baktığımızda İsa Mesih figürünü görebilirsiniz. Bu mozaik de aslında her kilisede özellikle kubbede bulunan bir sahnedir. Genelde bu sahnede İsa Mesih evrenin efendisi (tanrı ve kral) olarak tahtında oturur. Sol elinde parşömen ya da kitap bulunur ve eğer kitap açıksa belli başlı ayetler okunabilir. Sağ elliyle ise bereket hareketi yapar. Bu figüre “Pantokrator” yani “evrenin” ya da “her şeyin Efendisi” denir. Bu sahnede İsa Mesih’in sol elinde tuttuğu kitabın açık sayfasında şu yazar: “Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm” (Matta 11:28)

İç Narteks

İç ve Dış nartekslerde kronolojik bir anlatım vardır. Ancak, anlatım kanonda olmayan, 2. yy’ın ortasına kadar tarihlenebilen Protevangelium ya da Yakup Müjdesi isimli bir kaynaktan alınmıştır. Protevangelium müjde öncesi anlamını taşır ve İsa Mesih’in doğumundan önce Meryem’in doğumu, büyümesi ve Yusuf’la nişanlanmasını anlatır.

Anlatım iç narteksten başlar. Dış narteksten iç nartekse girdiğinizde iki kubbe ve bu kubbelerde insan figürleri dikkat çeker. Soldaki kubbenin merkezinde Theotokos (Bakire Meryem ve bebek isa), sağdaki kubbenin merkezinde Pantokrator (evrenin efendisi İsa Mesih) figürler vardır. Onları çevreleyen insanlar bulunur. Dört müjde kitabından ikisinde Matta ve Luka’da İsa Mesih’in soyağacı yer alır. Solda, merkezinde Bakire Meryem ve Bebek İsa olan kubbe Luka Müjdesi’nden İsa Mesih’in anne tarafından soyağacı, sağdaki kubbede ise Matta Müjdesi’ne göre İsa Mesih’in Yusuf tarafından soyağacı yer alır.

Soldaki kubbenin etrafına baktığımızda Meryem’in anne ve babası (Yoakin ve Anna)’nın hikayesini ve Meryem’in doğumunu, çocukluğu ve ergenlik çağını görebilirsiniz. Ergenliğe eriştikten sonra Meryem Yusuf’la nişanlanır ve bir gün melek Cebrail kendisine İsa Mesih’e gebe kalacağını müjdeler ve Meryem akrabası olan Elizabet’i ziyaret etmek için yola çıkar. Birkaç ay sonra Yusuf Meryem’in hamile olduğunu öğrenir. Bu hikaye dış nartekste devam edecek.

Sağdaki kubbenin etrafında İsa Mesih’in müjde kitaplarında yer alan mucizelerinden bazılarını görebilirsiniz. Bu mucizelerde İsa Mesih hasta, sakat, kör olanları iyileştiriyor.

Dış Narteks

İç Narteks’ten Dış Narteks’e girdiğinizde sağda karşımızda kalan mozaik panelde Yusuf’un rüyasını görürüz. Yusuf kendisine Kutsal Ruh’tan gebe kaldığını söyleyen Meryem’e inanmaz ve ondan sessizce ayrılmak niyetindedir. Bir gece rüyasında kendisine görünen melek onun Meryem’e inanması gerektiğini ve Meryem ile çocuğu gelecek tehlikelerden korumak için Mısır’a gitmeleri gerektiğini söyler. Böylece Yusuf ve hamile olan Meryem’in yolculukları başlar. Bu bölümde nüfus sayımı, Beytlehem’e yolculuk, İsa Mesih’in doğumu, Nasıra’ya yolculuk gibi sahneler yer alır.

İsa Mesih’in doğum sahnesine baktığımızda doğum yapmış olan Meryem’i görürüz. Yemlikte yatan bebek İsa Mesih’in üzeri düşen ışık hüzmesi, sol üst köşede tapınan melekler, sol alt köşede İsa Mesih’in yıkanması için hazırlanmakta olan suyu, sağ üst köşede meleğin çobanlara iyi haberi bildirmesi ve alt tarafta kaygılı gibi duran Yusuf’u görebilirsiniz. Yusuf’un burada oldukça kaygılı görünmesi bir yorumdur. Bütün bu mucizelerin, sorumlulukların getirdiği stresin resmedildiği bu sahnede oldukça gerçekçi bir ruhsal betimleme yapılmaya çalışılmıştır.

Doğum sahnesinin olduğu bölümün üst tavanında bir tarafta Yahya İsa Mesih’i parmaklarıyla işaret eder. Arkasındaki kalabalıklara bakıp Yuhanna 1:29’da geçen şu cümleyi söyler: “İşte, dünyanın günahlarını kaldıran Tanrı kuzusu!” Bu sahne İsa Mesih’in Yahya tarafından vaftiz edilmesini resmeder. Bu sahnenin hemen diğer tarafında ise İsa Mesih’in çölde şeytan tarafından denenmesi sahnesi yer alır.

Dış Narteks – Kilise’ye Giriş

Bu bölümün hemen yanında kilisenin ana giriş bölümü vardır. Kilisenin girişinden iç narteks kapısı üstünde (yukarıdaki resimde görebilirsiniz) bir Pantokrator mozaiği vardır. İsa Mesih’in figürünün hemen üstünde Grekçe İsa Mesih Tanrı Oğlu ve hemen altında da cümle içerisinde “Χώρα” yani Kora kelimesini görürüz. Burada tam bir cümle vardır ve şöyle yazar: “ἡ Χώρα τῶν ζώντων” (hē Chōra tōn zōntōn). Tüm bu yazılar yani cümlenin tamamı şu anlama gelir: “İsa Mesih Tanrı Oğlu, yaşam alanı.” Bu mozaiğin kilisenin girişinde yer alması anlamlıdır. Çünkü ibadet için geldiğinizde karşınıza ilk çıkan figür evrenin efendisi ve yaşam alanı olan İsa Mesih’tir.

En kutsal alana, Kutsal Olan’la karşılaşmaya adım adım cesaretle yaklaşabilmemizin bir tek nedeni var. İşte bu mozaikte bu sır açıklanıyor. Pantokrator mozaiğinin sol üst köşesinde İsa Mesih’in Yuhanna Müjdesi’nde yer alan ilk mucizesi olan suyu şaraba çevirme mucizesi vardır. Pantokrator mozaiğinin sağ üst köşesinde İsa Mesih’in 5000 kişiyi ekmekle doyurduğu sahneyi görürsünüz. Buradaki giz ve mesaj şudur. Yaşam alanına, en kutsal yere ancak İsa Mesih kanı ve bedeni aracılığıyla girebilir Tanrı’yla ancak bu şekilde en kutsal alanda buluşabiliriz.

Hristiyan ibadetinin merkezinde komünyon (Rab’bin Sofrası) yani ekmek – şarap ayininin olması bu yüzdendir. Hristiyanlık inancının temelinde İsa Mesih’in çarmıhtaki kutsal fedakarlığı, bizim için vermiş olduğu beden ve kan bulunur. İşte son akşam yemeğinde öğrencileriyle şarap ve ekmek paylaşması bu anlama gelir. O’nun kanı ve bedeni aracılığıyla önce Tanrı, sonra da birbirimizle barıştık, birleştik ve kutsal bir paydaşlığa ortak olduk. Daha fazla bilgi için Ekmek ve Şarap makalemizi okuyabilirsiniz.

Durduğumuz yerin hemen sağ tarafında yıldız bilimcileri Kral Hirodes’i ziyaretleri, Kral Hirodes’in 2 yaşından küçük çocukları öldürme emrinin verilmesi ve uygulanması ve çocuklarını kaybetmiş olan annelerin yas tutmaları sahneleri yer alır.

Parekklesion

Parekklesion mezar nişlerinin bulunduğu ek şapeldir ve yine sanat tarihi için çok önemli eserlerle bezenmiştir. İç ve Dış nartekslerde mozaik sanatı ne derece nefes kesiciyse burada da freskler aynı derecededir.

Parekklesion’daki sahneler ikiye ayrılır. İlk bölüm Eski Antlaşma’dan Tevrat’tan sahneler, ikinci bölüm Yeni Antlaşma’dan sahneler içerir. Yeni Antlaşma’daki sahnelerden bazıları Nikodim Müjdesi denilen bir kaynaktan alınmıştır. Buradaki anlatımın bu şekilde olmasının en temek nedeni Antlaşma teolojisi vurgusudur. Eski Antlaşma’dan İbrahim, İshak, Yakup ve Musa figürleri görünür. Bu karakterler Eski Antlaşma’nın temelini oluştururlar. Bu bölümde ayrıca Antlaşma sandığının taşınması ve Süleyman Tapınağı’na yerleştirilmesi sahneleri de yer alır.

İlerlediğimizde tam karşıda, Apsis’te biraz daha belirginleşen bir sahne görürüz. Bu sahne Anastasis’tir. Hristiyanlık inancında özellikle 1. Petrus mektubunda İsa Mesih öldükten sonra ölüler diyarına indiği ve iyi haberi ölüler diyarında duyurduğuna inanılır. Anastasis sahnesi işte bu anlayışa odaklanır. Görkemi içerisinde İsa Mesih bir eliyle Adem’i, diğer eliyle Havva’yı yani ilk günahkarları diriltir. Ayaklarının altında kapılar ve bir ölü beden vardır. Ölü beden şeytan kapılar da cehennemin kapılarıdır. Çünkü İsa Mesih Matta 16 cehennemin kapılarının dayanmayacağını söyler. Bu sahnedeki ana düşünce aslında İsa Mesih’in günah ve ölüm üzerine zaferli olduğu gerçeğidir.

Son Yargı Sahnesi

Bu bölümün tavan kısmındaki sahnede son yargı günü vardır. İsa Mesih evrenin efendisi ve adil yargıcı olarak tahtında oturmuştur. Kutsal Kitap’ın vahiy kitabında belirtildiği gibi tanıklar ve aklanmışlar O’nun sağında ve solunda oturmuşlardır. Bu yargıdan sonra iki yol vardır. Aklanmış olanlar için sonsuz yaşam yani cennet; İsa Mesih’i, yaşamı, aklanmayı seçmemiş olanlar için ölüm, azap ve cehennem.

Bu bölümün sol kısmında geniş bölümde cennete giriş sahnesi vardır. İnsanlar sıraya girmiş şekilde cennete doğru ilerlerler. Cennete girişte sanatçılar hali hazırda çarmıh tutan birini cennete yerleştirmişlerdir. Bu kişi İsa Mesih çarmıha gerildiğinde İsa Mesih’in yanında ölüme mahkûm edilmiş iki hırsızdan birisidir. Diğer hırsız İsa Mesih’le alay ederken bu hırsız günahlarını itiraf edip İsa Mesih’in kimliğini kabul ediyor ve kendisini cennete götürmesini ister. İsa ona, “Sana doğrusunu söyleyeyim, sen bugün benimle birlikte cennette olacaksın” dedi. (Luka 23:43) Bir inanışa göre cennete giden ilk kişi bu hırsızdır. Burada çok güçlü bir lütuf vurgusu vardır. Tüm hayatı boyunca günah işlemiş olan bir hırsızın günahını itiraf edip, bağışlanma istemesi sonucunda cennete ilk giden kişi olması kurtuluşumuzun tamamen lütuf olduğunu gösterir.

Cennete giriş sahnesinin hemen başında ve sonunda çok önemli iki sahne daha vardır. Başındaki sahnede bebek tutan bir melek, sondaki sahnede is kucağında bir bebekle bir baba figürü ve arkasında kalabalık vardır. Bu Tanrı’nın İbrahim’le yapmış olduğu antlaşmanın gerçekleşmesidir.

Tanrı İbrahim’e bir oğul (İshak) ve oğul aracılığıyla sınırsız bir halk, ulusların atası olma sözü vermişti. İşte bu cennet sahnesi bu vaadin gerçekleşmesidir.

Cennete Giriş Sahnesi

Bu bölümün sol kısmında geniş bölümde cennete giriş sahnesi vardır. İnsanlar sıraya girmiş şekilde cennete doğru ilerlerler. Sıranın en başında elinde anahtarla Petrus vardır (Matta 16:19). Cennete girişte insanlar kapıya yaklaşırken, sanatçılar hali hazırda çarmıh tutan birini cennete yerleştirmişlerdir. Bu kişi İsa Mesih çarmıha gerildiğinde İsa Mesih’in yanında ölüme mahkûm edilmiş iki hırsızdan birisidir. Diğer hırsız İsa Mesih’le alay ederken bu hırsız günahlarını itiraf edip İsa Mesih’in kimliğini kabul edip ve kendisini cennete götürmesini ister. İsa ona, “Sana doğrusunu söyleyeyim, sen bugün benimle birlikte cennette olacaksın” dedi. (Luka 23:43) Bir inanışa göre cennete giden ilk kişi bu hırsızdır. Burada çok güçlü bir lütuf vurgusu vardır. Tüm hayatı boyunca günah işlemiş olan bir hırsızın günahını itiraf edip, bağışlanma istemesi sonucunda cennete ilk giden kişi olması kurtuluşumuzun tamamen lütuf olduğunu gösterir.

Cennete giriş sahnesinin sağ ve sol üst köşesinde, sahnenin hemen başında ve sonunda çok önemli iki sahne daha vardır. Başındaki sahnede bebek tutan bir melek, sondaki sahnede is kucağında bir bebekle bir baba figürü ve arkasında kalabalık vardır. Bu Tanrı’nın İbrahim’le yapmış olduğu antlaşmanın gerçekleşmesidir. Tanrı İbrahim’e bir oğul (İshak) ve oğul aracılığıyla gökteki yıldızlar kadar çok sayıda bir soy, ulusların atası olma sözü vermişti. İşte bu cennet sahnesi bu vaadin gerçekleşmesidir.

Kariye Camii

İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından 1453 yılındaki fethinden sonra Osmanlılar binaya zarar vermemişlerdir. Fatüh Sultan Mehmet’in emriyle kiliselerdeki mozaikler, freskler korunmuştur ve camiye çevrilen binalardaki bu eserler sıvayla kapanmıştır.

Osmanlılar ilk etapta Kariye Kilisesi’ni camiye çevirmemişlerdir. Kariye, II. Beyazıd tarafından camiye çevrilmiştir ve minare eklenmiştir. Kilisenin etrafında manastıra ait diper binalar zaman içerisinde kaybolmuştur.

29 Ağustos 1945 yılında Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararıyla Kariye Camii, Kariye Müzesi’ne çevrilmiştir. Sıvayla kapanmış olan mozaikler ve freskler açılarak ziyarete açılmıştır. 2020 yılında tekrar camiye dönüştürülmüştür.

Benzer Yazılar

İstanbul Tarihi


İstanbul dünyanın en büyük, en önemli ve en güzel şehirlerinden birisidir. Boğazın iki yakasına yayılmış, olağanüstü güzellikteki tepeler, şehrin sakinlerini ve ziyaretçilerini sürekli büyüler. Dünya…

Makaleyi Okuyun

Ayasofya


Ayasofya (Hagia Sophia) dünya çapında üne sahip muhteşem bir mimari eser olarak bilinir. 916 yıl boyunca kilise, 482 yıl boyunca cami olan bu yapı, neden bu kadar ünlüdür? Her yıl milyonlarca turist…

Makaleyi Okuyun