Bağımlılık Nedir?


Sevgili ziyaretçimiz, bu makalemizde bağımlılık konusunu Hristiyan bakış açısıyla irdeleyeceğiz. Bizim temel kaynağımız Tanrı sözü olan İncil’dir. Eğer kargo dahil ücretsiz İncil almak isterseniz aşağıdaki linkten formu doldurmanız yeterlidir. Size iyi okumalar diliyoruz.

Talep Formu

Bağımlıyız Çünkü…

Bağımlılıklarımız var, evet. Çünkü kimsenin kimseyi görmediği bir dönemde yaşıyoruz. Kimsenin kimseye bakmadığı, kimseyi dinlemediği, umursamadığı bir dönemde yaşıyoruz. Yanımızdan insanlar geçiyor, yardımlarına ihtiyaç duyuyor; sesleniyoruz. Kimi duymuyor, kimi duymazdan geliyor, kimiyse bakıp yoluna devam ediyor. Ve biz, bağlanıyoruz. Tutunduğumuz şey bağımlılık oluyor. İnsanlar bize sırtını döndükçe, biz, hayatımızı mahvedecek olgulara bağlanıyoruz.

Kimi bağımlılık, kendimizi göstermek için, kimiyse başkalarının görmediği, “bizi”, biz de görmek istemediğimiz için. Ama her bağımlılık aynı köke delicesine tutunuyor; sevgisizlik. Öyle bir tutunuyor ki hem de koparıp atmaya kalksak, canımız çıkacak sanki. Halbuki canımızı, bu bağımlılıklar çıkarıyor, görmüyoruz; insanların bizi görmediğinden daha fazla hem de.

Yeni bir şey yapacağınız, hayatınıza bir şey ya da bir insan ekleyeceğiniz o andan tam bir saniye öncesinde, ne hissettiğinize hiç odaklandınız mı? Kocaman-bir-boşluk. Ve o boşluğun birçok nedeni vardır: umutsuzluk, işsizlik, yalnızlık, dışlanma, gelecek kaygısı, terk edilme, başarısızlık ve çok daha fazlası. Her bağımlılığın kökeninde yatan asıl neden, boşluktur, sevgisizliğin getirdiği boşluk. Ve boşluklar, onları doldurmaya çalıştığımız bağımlılıkları tetikler; eğer o boşlukları, yanlış şeylerle doldurursak.

Bir boşluğu, hayal edebileceğimizden çok daha fazla şey doldurabilir. Sadece sigara, alkol, uyuşturucu ya da seks olması gerekmiyor. Takıntı haline getirdiğimiz bir arkadaşımız, düşünmemek için tutunduğumuz işimiz, kendi hayatımızdan kaçmak için kullandığımız başkalarının hayatları; diziler ve dedikodu, aslında tek ihtiyacımızın bunlar olduğuna kendimizi ikna ederek aldığımız evler, arabalar, eşyalar, giysiler ve çok daha fazlası…

Bir kadın, yaşadıklarını yok saymak için çocuğuna bile bağlanabilir. Bir çocuk yaşadığı acılardan korunmak için duygusuzluğa bağımlı olabilir mesela. Bir dede yaşlanmaktan korktuğu için geçmişinin bağımlısı olurken, gencecik bir kız geleceğinin bağımlısı olup bu gününü yok sayabilir. Çok zengin oldukları için ailesi de dahil olmak üzere, etrafındaki herkes tarafından mutlu olduğu sanılan bir ergen, asıl istediği şeyin ilgi ve sevgi olduğunu gösteremediği için, öfkesinin bağımlısı olabilir mesela. Ya da daha babasını örnek alacak kadar onu tanıyamayan ufacık bir erkek çocuğu, babasını kaybetmenin acısını bastırmak için, bulabildiği her şeye sarılmanın bağımlısı olabilir…

Bir şeye bağımlı olmak için, o şeyin üç boyutlu olmasına gerek yok. İnsanlar görmediklerine de bağımlı olabilirler. Görmedikleri halde, yaşamak için ihtiyaçları olan teşviki onlardan alabilirler. Ve bazen bunlar o kadar soyut kavramlardır ki, en yakınları bile bunu fark edemez. Eğer fark edebilselerdi, karşılarındakinin bağımlı olmasına gerek kalmazdı zaten.

Bazense durum bu kadar komplike değildir. Sadece genetiktir bazı bağımlılıklar. Kendisi ya da eşi uyuşturucu bağımlısı olan bir annenin karnındaki bebek de, bir uyuşturucu bağımlısı olarak doğabilir elbet. Bunun için onu kim suçlayabilir? Ya da hiperaktivitesi olan bir kişi, hayatın temposuna uyum sağlayamadığı için, artan dakikalarını doldurarak diğer insanlara yetişmeye çalışıyorsa; bunun için kim yargılayacak onu?

Bağımlılıklarımızdan Özgürüz Çünkü…

Peki etrafımızda bu kadar çok şey olurken, yaşadığımız her saniye bize, bağımlı olmak için yeni bir neden ve olanak sunarken; tüm bu sahte ve geçici bağlardan nasıl sıyrılabilir canımız? Bedenlerimizi nasıl koruyabiliriz bunlardan? Ya ruhlarımızı? Sonsuzluğumuzu nasıl kurtarabiliriz bağımlılıklarımızın elinden? Belki de ilk adım şunu kabul etmektir: biz, yapamayız.

İnsanlar olarak bazı şeyleri tek başımıza yapmaya gücümüz yok. Yardıma ihtiyacımız var. Bedenimizi bağımlılıklardan kurtarabilecek dünyasal yardım olanakları var elbet. Ama ya düşüncelerimiz ve ruhumuz? Ruhumuzu, en büyük ve her an ensemizde olan günah bağımlılığından kim kurtaracak? Bize kim yardım edecek?

İsa Mesih

Ondan başka kimse, ruhlarımızın kurtuluşu ve özgür oluşu için bizlere yardım edemez. Çünkü O, bu dünyaya geldi. Söz, bizim uğrumuza insan oldu ve aramızda yaşadı. Günaha bağımlı bir bedende, yaşadığı 33 yıl boyunca tek bir günah bile işlemedi. Denendi, ama günah işlemedi. Kutsaldı evet, ama en az bizimkiler kadar da kusurlu bir bedende yaşadı. Yine de ak, pak, günahsız öldü ve dirildi. Çünkü daha dedikodu yapmak kadar basit bir bağımlılıktan bile, kendi gücüyle kurtulamayan biz insanların, günah denen en büyük bağımlılıktan kurtulmaya ihtiyacı vardı. Ve bizi, O’ndan başkası özgür kılamazdı. Çünkü O günahlı bir bedende, tek bir günah bile işlemeyen tek insanoğluydu.

Eğer İsa Mesih’in; dışlanma, acı, terk edilme, yalnızlık gibi duygularımızı; açlık, susuzluk, şiddet gibi çaresizliklerimizi anlamadığını düşünüyorsak; İncil’i açıp okuyalım derim. Eğer, ‘’O benim neler yaşadığımı anlayamaz’’ diyorsak, İsa Mesih hakkında yazılmış şu sözlere bi’ göz gezdirelim: ‘’O RAB’bin önünde bir fidan gibi, kurak yerdeki kök gibi büyüdü. Bakılacak biçimden, güzellikten yoksundu. Gönlümüzü çeken bir görünüşü de yoktu. İnsanlarca hor görüldü, yapayalnız bırakıldı. Acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı. İnsanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüldü, O’na değer vermedik. Aslında hastalıklarımızı O üstlendi, acılarımızı O yüklendi. Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını, vurulup ezildiğini sandık. Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden O’nun bedeni deşildi, bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza O’na verildi. Bizler O’nun yaralarıyla şifa bulduk. Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık, her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını O’na yükledi.’’ (Yeşaya 53:26)

İsa Mesih bizim acılarımızı anlıyor ve neden bir şeylere böylesine bağımlı olduğumuzu da biliyor. Yüreklerimizin derinlerinde yatan ve daha bizim bile fark etmediğimiz ya da dile getiremediğimiz; kendimize bile söyleyemediğimiz acılarımızı görüyor. Onlara dokunmak ve şifa vermek istiyor.

Kabul etsek de etmesek de, bağımlılıklarımız; iyileşmeye ihtiyaç duyduğumuz bedensel ya da ruhsal yaralarımızdan kaynaklanıyor. Aldığımız dünyasal yardımlar ne kadar etkili olursa olsun, bu yardımlar ruhumuzu günah bağımlılığından kurtaramaz. Çünkü sadece bir saniye içerisinde kafamızdan geçirdiğimiz tek bir yanlış düşünce bile, günahtır. Ve biz insanlar, bu basit günahı bile günde binlerce kez işliyoruz. Kim düşüncelerini bu dengi dizginleyebilir ki?

Pavlus’un Romalılar’a ve hepimize yazdığı mektubundaki, ‘’Bu çağın gidişine uymayın; bunun yerine, Tanrı’nın iyi, beğenilir ve yetkin isteğinin ne olduğunu ayırt edebilmek için düşüncenizin yenilenmesiyle değişin.’’ (Romalılar 12:2) sözlerini kim kendi gücüyle yerine getirebilir?

İşte bu yüzden bizi her türlü bağımlılıklarımızdan özgür kılacak, kurtaracak, bize yardım edecek ve üstesinden gelme gücü verecek Rab Tanrı’mızla barışmaya ve bu gücü O’ndan almaya ihtiyacımız var. Mesih bizim Tanrı ile olan barışımızdır.

‘’Böylece imanla aklandığımıza göre, Rabbimiz İsa Mesih sayesinde Tanrı’yla barışmış oluyoruz.’’ (Romalılar 5:1)

Tanrı’yla barışmaya ihtiyacımız var. Bedensel, zihinsel ve ruhsal yaralarımızdan; tüm bunların neden olduğu bağımlılıklarımızdan bizi ancak O kurtarabilir. Tanrı bağımlılık kavramını yok edebilir. 2. Korintliler 10:6 der ki: ‘’Mesih’e tümüyle bağımlı olduğunuz zaman, O’na bağımlı olmayan her eylemi cezalandırmaya hazır olacağız.’’

Böylece biliriz ki, kurtuluşumu sağlayacak olan tek kişi olan Mesih’e bağlandığımızda, O’na bağımlı olmayan her eylemi; yani bize zarar veren her bağımlılığımızı yeneceğiz. Boşluğa neden olan sevgisizliğimizi, O’nun sonsuz sevgisi dolduracak ve artık o boşlukları geçici bağımlılıklarla doldurmak zorunda kalmayacağız. Çünkü Tanrı’nın sevgisi kalplerimize girince, bizi içten ve derin bir şekilde öyle bir saracak ki, tüm dünya bizi sevmediğinde bile; en sevilen gibi hissedeceğiz.

O’nun sevgisi, hepimize yeter ve tüm boşlukları doldurarak bağımlılıklarımızı en derinden kırar. Bağımlılıklardan özgür bir hayat için gereken tek şey, yüreğimize Tanrı’nın sonsuz sevgisini almaktır.

Esen Kalın

Benzer makaleler okumak isterseniz aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Benzer Makaleler