Van'da Deprem Orada Sesimi Duyan Var Mı?


Kötü haberler üst üste gelir ya hani, işte öyle bir zamandayız. Geçen hafta saldırıda ölen askerler ve şimdi de Van’da meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki korkunç deprem. Bu deprem, birçok kişinin canını aldı. Birçok hayatı altüst etti. Binlerce kişi sokakta perişan vaziyette, başlarını sokabilecek bir evleri dahi kalmadı artık.

Birçok kişi yakınlarını binaların enkazları altında arıyor. Bir Baba enkazın yanında, ”Fatoş! Fatoş!” diye bağırarak kızına ulaşma umuduyla çabalıyor. Bir başka vatandaş enkaz altında karısının ve dört aylık bebeğinin olduğunu söyleyip ağlayarak yardım bekliyor. Etrafta arama ve kurtarma görevlileri sürekli olarak, ” Orada sesimi duyan var mı?” diye seslenerek bir kişiyi daha kurtarma ümidiyle haykırıyor. Bu noktada benim aklımda sürekli yankılanan bir kelime var. Millet olarak gayet başarılı bir şekilde yaptığımız bir eylem olan, ”unutkanlık”. Bir gün önce yaşadıklarımızı bir gün sonra unutuyoruz.

17 Ağustos depreminden bu yana yüzyıllar mı geçti? Hala o anki anılar zihnimizde canlılığını korumuyor mu? Profesörler televizyona çıkıp bağıra bağıra söylemediler mi, “deprem öldürmez bina öldürür” diye? Ama ne yazık ki unutuyoruz. Unuttuğumuz başka şeylerde var. Biz değil miydik ülkece geçen hafta kenetlenen? Biz değil miydik umut dolu sözler söyleyen, kardeşlik mesajları veren? Peki ne oldu da bugün birçok kişi orada burada duvar yazılarında, konuşmalarda Van’daki deprem hakkında ilahi adalet şeklinde yorumlar yapabiliyor? “Oh olsun” diyorlar. “Onlara az bile” diyebiliyorlar.

Nasıl, Nasıl, Nasıl?

Bu aslında seküler dünya için gayet normal bir bakış açısı. Şarkılarda da duyarız ya sıklıkla, ‘’Bana gelen Sana gelsin’’ diye, işte böyledir günümüzün düşüncesi. Dünyada nereye bakarsam bakayım hep bunu görürüm, fakat bir yer hariç. O yer Çarmıh’tır. Tanrı orada, “Bana yaptığınız itaatsizliğin karşılığını kendi üzerime alıyorum ki siz kurtulasınız” demiştir. İsa Mesih bugünkü seküler görüş gibi şöyle dememiştir: “Bana vurduğunuzun on mislini Allah ta size yapsın ya da Allah hepinizi cehennemde diri diri yaksın” dememiştir. Dünyada hizmet ettiği süre boyunca sürekli iyi olanı yapmanın erdeminden bahsetmiştir. Yeryüzünde kimse bize tokat atıldığında diğer yanağımızı çevirmemizi söylemez. Tam aksine yargı, ”dişe diş göze göz”dür. Bugün kimse bize düşmanımızı dahi sevmemizi ve onun için hayır duası etmemizi söylemez, hatta bunu uygun görmez.

Fakat İsa bunu buyurmuştur. O en büyük acıları tattığı çarmıhta, kendisini çarmıha gerdiren kişilerin kahkaha ve küçümseyici sözleri arasında şu mükemmel sözler ağzından dökülü vermiştir, ‘’Baba onları bağışla çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar.’’ (Luka 23:34) İşte bu sözler tam anlamıyla İLAHİ sözlerdir. Yeryüzünde böyle bir anı hiçbir yerde, hiçbir peygamberin sözünde bulamazsınız. 

Tahmin ediyorum birçoğumuzun kulağına bu sözler saçma ve itici gelebilir ve diyebilir ki, ”neden düşmanımı sevmeliyim, neden onları affedeyim böyle saçma şey mi olur yahu”. İşte bu bize şunu gösterir, bizim düşüncelerimiz ve fikirlerimiz ile Tanrı’nın düşünceleri arasında derin bir uçurum vardır. Kutsal Kitap’ta RAB Tanrı şöyle der:

“Çünkü benim düşüncelerim sizin düşünceleriniz değil, sizin yollarınız benim yollarım değil” diyor RAB. “Çünkü gökler nasıl yeryüzünden yüksekse, yollarım da sizin yollarınızdan, düşüncelerim düşüncelerinizden yüksektir. ‘’ (Yeşaya 55:8-9)

Bu nedenle insan, Tanrı olmaksızın kendi başına böyle bir sevgiye sahip olamaz. 

Narnia Günlükleri’nin yazarı olan dünyaca ünlü düşünür C.S. Lewis, uzun süre boyunca benimsediği Ateist inancını terk edip neden Hristiyanlığı seçtiğini açıklarken şunu demiştir: Hristiyan inancına inanıyorum çünkü Hristiyanlık bir insanın uyduramayacağı bir inançtır. Hristiyanlık farklıdır çünkü onun kurucusu farklıdır. İsa bu dünyanın pohpohlayıcı politikalarından, insani egomuzun tatminine kadar bütün düşünce yapımıza meydan okur. Amacı, bizim Tanrı’nın düşüncelerine sahip olmamızdır.

Bugün günah yüzünden ölmekte olan, enkaz altında kalmış bizlere Tanrı haykırıyor ve diyor ki, ”Orada Sesimi Duyan Var mı?

Eğer unutkan, kibirli, övüngen, kendi çıkarını arayan birisi olmak yerine; Mesih İsa’nın sahip olduğu bu sevgiye ve yüreğe sahip olmak istiyorsanız, O’nu hayatlarınıza çağırmanız ve kurtarıcınız olarak kabul etmeniz yeterlidir. O zaman Tanrı, sizin hayatınızı değiştirecek ve kendi sevgisini yüreğinize boşaltacaktır.

Esen Kalın.