Domuz Eti


Sevgili ziyaretçimiz, bu makalemizde “Domuz Eti” kavramını Hristiyan bakış açısıyla irdeleyeceğiz. Bizim temel kaynağımız Tanrı sözü olan İncil’dir. Eğer kargo dahil ücretsiz İncil almak isterseniz aşağıdaki linkten formu doldurmanız yeterlidir. Size iyi okumalar diliyoruz.

Talep Formu

Bazen insanlar “domuz eti yenilebilir mi, zararlı mı?” diye düşünür.

Eğer et doğru bir şekilde pişirilmezse, etin içindeki parazitler hastalığa sebep olabilirler. Bu durum tavuk eti için olduğu kadar, koyun eti veya dana eti için de aynıdır. Yani domuz etinin sağlığa zararlı olabileceği yönündeki endişeler, iyi pişirilmediği takdirde; kümes hayvanları, av etleri, küçük baş ve büyük baş hayvanların etleri için de geçerlidir.

Bazen de insanlar domuz eti yemenin dini açıdan zararlı olup olmadığını; imana zarar verip vermediğini tartışırlar.

Mesih İsa dini açıdan insanı kirleten ve imana zarar veren şeyi şu şekilde açıklamıştır:

İsa, halkı yanına çağırıp onlara, “Dinleyin ve şunu belleyin” dedi. “Ağızdan giren şey insanı kirletmezİnsanı kirleten ağızdan çıkandır.” Matta 15:10

Görüldüğü üzere Tanrı’nın yarattığı bir şeyi yememiz ya da bu şeyi yemekten kaçınmamız, Tanrı’nın bizlerin imanını ya da ruhani hayatını onaylaması veya reddetmesi anlamına gelmiyor. Çünkü ayet, “İnsanın dışında olup içine giren hiçbir şey onu kirletemez. İnsanı kirleten, insanın içinden çıkandır” diyerek (Markos 7:15), günahın içsel bir problem olduğuna dikkat çekmektedir.

Günahı ya da ruhsal anlamda kirliliği (murdar) dışsal şeylerde değil, içsel gerçeklikte (yürekte) görmemiz esastır.

Sonuç olarak domuz eti yemek ya da yememek, kişisel bir seçimdir; dindarlığın bir yaptırımı değildir.

Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz? Ne var ki ağızdan çıkan, yürekten kaynaklanır. İnsanı kirleten de budur. Çünkü kötü düşünceler, cinayet, zina, fuhuş, hırsızlık, yalan yere tanıklık ve iftira hep yürekten kaynaklanır. İnsanı kirleten bunlardır. Matta 15:17-20

Nasıl ki, bir avuç su ile ruhumuzun kirliliğini yıkayamayacağımız gibi, domuz eti yemekle de ruhumuzu kirletmeyiz ya da domuz etinden kaçınmakla daha kutsal olamayız.

Koloseliler 2:20-21 ayetlerinde Pavlus’un ne dediğine bakın: “Mesih’le birlikte ölüp dünyanın temel ilkelerinden kurtulduğunuza göre, niçin dünyada yaşayanlar gibi, “Şunu elleme,” “Bunu tatma,” “Şuna dokunma” gibi kurallara uyuyorsunuz?”

Görüldüğü üzere bu ayette imanın kalitesini belirleyen şey, kişinin Mesih İsa ile olan ilişkisidir. Yani Tanrı ile diri bir ilişki, Tanrı’nın Kutsal Sözleri’ni temel alan bir yaşam söz konusu olmadıkça, yaptığımız hiçbir iş bizleri Tanrı’da daha kutsal ya da daha kabul edilebilir bir kişi yapmaya yetmez. Bu yüzden diğer bir ayet de şöyle söylemektedir:

Bu nedenle kimse yiyecek içecek, bayram, yeni ay ya da Şabat Günü konusunda sizi yargılamasın. Koloseliler 2:16 

Tanrı’nın Sözü olan Kutsal Kitap iman ve itaat konusunda tek rehberimizdir. Öyleyse günah ya da kutsallık konusunda ya da ruhani hayata dair herhangi bir konuda, ne bir geleneği ne kültürümüzün öğretisini ne mevcut dünya görüşünü ne de bir çoğunluğun hemfikir olduğu için bir öğretiyi olduğu gibi kabul edemeyiz; her görüşü Tanrı’nın öğretisi ile sınarız.

Kuzu etini yerken daha çok lütuf kazanıyor; domuz eti yerken kazandığımız lütufları kaybediyor değiliz.

Çünkü Tanrı bizleri yaptığımız işlere göre değil, Mesih’e olan imanımızla kabul ediyor.

Tanrı aklımızın ve yüreğimizin, “gerçek, saygıdeğer, doğru, pak, sevimli, hayranlık uyandıran, erdemli ve övülmeye değer” şeylerle meşgul olmasından hoşnut olur (Filipililer 4:8). Kutsal bir yaşama dair olan bu tanıma baktığımızda, domuz eti yemenin ya da yememenin burada söz konusu edilemeyeceğini görmekteyiz.

“Benliğin işleri” olarak ifade ettiğimiz ve insanın iç varlığında olan günahı ayetler, “fuhuş, pislik, sefahat, putperestlik, büyücülük, düşmanlık, çekişme, kıskançlık, öfke, bencil tutkular, ayrılıklar, bölünmeler, çekememezlik, sarhoşluk, çılgın eğlenceler” gibi terimlerle özetlemektedir (Galatyalılar 5:19-21). Günahın buradaki tanımına baktığımızda; insanı yaratıldığı amacın dışına çıktığı durumları, insanlığa yakışmayan ve Tanrı’nın Yasası’na (On Emir) aykırı olan şeyleri görmekteyiz.

Eğer Tanrı her şeyi çok iyi yaratmışsa, bizler yeme-içme gibi kişisel tercihlerimizi dinin öğretisiymiş gibi, başkalarına dayatamayız. Başka bir ayetin ne dediğini hatırlayın:

Belli bir günü kutlayan, Rab için kutlar. Her şeyi yiyen, Tanrı’ya şükrederek Rab için yer. Bazı şeyleri yemeyen de Rab için yemez ve Tanrı’ya şükreder. Romalılar 14:6

Özetle, Tanrı’yı hoşnut etmek için insanın yapacağı şey, bir şeyi yemek ya da bir şeyi yemekten kaçınmak değildir:

Onlar da şunu sordular: “Tanrı’nın istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?” İsa, “Tanrı’nın işi O’nun gönderdiği kişiye [Mesih İsa’ya] iman etmenizdir” diye yanıt verdi. Yuhanna 6:28-29