Hristiyanlık Modern Bilimi Ret Eder mi ?


Hristiyanlık Modern Bilimi Ret Eder mi ?- Bilimsel keşifler, Kutsal Kitap ile çatışmaz mı, hatta Kutsal Kitap’ı çürütmez mi?

Modern bilim Kutsal Kitap’ı çürütmemiş midir?

Bilimsel keşifler, Kutsal Kitap ile çatışmaz mı, hatta Kutsal Kitap’ı çürütmez mi?
Muhtemelen birçoğunu şaşırtsa da bilim çoğunlukla Kutsal Kitap’ta var olan bilgileri tekrar dile getirir. Haydi, birkaç örneğe bakalım. . .

1. Türler aynı türleri üretir. (Yaratılış 1). Kutsal Kitap Tanrı’nın bizi kendi benzerliğinde yarattığını söyler. Bilimde türlerin kendi benzerliğinde türler yarattığını göstermiştir. Bir türden başka bir türün ürediğini gösteren fosiller hala daha bulunamamıştır. Bilim (Mikro evrim) türlerin kendi içinde koşullara adaptasyonunu gösterir ancak başka bir türe dönüşmesini (Makro evrim) ispatlamamıştır. Bu bilimsel gerçek Kutsal Kitap ile uyuşum içindedir.

2. İnsanların Üremesi. Bazı insanlar tüm insan ırkının sadece iki insandan (Adem ve Havva) gelmiş olabilmiş olmasını gülünç bulur. Ancak, bilim bu olasılığı çürütmemekte hatta desteklemektedir. Bilim test edilebilen ve tekrarlanabilen deneyler ile ortaya konulan iddiaları ciddiye alır. İnsan üremesi görülebilir ve test edilebilirdir. Bir kadın ve erkek üçüncü bir şahısı üretebilir ve bu tekrar tekrar yapılabilinir, üretilenler başkalarını üretebilir ve daha büyük bir nüfus ortaya çıkar. Bilim bunu kanıtla destekler. İnsan üremesi için geçmişte başka bir yol kullanıldığına dair bir kanıta daha rastlanmamıştır.

3. Tüp bebek. Günümüzde bir kadın ve bir adam, çocuk sahibi olmak için seks yapmak zorunda değillerdir. Tüp bebek yöntemi ile kadın hamile kalabilir. Bu keşif bizim düşünüşümüzdeki ve bilimimizdeki ilerlemeyi gösterir. Yine de, Kutsal Kitap, İsa Mesih’in bakireden doğmuş olduğunu iddia eder.

4. Mikroplar. İnsanlar birkaç asır öncesine kadar mikropların doğasını anlamamışlardır. Ancak Eski Antlaşma’da yer alan yiyeceğin ve bedenin temizliği hakkındaki yasalara baktığımızda mikroplardan korunmak için ortaya konan standartları görebiliriz. Unutulmaması gereken mikropların varlığından haberdar olmayan insanlığa bu yasaların binlerce yıl önce Tanrı tarafından verilmiş olmasıdır.

5. Dünyanın şekli ve evrenin düzeni. Kutsal Kitap, Galileo’dan çok uzun zaman önce, insanlar dünyayı düz zannederken “Dünyanın çemberliğinden” bahsetmiştir. İnsanlık astronomiyi anlamadan önce, Kutsal Kitap’ta Tanrı gökyüzünü yıldızlarla kaplayıp hepsinin yerini belirlediğini bildirmişti. Evreni yaratan ve düzenini oluşturan Tanrı’dır. Bizim yaptığımız O’nun yarattığı bu düzeni ve O’nun kudretinin işlerini anlayama ve gözlemlemeye çalışmaktır. Bir çok bilim adamı bu nosyon (Tanrı’nın hükmettiği evren) ile doğayı ele almış ve keşiflerde bulunmuştur (örneğin Bay Isaac Newton).

Evrenin düzeni ve kuvvetleri incelenebilirdir ancak bunları meydana getiren ne olmuştur? Günümüzde bilim adamları büyük birleşmiş bir alan teorisinin peşindedirler. Bu teori kuantum teorisi ile astrofiziği tek bir kuvvet/teori altında birleştirmeyi amaçlamaktadır. Aradıkları büyük birleşmiş bir alan aslında Tanrı’nın kendisidir. Varlıkların astronomik bir yüzeyde farklı, mikroskobik bir yüzeyde farklı şekilde çalışacağını kararlaştıran Tanrı’dır. Boyut göreli ve önemsizdir. Varlıklar astronomik bir yüzeyde farklı, mikroskobik bir yüzeyde farklı şekilde çalışmamalıdır ancak farklıdırlar. Birçok bilim adamı çalışmalarına daldıkça şaşkınlık geçirirler çünkü çalışmalarının başında Tanrı’yı esas olarak almamışlardır. Bir kuvvet keşfedilse bile (yer çekimi gibi) bu kuvvetin nasıl oluştuğuna cevap bulunmamaktadır.

Varılan Nokta: Eğer Kutsal Kitap, tıp ve bilim alanlarında insanların bilgisini aşan bilgileri içerirse, o zaman biz sadece orada bizden öte bir şeyin olduğu sonucuna varabiliriz. Her defasında O’nsuz açıklamalar bulmaya çalışmak yerine O’nun yaratıcılığını kabul etmek gözlemlerimizi çok daha kolaylaştıracaktır. Eğer Tanrı oradaysa ve gerçekse, biz onu tahtından indiremeyiz. Her şey O’nun kontrolü altındadır ve bunu hiçbir şey değiştiremez. Bilimsel keşifler sadece Tanrı’nın dizaynını gözler, anlamaya çalışır ve kullanır.

Evrim teorisi gibi yaşamın kaynağı olarak Tanrı’yı reddeden teoriler cevapsız sorularla dolu kaos kuyularından başka bir şey oluşturamamaktadır:

Niçin bizim Yaratıcımızı tanımayalım?

Tanrı, bize Kutsal Kitap’ında Kendisi hakkında, bizim maksadımız ve bizim dünyamız hakkında bilgi vermiştir. Bu yaşamı anlamaya başlamanın en mükemmel adımı Kutsal Kitap’ı okumaktır.

http://www.kampusweb.com/ sitesinden alınmıştır