Ölüm Nedir?


Sevgili ziyaretçimiz, bu makalemizde “ölüm” kavramından bahsedeceğiz. Bizim temel kaynağımız Tanrı sözü olan İncil’dir. Eğer kargo dahil ücretsiz İncil almak isterseniz aşağıdaki linkten formu doldurmanız yeterlidir. Size iyi okumalar diliyoruz.

Talep Formu

Goethe’nin ünlü eseri Faust’ta şeytana karşılık gelen kötü karakter Mephisto şöyle der: Neden bu amaçsız yaratılış; yok olacaksa bir gün her yaratılmış? Ölüm, inançlı inançsız birçok insan için çok ciddi ve üzerinde çokça düşünülen bir olgudur. Bu konuda birçok yazar, şair, düşünür, teolog farklı farklı eserler yazmışlardır. Ünlü Fransız deneme yazarı Montaigne, “Ölüm Üzerine” denemesinde bu olguyla ilgili şu soruyu sorar: Eğer doğduğumuzda nihai sonumuz ölümse biz yaşamaya mı yoksa ölmeye mi başlıyoruz?

Peki Hristiyan dünya görüşünde ölüm olgusuna nasıl bakılıyor? Hristiyanlar için ölüm nedir? Ölüm nereden gelmiştir? Tanrı dünyayı ve insanları ölümlü mü yaratmıştır?

Yaratılış ve Ölüm:

Yaşam ve ölüm ile ilgili, ruhsal olarak bir Hristiyan’ın bakacağı en önemli kaynak Kutsal Kitap’taki Yaratılış Bölümü’dür. Bu bölümde yaşamın yaratılışı şöyle anlatılmaktadır:

Tanrı, “Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın, yeryüzünün üzerinde, gökte kuşlar uçuşsun” diye buyurdu. Tanrı büyük deniz canavarlarını, sularda kaynaşan canlıları ve uçan çeşitli varlıkları yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü. Tanrı, “Verimli olun, çoğalın, denizleri doldurun, yeryüzünde kuşlar çoğalsın” diyerek onları kutsadı. Akşam oldu, sabah oldu ve beşinci gün oluştu.

Tanrı, “Yeryüzü çeşit çeşit canlı yaratık, evcil ve yabanıl hayvan, sürüngen türetsin” diye buyurdu. Ve öyle oldu. Tanrı çeşit çeşit yabanıl hayvan, evcil hayvan, sürüngen yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü.

Tanrı, “Kendi suretimizde, kendimize benzer insan yaratalım” dedi, “Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun.”

Tanrı insanı kendi suretinde yarattı, onu Tanrı’nın suretinde yarattı. Onları erkek ve dişi olarak yarattı. Onları kutsayarak, “Verimli olun, çoğalın” dedi, “Yeryüzünü doldurun ve denetiminize alın; denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, yeryüzünde yaşayan bütün canlılara egemen olun. İşte yeryüzünde tohum veren her otu, tohumu meyvesinde bulunan her meyve ağacını size veriyorum. Bunlar size yiyecek olacak. Yabanıl hayvanlara, gökteki kuşlara, sürüngenlere –soluk alıp veren bütün hayvanlara– yiyecek olarak yeşil otları veriyorum.” Ve öyle oldu. Tanrı yarattıklarına baktı ve her şeyin çok iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve altıncı gün oluştu. (Yaratılış 1: 20 – 31)

Burada görüldüğü gibi Tanrı yarattıklarına baktı ve bunların hepsinin çok iyi olduğunu gördü. Görülebileceği üzere bu metinlerde sadece yaşamdan bahsediyor. Ölüm konusundan bahsedilen ilk yer Yaratılış 2’de geçer:

RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Adem’i oraya koydu. Ona, “Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin” diye buyurdu, “Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.” (Yaratılış 2:15)

Bu bölüm ölümden bahsedilen ilk bölümdür. Peki o zaman Tanrı yaşamı yaratırken bunun iyi olduğunu gördüyse ölüm nereden geldi? Ölümü de Tanrı mı yarattı? Ölüm neden yaşamın kaçınılmaz sonucudur?

Doğa ve Hayvanların ve Ölümü:

Aslında Yaratılış bölümüne bakıldığında ölümden pek bahsedilmiyor. Tanrı sözünün merkezinde yaşam var. Ancak ölümden bahsedilmemesi ölüm olgusunun o dönemde olmadığı anlamına gelmiyor. Fosillere baktığımızda yeryüzünde milyonlarca yıldır canlıların yaşayıp öldüğünü görebiliyoruz. Bu yüzden sanki ölüm, yaşam döngüsünün ayrılmaz bir parçası olduğu net olarak görülüyor. Bitkiler ve hayvanlar doğup ölüyorlar.

Peki Tanrı dünyayı neden ölümle birlikte yaratmıştır? Başka türlü olamaz mıydı? Hani Tanrı her şeyi mükemmel yaratmıştı? Dünyanın ekolojik dengesine baktığımızda aslında yaşam – ölüm sirkülasyonu küresel anlamda mükemmel yaşam koşulları için gereklidir. Bir canlının ölümü başka bir canlının yaşamına katkıda bulunabiliyor ve bu durum mükemmel bir doğa dengesi için önemlidir. Bu bakış açısından baktığımızda aslında yaşam – ölüm döngüsü aslında Tanrı’nın yaratılışının mükemmelliği karşısında bir engel olarak değil; ancak mükemmel bir yaratılışın önemli bir unsuru olarak duruyor. Tanrı evreni ve dünyayı yaratırken fizik ve doğa yasalarıyla kendi kendine yetebilecek, sürdürülebilir bir sistem olarak yaratmıştır.

İnsanların Ölümü:

Konu insanların ölümüne gelince durum biraz daha komplike hale gelebiliyor. Çünkü özellikle Yaratılış 2’de sanki insanların ölümsüz yaratıldığı algısı var ve günahla birlikte ölümün hayatımızın bir parçası olduğu düşünülür. Bu bir noktaya kadar doğrudur.

Kutsal Kitap’ta Yaratılış bölümüne baktığımızda Tanrı insanları (Adem ve Havva) yarattığında doğuda Aden bahçesini onlar için hazırlamıştır:

RAB Tanrı doğuda, Aden’de bir bahçe dikti. Yarattığı Adem’i oraya koydu. Bahçede iyi meyve veren türlü türlü güzel ağaç yetiştirdi. Bahçenin ortasında yaşam ağacıyla iyiyle kötüyü bilme ağacı vardı. (Yaratılış 2: 8 – 9)

Burada görüldüğü gibi Tanrı insanların yaşayabilmesi için özel bir yer hazırlamıştır. Bu özel yer Aden Bahçesi’dir. Aden Bahçesi Tanrı’nın yarattığı dünyanın bir parçası olmakla beraber dünyada özel bir yerdi. Bahçenin ortasında koyduğu iki ağaç da bu noktada çok önemlidir. Bu ağaçlardan birisi Yaşam Ağacı; diğeri de iyiyi ve kötüyü bilme ağacıdır. Aslında bu iki ağacın varlığı Adem’in özgür iradesiyle ilgili bir seçim yapması için önemliydi.

RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Adem’i oraya koydu. Ona, “Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin” diye buyurdu, “Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.” (Yaratılış 2:15)

Adem burada iki seçeneği vardı. Ya Tanrı’ya tam bir imanla güvenip yaşam ağacından yiyecek ve ölümsüz olarak yaşayacaktı; ya da sadece Tanrı’nın bildiği ve Adem’in kendisine güvenmesini istediği iyiyi ve kötüyü bilme ağacından yiyip, günah işleyip, bu bilginin ardından gidecekti. Görüldüğü gibi Tanrı’ya iman ve sonsuz yaşam arasında bir paralellik mevcuttu.

RAB Tanrı Adem’le karısı için deriden giysiler yaptı, onları giydirdi. Sonra, “Adem iyiyle kötüyü bilmekle bizlerden biri gibi oldu” dedi, “Artık yaşam ağacına uzanıp meyve almasına, yiyip ölümsüz olmasına izin verilmemeli.” Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Adem’i Aden bahçesinden çıkardı. Onu kovdu. Yaşam ağacının yolunu denetlemek için de Aden bahçesinin doğusuna Keruvlar ve her yana dönen alevli bir kılıç yerleştirdi. (Yaratılış 3:21 – 24)

Kutsal yazılarda da açıkça görülüyor ki Adem yani insanlar aslında ölümlü yaratılmışlardı ancak Tanrı’yla ilişkisine dayalı, yaşam ağacına bağlı bir ölümsüzlük durumu mevcuttu. Aslında Adem’in iki seçeneği vardı, ya iyiyi yaratan Tanrı’nın bilgeliğine güvenip O’nunla birlikte imana ve kutsallığa dayalı sonsuz bir yaşam sürecekti; ya kendi bilgeliğinin ardından gidip Tanrı’yla ilişkisini kesip sınırlı, ölümlü bir yaşam seçecekti. Adem ve Havva maalesef ikincisini tercih ettiler ve Aden bahçesinden, yaşam ağacından uzaklaştırıldılar. Bununla birlikte bu bize kadar gelen nesli de tabi ki etkilemiştir.

Günahla birlikte kutsal olan Tanrı’yla bağımız kopmuştur. Tanrı’yla birlikteliğimiz, dolayısıyla yaşam kaynağımızla olan ilişkimiz derin hasar görmüştür. Bu ilişkinin onarılıp sonsuz yaşama kavuşmak için gereken tek şey aklanıp, Tanrı gözünde kutsal olup, Tanrı’yla tekrar buluşmaktır. Bu plan işte bir kişide zirveye ulaşır.

Ölüm ve Diriliş:

Tanrı bu kopan ilişkiyi onarmak için sorumluluğu üstlenir ve İsa Mesih’te planını uygular. İsa Mesih yeryüzündeki hizmetinde insanları Tanrı’nın Egemenliği’ne davet eder ve sonsuz yaşam vaat eder:

Tanrı İsa Mesih’te yeryüzüne gelip günahlarımız için çarmıha gerildi ve günahımızın sonuçlarını üstüne aldı. Günahsız, kutsal olan İsa Mesih’in çarmıhtaki ölümüyle birlikte günahımız ve kötü sonuçları aklandı, temizlendi. İsa Mesih’in ölümünden 3 gün sonra dirilmesi bizim de diriliş umuduna sımsıkı sarılıp sonsuz yaşam vaadine tutunmamızı sağlıyor. Günahımız dolayısıyla uzaklaştırıldığımız Aden bahçesi ve yaşam ağacını Tanrı bize İsa Mesih’in kurtuluşuna imanla geri veriyor.

Mesih’in çarmıhta akıtılan kanı aracılığıyla esenliği sağlamış olarak yerdeki ve gökteki her şeyi O’nun aracılığıyla kendisiyle barıştırmaya razı oldu. (Koloseliler 1:20)

Ölüm bir noktaya kadar yaratılışın bir parçası ancak sonsuz yaşam vaadi Tanrı’nın İsa Mesih aracılığıyla tüm yaratılışını kurtarma planının bir parçasıdır. Tanrı’nın bizlerle, yani O’nun suretinde yaratılmış olanlar, yaratılışın bekçileri olarak ortaklık yaptığına inanıyoruz. Öyleyse belki de, karşılaştığımız doğal kötülüklere çözülecek bir entelektüel bulmaca olarak değil, Tanrı’nın suretini yansıtmak, O’na da fazla benzemek için fırsatlar olarak yanıt vermeliyiz. Tanrı’nın nihai kurtuluşunu beklerken bile, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için Tanrı’nın sevgisine ve adil amaçlarına uygun olarak karşılık vermeliyiz.

Son olarak, karşımıza acı, ölüm, hastalık vs. gibi durumlar çıktığında tutunmamız gereken en temel şey Tanrı’nın sonsuz sevgisine tutunmak ve İsa Mesih’in örnek olarak gösterdiği gibi sabretmek olacaktır. Kutsal yazılarda belirtildiği gibi:

Ama bizi sevenin aracılığıyla bu durumların hepsinde galiplerden üstünüz. Eminim ki, ne ölüm, ne yaşam, ne melekler, ne yönetimler, ne şimdiki ne gelecek zaman, ne güçler, ne yükseklik, ne derinlik, ne de yaratılmış başka bir şey bizi Rabbimiz Mesih İsa’da olan Tanrı sevgisinden ayırmaya yetecektir. (Romalılar 8:37-39)

Daha fazla bilgi edinmek için Yaşam Ağacı ve Ekmek – Şarap makalelerimizi okuyabilirsiniz.

Benzer Yazılar

Tövbe Nedir?


Tövbe kelimesi çoğunlukla hoşumuza gitmeyen bir kelimedir. Yanlış yaptığımızı, doğru yolda olmadığımızı, günahkâr olduğumuzu anlamamızı sağlar ve bu durumlar bizim için çok da pozitif…

Makaleyi Okuyun

Gerçek Sevgi


Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez. Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarını aramaz, kolay kolay öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz. Sevgi haksızlığa sevinmez,…

Makaleyi Okuyun