Yehova Şahitleri Kimlerdir?


Yehova Şahitleri – Sevgili ziyaretçimiz, bu makalemizde Yehova Şahitleri kavramını Hristiyan bakış açısıyla irdeleyeceğiz. Bizim temel kaynağımız Tanrı sözü olan İncil’dir. Eğer kargo dahil ücretsiz İncil almak isterseniz aşağıdaki linkten formu doldurmanız yeterlidir. Size iyi okumalar diliyoruz.

Ücretsiz İncil

Kısaca

Yehova Şahitleri, 19. yüzyılın sonlarında Amerika’da ortaya çıkan ve kendilerini Kutsal Kitap’ın gerçek öğretisini yeniden keşfetmiş bir topluluk olarak tanıtan dini bir harekettir. Özellikle kapı kapı dolaşarak yaptıkları tebliğ faaliyetleri, dergi yayınları ve dünyanın sonuna ilişkin öğretileriyle tanınırlar. Kendilerini Hristiyan olarak tanımlasalar da, Yehova Şahitleri geleneksel Hristiyanlığın birçok temel öğretisini reddeder. Örneğin Teslis öğretisini kabul etmezler; İsa Mesih’in Tanrı olmadığını, yaratılmış bir varlık olduğunu savunurlar. Kutsal Ruh’u ise bir kişi olarak değil, Tanrı’nın etkin gücü olarak görürler. Yehova Şahitleri’nin öğretileri büyük ölçüde Watchtower adlı organizasyonun yorumlarına dayanır. Tarih boyunca Mesih’in dönüşü ve dünyanın sonu hakkında birçok tarih vermiş, ancak bu öngörülerin hiçbiri gerçekleşmemiştir. Bu nedenle Yehova Şahitleri’ni anlamak için yalnızca kapınızı çaldıklarında söylediklerine değil, tarihçelerine, öğretilerine ve Kutsal Kitap’la ne kadar uyumlu olduklarına da dikkat etmek gerekir.

Yehova Şahitleri Kimdir?

Yehova Şahitleri, kendilerini Kutsal Kitap’ın gerçek öğretisini takip eden ve ilk Hristiyanlığın saf inancını yeniden restore eden bir topluluk olarak tanımlar. Günümüzde dünyanın birçok ülkesinde faaliyet göstermekte ve özellikle kapı kapı dolaşarak yaptıkları tebliğ çalışmalarıyla tanınmaktadırlar.

Çoğu kişi Yehova Şahitleri’ni Hristiyan bir mezhep olarak görse de, öğretileri geleneksel Hristiyan inancından önemli ölçüde ayrılmaktadır. Özellikle Teslis, İsa Mesih’in Tanrılığı, Kutsal Ruh’un kişiliği, cehennem ve ölümden sonraki yaşam gibi konularda tarihsel Hristiyan öğretisinden farklı görüşlere sahiptirler.

Yehova Şahitleri için en önemli otorite yalnızca Kutsal Kitap olduğunu iddia etseler de, öğretilerinin şekillenmesinde Watchtower Bible and Tract Society adlı organizasyon merkezi bir rol oynamaktadır. Bu organizasyonun yayınları ve yorumları, Yehova Şahitleri’nin inanç ve uygulamalarını büyük ölçüde belirlemektedir.

Kendilerine “Yehova’nın tanıkları” adını vermelerinin nedeni, Tanrı’nın özel isminin “Yehova” olduğuna ve bu ismin dünyaya duyurulması gerektiğine inanmalarıdır. Bu anlayışlarını özellikle şu ayete dayandırırlar:

“Siz benim tanıklarımsınız,” diyor Yehova, “Benim seçtiğim kulumsunuz…” (Yeşaya 43:10)

Ancak Yehova Şahitleri’ni anlamak için yalnızca kullandıkları isimlere veya tebliğ yöntemlerine bakmak yeterli değildir. Asıl önemli olan, öğretilerinin Kutsal Kitap’ın bütünsel mesajıyla ne kadar uyumlu olduğunu incelemektir.

Yehova Şahitleri
Yehova Şahitleri'nin kurucusu Charles T Russell

Yehova Ne Demektir? Yehova Kelimesinin Anlamı Nedir?

Yehova Şahitleri’nin adını aldığı “Yehova” kelimesi, Eski Antlaşma’da Tanrı için kullanılan dört İbranice harften türemiştir. İbranice metinde bu isim YHWH (Yod-He-Vav-He) şeklinde yazılmaktadır. Bu dört harf, Tanrı’nın Musa’ya açıkladığı özel ismiyle ilişkilendirilir.

Ancak bu ismin orijinal telaffuzu kesin olarak bilinmemektedir. Bunun temel nedeni, eski İbranice yazıda sesli harflerin bulunmamasıdır. Yahudiler zamanla Tanrı’nın kutsal ismini yüksek sesle söylemekten kaçınmış ve onun yerine “Adonai” (Rab) demeyi tercih etmişlerdir. Bu nedenle ismin doğru telaffuzu zamanla unutulmuştur.

Günümüzde birçok araştırmacı Tanrı’nın bu isminin büyük olasılıkla “Yahve” şeklinde telaffuz edildiğini düşünmektedir. “Yehova” telaffuzu ise daha sonraki yüzyıllarda, YHWH harflerinin Adonai’nin sesli harfleriyle birleştirilmesi sonucunda ortaya çıkmıştır.

Yehova Şahitleri, Tanrı’nın bu özel isminin kullanılmasının gerçek ibadetin önemli bir parçası olduğuna inanırlar. Bu nedenle Tanrı yerine özellikle “Yehova” adını kullanmayı tercih eder ve bu ismin tüm dünyaya duyurulması gerektiğini savunurlar.

Ancak Hristiyan inancında asıl mesele Tanrı’nın isminin hangi telaffuzla söylendiği değil, O’nun kim olduğudur. Kutsal Kitap boyunca Tanrı kendisini yalnızca ismiyle değil, karakteri, kutsallığı, sevgisi ve insanlık için yaptığı kurtarış işiyle de tanıtmaktadır.

Yehova Şahitleri Tarihçesi

Yehova Şahitleri Nasıl Ortaya Çıktı?

Yehova Şahitleri hareketi 19. yüzyılın sonlarında Amerika Birleşik Devletleri’nde ortaya çıkmıştır. Hareketin temelleri, dönemin çeşitli Adventist akımlarından etkilenen bir grup Kutsal Kitap öğrencisi tarafından atılmıştır.

Bu dönemde Amerika’da Mesih’in ikinci gelişi ve dünyanın sonu hakkında yoğun bir ilgi vardı. Birçok dini grup, Kutsal Kitap’taki peygamberlikleri yorumlayarak Mesih’in ne zaman döneceğini hesaplamaya çalışıyordu. Yehova Şahitleri’nin kökeni de bu atmosfer içinde şekillenmiştir.

Hareket başlangıçta “Kutsal Kitap Öğrencileri” (Bible Students) olarak bilinmekteydi. Bu grup, geleneksel kiliselerin birçok konuda Kutsal Kitap’tan uzaklaştığına ve gerçek Hristiyanlığın yeniden keşfedilmesi gerektiğine inanıyordu. Özellikle Teslis, cehennem, ruhun ölümsüzlüğü ve Mesih’in dönüşü gibi konularda klasik Hristiyan öğretisini reddetmeye başladılar.

Zamanla bu hareket belirli öğretiler etrafında daha organize bir yapıya dönüştü. Watch Tower Bible and Tract Society adlı yayın organizasyonu kuruldu ve grubun öğretilerini yaymak için dergiler, kitaplar ve broşürler basılmaya başlandı. Özellikle kapı kapı dolaşarak yapılan tebliğ çalışmaları, hareketin en bilinen özelliklerinden biri haline geldi.

1931 yılında grup resmi olarak “Yehova’nın Şahitleri” adını benimsedi. Bu isim, kendilerini Tanrı’nın ismini dünyaya duyuran özel tanıklar olarak görmelerinden kaynaklanıyordu.

Charles Taze Russell Kimdir?

Charles Taze Russell Charles Taze Russell, Yehova Şahitleri hareketinin temellerini atan kişi olarak kabul edilir. 1852 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Pennsylvania eyaletinde doğmuştur. Genç yaşlarda Presbiteryen ve daha sonra Kongregasyonal çevrelerde dini eğitim almış, ancak özellikle cehennem ve sonsuz azap öğretisi konusunda ciddi şüpheler yaşamaya başlamıştır.

Russell’ın geleneksel Hristiyan öğretilerine yönelik sorgulamaları zamanla onu farklı dini akımları araştırmaya yöneltti. Özellikle 19. yüzyılda Amerika’da yaygın olan Adventist hareketlerden etkilendi. Bu hareketler, Mesih’in ikinci gelişi ve dünyanın sonuna ilişkin kronolojik hesaplamalarıyla tanınıyordu.

Russell, Kutsal Kitap’taki peygamberlikleri kullanarak Mesih’in görünmez şekilde 1874 yılında geri döndüğünü öğretmeye başladı. Ayrıca dünyanın sonuna ve Tanrı’nın krallığının yeryüzündeki tam egemenliğine ilişkin çeşitli tarihsel öngörülerde bulundu. Özellikle 1914 yılı, onun öğretisinde büyük önem taşıyordu.

1879 yılında Russell, Zion’s Watch Tower adlı dergiyi yayımlamaya başladı. Bu yayın daha sonra Yehova Şahitleri hareketinin en önemli iletişim araçlarından biri haline geldi. Russell’ın yazıları kısa sürede geniş bir takipçi kitlesi kazandı ve etrafında “Kutsal Kitap Öğrencileri” olarak bilinen bir topluluk oluştu.

Russell’ın öğretileri geleneksel Hristiyan inancından birçok noktada ayrılıyordu. Teslis öğretisini reddediyor, İsa Mesih’in Tanrı olmadığını savunuyor, Kutsal Ruh’u kişisel bir varlık değil ilahi bir güç olarak yorumluyordu. Ayrıca cehennem anlayışını da reddetmekteydi.

1916 yılında Russell hayatını kaybetti. Ölümünden sonra hareketin liderliğini Joseph Franklin Rutherford devraldı. Rutherford döneminde organizasyon daha merkezi ve kurumsal bir yapıya kavuştu. 1931 yılında ise hareket resmi olarak “Yehova’nın Şahitleri” adını benimsedi.

Charles Taze Russell’ın etkisi bugün hâlâ Yehova Şahitleri’nin tarihinin merkezinde yer almaktadır. Çünkü hareketin temel öğretilerinin büyük bir kısmı, doğrudan ya da dolaylı olarak onun geliştirdiği yorumlara dayanmaktadır.

Yehova Şahitleri Neye İnanır?

Yehova Şahitleri kendilerini Kutsal Kitap’a dayalı bir topluluk olarak tanımlasa da, benimsedikleri birçok öğreti tarihsel Hristiyan inancından önemli ölçüde farklıdır. Özellikle Tanrı’nın doğası, İsa Mesih’in kimliği, Kutsal Ruh, kurtuluş ve son zamanlar konusundaki görüşleri, klasik Hristiyan öğretisinden ayrılmaktadır.

Teslis Öğretisini Reddederler

Yehova Şahitleri, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un tek Tanrı’da üç kişi olduğu Teslis öğretisini kabul etmezler. Onlara göre Teslis, ilk Hristiyanlığın öğretisi değil, daha sonraki yüzyıllarda kiliseye girmiş bir doktrindir.

Ancak tarihsel Hristiyanlık, Teslis öğretisinin yalnızca kilise geleneğine değil, Kutsal Kitap’ın bütünsel tanıklığına dayandığını savunur. Kutsal Kitap’ta Baba’nın Tanrı olduğu, Oğul’un Tanrı olduğu ve Kutsal Ruh’un ilahi özelliklere sahip olduğu görülmektedir; buna rağmen Tanrı tektir.

İsa Mesih’in Tanrılığını Reddederler

Yehova Şahitleri’ne göre İsa Mesih Tanrı değildir. Onlar İsa’nın yaratılmış ilk varlık olduğuna, yeryüzüne gelmeden önce Mikail başmelek olarak var olduğuna inanırlar.

Bu görüş, geleneksel Hristiyan inancıyla açık şekilde çelişmektedir. Hristiyanlar, Kutsal Kitap’ın İsa’yı yalnızca bir peygamber veya yaratılmış varlık olarak değil, beden almış Tanrı Sözü olarak tanıttığına inanır.

Örneğin Yuhanna İncili şöyle der:

“Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı.” (Yuhanna 1:1)

Bu ayet, Yehova Şahitleri ile tarihsel Hristiyanlık arasındaki en büyük teolojik ayrımlardan birini oluşturmaktadır.

Kutsal Ruh’un Kişiliğini Reddederler

Yehova Şahitleri Kutsal Ruh’un bir kişi olduğuna inanmaz. Onlara göre Kutsal Ruh, Tanrı’nın etkin gücü veya enerjisidir.

Oysa Kutsal Kitap’ta Kutsal Ruh’un konuştuğu, öğrettiği, yönlendirdiği ve üzülebildiği görülmektedir. Bunlar kişisel özelliklerdir ve Hristiyanlar bu nedenle Kutsal Ruh’un ilahi bir kişi olduğuna inanırlar.

Çarmıh Yerine Direk Öğretisi

Yehova Şahitleri, İsa Mesih’in geleneksel anlamda bir çarmıhta değil, düz bir işkence direğinde öldüğünü savunurlar. Bu nedenle çarmıh sembolünü de reddederler.

Onlara göre çarmıh kullanımı daha sonraki pagan etkilerinin sonucudur. Ancak birçok tarihçi ve araştırmacı, Roma infaz yöntemlerinin çoğu durumda çarmıh benzeri yapılar içerdiğini belirtmektedir.

144.000 Öğretisi

Yehova Şahitleri’nin en bilinen öğretilerinden biri 144.000 öğretisidir. Vahiy kitabındaki 144.000 kişinin cennette Mesih ile birlikte hüküm süreceğine inanırlar.

Buna göre yalnızca sınırlı sayıdaki bu grup göksel yaşama sahip olacaktır. Geri kalan sadık Yehova Şahitleri ise cennete değil, Armageddon sonrasında yeryüzündeki cennet benzeri bir dünyada yaşayacaktır.

Armageddon (Kıyamet) ve Dünyanın Sonu

Yehova Şahitleri, mevcut dünya düzeninin yakında Tanrı tarafından Armageddon’da sona erdirileceğine inanırlar. Bu savaşta Tanrı’nın egemenliğine karşı duran sistemler yok edilecek ve yalnızca Yehova’ya sadık kalanlar kurtulacaktır.

Bu nedenle tebliğ faaliyetleri Yehova Şahitleri için son derece önemlidir. Onlara göre insanlara mesajlarını duyurmak, yaklaşan yargıdan önce verilen son uyarılardan biridir.

Bu öğretiler, Yehova Şahitleri’nin neden kendilerini Hristiyan olarak tanımlamalarına rağmen tarihsel Hristiyanlıktan ciddi biçimde ayrıldıklarını göstermektedir.

Yehova Şahitleri’nin Hatalı Öğretileri ve Başarısız Kehanetleri

Yehova Şahitleri’nin öğretileri yalnızca tarihsel Hristiyan inancından farklı olmakla kalmaz, aynı zamanda tarih boyunca birçok tartışmaya da yol açmıştır. Özellikle bazı doktrinleri ve geleceğe yönelik kehanetleri, bu hareketin güvenilirliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurmuştur.

Kutsal Kitap, bir öğretiyi veya peygamberlik iddiasını değerlendirirken dikkatli olunması gerektiğini öğretir. Özellikle Tanrı adına konuştuğunu söyleyen bir kişinin sözlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği önemli bir ölçüttür.

Yasa’nın Tekrarı kitabında şöyle yazar:

“Peygamber RAB’bin adıyla konuşur da söylediği söz gerçekleşmezse ya da yerine gelmezse, o söz RAB’bin söylemediği sözdür.” (Yasa’nın Tekrarı 18:22)

Yehova Şahitleri tarihleri boyunca Mesih’in dönüşü, dünyanın sonu ve Armageddon hakkında birçok kesin tarih açıklamıştır. Ancak bu öngörülerin hiçbiri beklenen şekilde gerçekleşmemiştir.

1874 Kehaneti

Charles Taze Russell, Mesih’in 1874 yılında görünmez şekilde geri döndüğünü öğretmiştir. Ona göre bu dönüş fiziksel değil, ruhsal bir gelişti. Ancak bu iddia Kutsal Kitap’ta Mesih’in dönüşünün görünür olacağına dair anlatımlarla çelişmektedir.

İsa Mesih şöyle demiştir:

“İnsanoğlu’nun gelişini görecekler.” (Matta 24:30)

1914 Kehaneti

1914 yılı Yehova Şahitleri tarihinde en önemli tarihlerden biridir. Russell, bu yılın dünyanın mevcut düzeninin sonu olacağını öğretmiştir. Beklendiği gibi dünya sona ermemiştir.

Daha sonra bu öğreti yeniden yorumlanmış ve 1914’ün Mesih’in görünmez şekilde gökte hüküm sürmeye başladığı yıl olduğu ileri sürülmüştür.

1925 Kehaneti

Joseph Franklin Rutherford döneminde yeni bir tarih öne sürüldü. 1925 yılında İbrahim, İshak ve Yakup gibi Eski Antlaşma’daki iman kahramanlarının dirileceği ilan edildi.

Bu beklenti o kadar ciddiydi ki, Kaliforniya’da “Beth Sarim” adlı bir ev bu kişilerin dönüşü için hazırlanmıştı. Ancak 1925 de diğer kehanetler gibi gerçekleşmedi.

1975 Kehaneti

1975 yılı da Yehova Şahitleri arasında büyük beklenti yaratan bir başka tarihti. Birçok kişi Armageddon’un bu tarihte gerçekleşeceğine inanıyordu. Bazıları işlerini bıraktı, eğitim planlarını iptal etti ve hayatlarını bu beklentiye göre şekillendirdi.

Ancak 1975 yılı da beklenen sonu getirmedi.

Öğretilerde Sürekli Değişim

Yehova Şahitleri’nin tartışmalı yönlerinden biri de öğretilerindeki sürekli değişimdir. Organizasyon bazı konularda yıllar boyunca farklı açıklamalar yapmış, daha sonra önceki görüşlerini terk etmiştir.

Bu değişimler genellikle “yeni ışık” kavramıyla açıklanır. Yehova Şahitleri’ne göre Tanrı organizasyona zamanla daha fazla anlayış vermektedir.

Ancak bu durum önemli bir soruyu gündeme getirir: Eğer bir öğreti gerçekten Tanrı’dan geliyorsa, neden yıllar içinde defalarca değişmektedir?

Elbette her insan ve her dini topluluk hata yapabilir. Ancak tekrar eden başarısız kehanetler ve sürekli değişen öğretiler, Yehova Şahitleri’nin Tanrı adına konuşma iddiasının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Bu nedenle Yehova Şahitleri’ni değerlendirirken yalnızca samimiyetlerine değil, öğretilerinin Kutsal Kitap ve tarih karşısındaki tutarlılığına da bakmak gerekir.

yehova şahitleri
Yehova Şahitleri'nin inanışları Hristiyanlık'tan temelden ayrılır.

Yehova Şahitleri Hristiyan mıdır?

Yehova Şahitleri kendilerini Hristiyan olarak tanımlar. İsa Mesih’e inandıklarını, Kutsal Kitap’ı rehber kabul ettiklerini ve ilk Hristiyanlığın gerçek öğretisini temsil ettiklerini savunurlar. Bu nedenle birçok kişi doğal olarak şu soruyu sormaktadır: Yehova Şahitleri gerçekten Hristiyan mıdır?

Bu soruya cevap verirken önce “Hristiyan” kelimesinin ne anlama geldiğini düşünmek gerekir. Bir kişinin kendisini Hristiyan olarak adlandırması tek başına yeterli değildir. Asıl önemli olan, Hristiyan inancının temel öğretilerini kabul edip etmediğidir.

Tarihsel Hristiyanlık yüzyıllardır bazı temel inançlar etrafında şekillenmiştir. Bunların başında Tanrı’nın üçlü birliğini ifade eden Teslis öğretisi, İsa Mesih’in tam Tanrı ve tam insan oluşu, O’nun çarmıhtaki kurtarıcı ölümü ve bedensel dirilişi gelmektedir. Bu öğretiler yalnızca kilise geleneğinin değil, Kutsal Kitap’ın temel mesajının da merkezindedir.

Yehova Şahitleri ise bu temel öğretilerin birçoğunu reddeder. Teslis öğretisini kabul etmezler. İsa Mesih’in Tanrı olmadığını, yaratılmış ilk varlık olduğunu savunurlar. Kutsal Ruh’u ilahi bir kişi olarak değil, Tanrı’nın etkin gücü olarak görürler. Ayrıca bazı ayetleri kendi teolojik sistemlerine uyacak şekilde farklı yorumlarlar.

Bu nedenle birçok Hristiyan ilahiyatçı ve Kutsal Kitap araştırmacısı, Yehova Şahitleri’ni tarihsel Hristiyanlık içinde bir mezhep olarak değil, Hristiyan terminolojisini kullanan ancak temel Hristiyan öğretilerinden ayrılan ayrı bir dini oluşum olarak değerlendirmektedir.

Elbette Yehova Şahitleri’nin birçok üyesi samimi, disiplinli ve inançlı insanlardır. Buradaki mesele onların samimiyeti değildir. Asıl mesele, öğretilerinin Kutsal Kitap’ın bütünsel mesajıyla ne kadar uyumlu olduğudur.

Kutsal Kitap’ta İsa Mesih ve öğrencileri arasında bu konuşma kaydedilmiştir:

İsa onlara, “Siz ne dersiniz” dedi, “Sizce ben kimim?” Simun Petrus, “Sen, yaşayan Tanrı’nın Oğlu Mesih ‘sin” yanıtını verdi. İsa ona, “Ne mutlu sana, Yunus oğlu Simun!” dedi. “Bu sırrı sana açan insan değil, göklerdeki Babam’dır. Ben de sana şunu söyleyeyim, sen Petrus’sun ve ben kilise mi bu kayanın üzerine kuracağım. Ölüler diyarının kapıları ona karşı direnemeyecek. (Matta 16:15-18)

Bu soru bugün de önemini korumaktadır. Çünkü Hristiyan inancının merkezinde yalnızca ahlaki öğretiler veya dini disiplin değil, İsa Mesih’in kim olduğu sorusu yer alır. Eğer İsa yalnızca yaratılmış bir varlıksa, o zaman tarihsel Hristiyanlığın merkezindeki kurtuluş anlayışı temelden değişir.

Bu nedenle birçok Hristiyan’ın Yehova Şahitleri’ni klasik anlamda Hristiyan olarak görmemesinin temel nedeni, onların İsa Mesih ve Tanrı hakkındaki öğretileridir.

Sonuç

Yehova Şahitleri, kendilerini Kutsal Kitap’ın gerçek öğretisini yeniden keşfetmiş bir topluluk olarak tanıtsa da, öğretileri tarihsel Hristiyan inancının birçok temel öğretisinden önemli ölçüde ayrılmaktadır. Özellikle Teslis, İsa Mesih’in Tanrılığı, Kutsal Ruh’un kişiliği ve kurtuluş anlayışı konusundaki görüşleri, klasik Hristiyan öğretisiyle uyuşmamaktadır.

Makale boyunca gördüğümüz gibi Yehova Şahitleri’nin kökeni 19. yüzyıla dayanmaktadır. Hareket, Charles Taze Russell ile başlamış ve zaman içinde Watchtower organizasyonu etrafında merkezi bir yapıya dönüşmüştür. Tarih boyunca Mesih’in dönüşü ve dünyanın sonu hakkında yapılan birçok tarihsel öngörü ise gerçekleşmemiştir. Bu durum, öğretilerinin güvenilirliği konusunda ciddi sorular doğurmaktadır.

Elbette Yehova Şahitleri’nin birçok üyesi samimi ve içten insanlar olabilir. Buradaki mesele kişilerin samimiyeti değil, öğretilerinin doğruluğudur. Kutsal Kitap, imanlıları her öğretiyi dikkatle sınamaya çağırır:

“Sevgili kardeşlerim, her ruha inanmayın. Ruhları sınayın; Tanrı’dan olup olmadıklarını anlayın.” (1. Yuhanna 4:1)

Bu nedenle Yehova Şahitleri’ni değerlendirirken yalnızca söylediklerine veya disiplinli yaşam tarzlarına bakmak yeterli değildir. Asıl önemli olan, öğretilerinin Kutsal Kitap’ın bütünsel mesajıyla ne kadar uyumlu olduğudur.

Sonuç olarak Yehova Şahitleri, Hristiyan terminolojisini kullansalar da, İsa Mesih’in kimliği ve Tanrı’nın doğası gibi Hristiyan inancının merkezinde yer alan konularda tarihsel Hristiyanlıktan ciddi biçimde ayrılmaktadır. Bu nedenle onların öğretilerini dikkatle incelemek ve her iddiayı Kutsal Kitap ışığında değerlendirmek büyük önem taşımaktadır.