Hac Yolculuğu


Hac Yolculuğu Nedir? – Sevgili ziyaretçimiz, bu makalemizde “Hac Yolculuğu” kavramını Hristiyan bakış açısıyla irdeleyeceğiz. Bizim temel kaynağımız Tanrı sözü olan İncil’dir. Eğer kargo dahil ücretsiz İncil almak isterseniz aşağıdaki linkten formu doldurmanız yeterlidir. Size iyi okumalar diliyoruz.

Talep Formu

Hac Yolculuğu Nedir?

Sayın Okurumuz, Hac yolculuğu düşüncesi Eski ve Yeni Antlaşma’da çok güçlü bir yere sahiptir. Hac yolculuğunun ruhsal önemi sıklıkla fiziksel yolculuklarda ve denenmelerde gösterilir. İbrahim’in iman yolculuğundan Pavlus’un misyon yolculuklarına kadar olan tüm yollarda.

Yaratılış kitabında Tanrı’nın İbrahim’i, kendisine güvenmesi için nasıl belirli bir şekilde çağırdığını görmekteyiz. Tanrı, onun soyunu büyük bir ulus yapacağı vaadini verdi ve miras alacağı topraklara gitmesi için ülkesini bırakmasını söyledi.

Sonra, İbraniler mektubunda, İbrahim’in hac yolculuğu hakkında daha fazla şey söylendi:

”İmanla İbrahim miras alacağı yere gitmek için çağrıldığında itaat etti ve nereye gittiğini bilmeden yola çıktı. İmanla, vaat edilen topraklara yolculuğa çıktı, geçici olarak yabancı bir ülkede kaldı, aynı vaadin mirasçıları olan İshak ve Yakup ile çadırlarda yaşadı; Çünkü mimarı ve kurucusu Tanrı olan temelli kenti bekliyordu.” İbraniler(11:8-10) 

Kutsal Kitap özellikle Yeruşalim veya Siyon’a olan birçok fiziksel yolculuklardan bahseder. 15 tane Mezmur, özellikle Yeruşalim’e hac yolculuğu için yazılmıştır.(Bakınız Mezmurlar 120-134). Bu Mezmurlar, Yahudilerin, tepedeki şehir olan Kudüs’e kadar dik yamaca tırmandıklarını simgelediği için onlara, ”Yükseliş Mezmurları” denir. Peygamber Mika şunu der; “Birçok ulus gelecek ve ‘Haydi, RAB’bin Dağı’na, Yakup’un Tanrısı’nın Tapınağına çıkalım’ diyecekler, ‘O bize kendi yolunu öğretsin, Biz de O’nun yolundan gidelim.’ ”(Mika 4:2).

Ancak Kutsal Yazılardaki en önemli hac yolculuğu Mısır’dan Çıkış bölümündedir (Musa’nın İsrailoğullarına Mısır’dan çıkışta önderlik ettiği hikaye). Çöl, denenmeler, ayartılar ve günahlarla beraber vaat edilmiş topraklara doğru bitmeyen yolculuk… Bu bölüm, yolculuk ile imanın  ve yaşamın dönüşümünü gösteren ilişkinin, birincil modellerinden biri haline geldi.

Yeni Antlaşma’da Haç Yolculuğu

Yeni Ahit’te hac yolculuğunun önemini, fiziksel bir yolculuk anlamından çok, şu anki günlük hayatımızı, bizi sonsuz yaşama daha da yaklaştıracak bir biçimde yaşama olarak görüyoruz.

Matta İncil’inde İsa’nın doğumundan sonra ortaya çıkan üç hacı vardır:

“Bakın, Kudüs’e doğudan gelen hacılar şunu diyorlar, Yahudilerin yeni doğan kralı nerede? Onun yıldızının doğuşunu gördük ve ona tapınmaya geldik ”Matta (2:1-2). 

Efsanelerden ayrı olarak, uzak bir ülkeden gelen büyük kültürün bu insanları hakkında çok az şey biliniyor, ancak hac yolculuğuna dair düşünceyi güzel bir şekilde yansıtıyorlar. Papa Benedict XVI’nin, “Nasıralı İsa” adlı romanının 3. cildinde yazdığı gibi:

“Doğu’nun Bilge Adamları… İnsanlığın Mesih’e doğru gidişini temsil ediyorlar, tarih boyunca sürecek bir kafileyi başlatıyorlar. Bunlar yalnızca Mesih’e giden yolu bulmuş insanlar değiller. Bunlar insan ruhunun içerisindeki arzuyu, dinlerin ve insan mantığının İsa Mesih ile karşılaşmasını temsil ediyorlar.” Bu perspektif ile biri herhangi bir dini hac yolculuğunun, Hristiyan manada, bilerek ya da bilmeyerek Tanrı’yı aramak olduğunu görebilir.

Çocukluk Anıları, Kutsal Ailenin çıktığı bir hac yolculuğu hikâyesini içerir:

“Her yıl İsa’nın ailesi Yeruşalim’e Fısıh Bayramı için giderdi ve İsa 12 yaşındayken onlar yine Fısıh bayramı için gelenekler uyarınca gittiler”(Luka 2:41-42).

12 yaşındaki İsa, ailesinden habersiz bir şekilde tapınakta kalır ve oradaki din bilginleri ile Babası hakkında konuşur.

İsa’nın hizmete başlamasından sonra Ürdün nehrindeki vaftizini takiben O’nun tüm hizmeti Filistin yolları boyunca Yeruşalim’e doğru gün be gün bir hac yolculuğu gibi, gözler önüne serilir. Mesih’in çarmıh üzerindeki ölümü hac yolculuğunun gelişen tanımı üzerinde oldukça büyük bir etkiye sahiptir. O’nun kurbanı, cennete olan yolculuğumuz boyunca, kurtuluş fikrini ve deneyimlediğimiz şeyin geçici doğasını gösterir.

Bizler Müjdelerde ve Eçilerin İşlerinde bunu görmekteyiz. Onlar bize İsa’nın ölümünün nasıl cennetin kapısını açtığını anlatır. Bu anlayışla, bizler fark ederiz ki, şu anda yüzleştiğimiz zorluklar, denenmeler, acılar, ayartılar, kaygılar ve sorunlar; kurtuluşa giden yolculuğumuzda, yüceltmemiz için sunduğumuz kurbanlar olabilirler.

Diriliş aracılığıyla ölümden yaşama geçtikten sonra, Pentikost’ta Kutsal Ruh tarafından  yönlendirilen İsa’nın ilk öğrencileri, müjdeyi yayarak tüm dünyayı dolaşırlar. Şehit edildikten sonra, elçilerin mezarları eski Hristiyanlar tarafından, özellikle Roma’daki St. Peter ve Paul, saygı gösterilen yerler oldular. Ünlü Kilise Tarihçisi Eusebius, A.D. 200’de şöyle yazar: “Gerçekten de, Eğer Vatikan’a ya da Ostia’ya gitmek isterseniz, bu kiliseyi kurmuş olanların hatıralarını bulacaksınız.”

12 Elçinin (Yuhanna hariç hepsi şehit edilmiştir) resmi hac yolculukları, İspanya’dan Hindistan’a ve Etiyopya’ya kadar yayılır. Kilisenin geleneksel hikayeleri, her elçi ile (ve Yeni Ahit’in diğer figürleri ile), öldükleri yerleri ve geride bıraktıkları eserleri eşleştirir.

Elçi Yuhanna, Vahiy kitabında imanlılara, Tanrı’nın öngördüğü sona yaklaşana kadar, yeryüzündeki yaşamımızın geçici bir durum olduğunu hatırlatır.

Esen Kalın.

Benzer makaleler okumak isterseniz aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Benzer Makaleler