Barnabas İncili


Sevgili ziyaretçimiz, bu makalemizde Barnabas İncili’ni Hristiyan bakış açısıyla irdeleyeceğiz. Bizim temel kaynağımız Tanrı sözü olan İncil’dir. Eğer kargo dahil ücretsiz İncil almak isterseniz aşağıdaki linkten formu doldurmanız yeterlidir. Size iyi okumalar diliyoruz.

Ücretsiz İncil

Kısaca

Barnabas İncili, özellikle son yıllarda “gerçek İncil” olduğu iddiasıyla sıkça gündeme gelen tartışmalı bir kitaptır. Bazı kişiler bu eserin Hristiyanlık tarafından gizlendiğini ve İsa Mesih’in gerçek öğretilerini içerdiğini ileri sürmektedir. Özellikle İsa’nın çarmıha gerilmediği, yerine Yahuda’nın öldüğü ve Hz. Muhammed’in gelişinin önceden haber verildiği yönündeki ifadeler nedeniyle Barnabas İncili birçok kişinin ilgisini çekmektedir. Ancak tarihsel araştırmalar ve mevcut el yazmaları incelendiğinde, bu kitabın İsa Mesih’in döneminde veya Elçi Barnaba tarafından yazılmadığı anlaşılmaktadır. Peki Barnabas İncili nedir? Ne zaman yazılmıştır? Gerçekten ilk Hristiyanların kullandığı bir İncil midir? Bu makalede Barnabas İncili’nin kökenini, içeriğini ve tarihsel güvenilirliğini inceleyeceğiz.

Barnabas İncili Nedir?

Barnabas İncili, İsa Mesih’in yaşamını ve öğretilerini anlattığını iddia eden, ancak Yeni Antlaşma’da yer almayan bir kitaptır. Adını Elçilerin İşleri ve Pavlus’un mektuplarında adı geçen Barnaba’dan almaktadır. Bu nedenle birçok kişi ilk bakışta kitabın İsa Mesih’in havarilerinden biri olan Barnaba tarafından yazıldığını düşünmektedir.

Ancak Barnabas İncili, Hristiyanların Kutsal Kitap olarak kabul ettiği dört İncil’den biri değildir. Ne Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncilleri arasında yer almakta, ne de ilk Hristiyan topluluklarının kullandığı kutsal yazılar arasında bulunmaktadır. Kilise tarihinin ilk yüzyıllarına ait kaynaklarda da bu kitaptan söz edilmemektedir.

Barnabas İncili özellikle son yıllarda “kaybolmuş İncil”, “yasaklanan İncil” veya “gerçek İncil” gibi iddialarla gündeme gelmiştir. Bunun başlıca nedeni, kitapta yer alan bazı öğretilerin İslam’ın İsa Mesih hakkındaki görüşlerine Yeni Antlaşma’dan daha yakın görünmesidir. Örneğin eserde İsa’nın Tanrı’nın Oğlu olmadığı, çarmıha gerilmediği ve yerine Yahuda’nın öldüğü ileri sürülmektedir. Ayrıca Hz. Muhammed’in geleceğine ilişkin olduğu iddia edilen bazı ifadeler de bulunmaktadır.

Bu nedenle bazı kişiler Barnabas İncili’nin ilk Hristiyanların kullandığı gerçek İncil olduğunu ve daha sonra kilise tarafından gizlendiğini öne sürmektedir. Ancak tarihsel araştırmalar bu iddiaları desteklememektedir. Günümüze ulaşan Barnabas İncili nüshaları oldukça geç dönemlere aittir ve içerdiği tarihsel, coğrafi ve kültürel ayrıntılar kitabın İsa Mesih’in yaşadığı birinci yüzyılda yazılmış olamayacağını göstermektedir.

Bu nedenle Barnabas İncili’nin ne söylediğini incelemek kadar, ne zaman yazıldığını ve tarihsel açıdan ne kadar güvenilir olduğunu araştırmak da önemlidir.

Barnabas İncili
Barnabas İncili 16. yy'da yazılmıştır.

Barnabas Kimdir?

Barnabas İncili hakkında konuşmadan önce Barnaba’nın kim olduğunu anlamak gerekir. Çünkü birçok kişi, bu kitabın adını taşıdığı için gerçekten Barnaba tarafından yazıldığını düşünmektedir.

Barnaba, ilk Hristiyanlık döneminin önemli kişilerinden biridir. Asıl adı Yusuf olan Barnaba, Kıbrıs doğumlu bir Leviliydi. Elçilerin İşleri kitabında, elçilerin ona “Barnaba” adını verdikleri ve bu adın “Cesaret Veren” veya “Yüreklendirme Oğlu” anlamına geldiği belirtilmektedir.

Barnaba, İsa Mesih’in on iki havarisinden biri değildi. Ancak ilk kilisenin kuruluş döneminde önemli bir rol oynamıştır. Özellikle Elçi Pavlus’un Hristiyan topluluğu tarafından kabul edilmesinde etkili olmuş, daha sonra Pavlus ile birlikte çeşitli bölgelere giderek Müjde’yi duyurmuştur.

Yeni Antlaşma’da Barnaba’dan olumlu şekilde söz edilir ve ilk Hristiyanlar arasında saygı duyulan bir imanlı olarak tanıtılır. Ancak Yeni Antlaşma’da veya ilk Hristiyan kaynaklarında Barnaba’nın bir İncil yazdığına dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.

Bu nedenle Barnabas İncili’nin gerçekten Barnaba tarafından yazılıp yazılmadığı sorusu büyük önem taşımaktadır. Bir kitabın Barnaba’nın adını taşıması, onun gerçekten Barnaba tarafından yazıldığı anlamına gelmez. Tarih boyunca birçok eser, daha fazla otorite kazanmak amacıyla tanınmış kişilerin isimleri kullanılarak kaleme alınmıştır.

Bu nedenle Barnabas İncili değerlendirilirken yalnızca taşıdığı isme değil, ne zaman yazıldığına, içerdiği bilgilere ve tarihsel kanıtlara da bakmak gerekir.

Barnabas İncili Tarihçesi

Barnabas İncili Ne Zaman Yazıldı?

Barnabas İncili hakkındaki en önemli sorulardan biri, ne zaman yazıldığıdır. Çünkü bir kitabın güvenilirliğini değerlendirirken yalnızca ne söylediğine değil, ne zaman ve hangi koşullarda yazıldığına da bakmak gerekir.

Eğer Barnabas İncili gerçekten Elçi Barnaba tarafından yazılmış olsaydı, birinci yüzyılda kaleme alınmış olması gerekirdi. Barnaba, İsa Mesih’in ölümünden ve dirilişinden sonraki ilk Hristiyan nesline ait bir kişiydi. Dolayısıyla onun yazdığı bir eser de doğal olarak ilk yüzyıla ait olmalıydı.

Ancak günümüze ulaşan Barnabas İncili nüshaları çok daha geç tarihlidir. Bilinen en eski Barnabas İncili el yazmaları İtalyanca ve İspanyolca nüshalardır ve Orta Çağ dönemine aittir. Bu durum, kitabın İsa Mesih’in yaşadığı dönemde değil, yüzyıllar sonra ortaya çıktığını göstermektedir.

Bunun yanında kitabın içeriğinde de geç bir dönemde yazıldığını düşündüren çeşitli ayrıntılar bulunmaktadır. Barnabas İncili’nde kullanılan bazı ifadeler, kültürel unsurlar ve tarihsel bilgiler birinci yüzyıldan çok Orta Çağ Avrupa’sını hatırlatmaktadır. Bu nedenle tarihçilerin büyük çoğunluğu eserin Elçi Barnaba tarafından yazılmadığı konusunda hemfikirdir.

Elbette bir kitabın geç dönemde yazılmış olması tek başına onun değersiz olduğu anlamına gelmez. Ancak Barnabas İncili’nin en önemli iddiası, ilk Hristiyanların inancını yansıttığı ve İsa Mesih hakkında güvenilir bilgiler verdiğidir. Eğer kitap gerçekten yüzyıllar sonra yazılmışsa, bu iddianın ciddi şekilde sorgulanması gerekir.

Bu nedenle Barnabas İncili tartışılırken yalnızca içeriğine değil, tarihsel kökenine de dikkat etmek gerekir. Çünkü bir metnin güvenilirliği büyük ölçüde olaylara ne kadar yakın bir dönemde yazıldığıyla ilgilidir.

Barnabas İncili Ne Zaman Bulundu?

Barnabas İncili’nin kökeni ve ne zaman ortaya çıktığı konusu, kitabın güvenilirliğini değerlendirirken büyük önem taşımaktadır. İlginç bir şekilde Barnabas İncili, ilk Hristiyanlık döneminde veya Orta Çağ’ın erken dönemlerinde değil, oldukça geç bir tarihte ortaya çıkmıştır.

Bugün elimizde bulunan en eski Barnabas İncili nüshası ilk kez 1709 yılında Hollanda’da ortaya çıkmıştır. Bu nüsha İtalyanca yazılmıştır ve sayfalarında kötü bir Arapça ile yazılmış dipnotlar bulunmaktadır. Kitabın nasıl ortaya çıktığı ve daha önce nerede bulunduğu konusunda kesin bilgiler yoktur. Günümüzde bu el yazması Viyana’daki Avusturya Millî Kütüphanesi’nde korunmaktadır.

Barnabas İncili’nin adı daha sonra George Sale’in 1734 yılında yayımladığı İngilizce Kur’an çevirisinin önsözünde yeniden gündeme gelmiştir. Sale, burada Barnabas İncili’nin İspanyolca bir nüshasından söz etmektedir. Bu anlatıya göre kitap, Mustafa de Aranda adlı bir kişi tarafından İtalyanca’dan İspanyolca’ya çevrilmiştir. Ayrıca İtalyanca nüshanın Vatikan’da görevli Fra Marino tarafından Papa’nın kütüphanesinden gizlice alındığı iddia edilmektedir. Ancak bu hikâyeyi doğrulayacak bağımsız bir kanıt bulunmamaktadır. Dahası, söz konusu İspanyolca nüsha günümüze ulaşmamıştır. Bu nedenle onun hakkında bildiklerimiz büyük ölçüde George Sale’in aktardıklarıyla sınırlıdır.

Barnabas İncili modern dünyada asıl ününü 1907 yılında kazanmıştır. Laura ve Lonsdale Ragg tarafından İngilizce’ye çevrilen eser, ilk kez geniş kitlelerin dikkatini çekmiştir. İlginç olan nokta, Ragg çiftinin kitabın giriş bölümünde sundukları ayrıntılı incelemede eserin birinci yüzyıla değil, büyük olasılıkla 16. yüzyıla ait olduğunu savunmalarıdır. Daha sonraki yıllarda bu İngilizce çeviri Arapça ve Urduca gibi dillere çevrilmiş, ancak kitabın geç dönemde yazıldığına ilişkin değerlendirmeler çoğu zaman bu baskılarda yer almamıştır.

Bu nedenle günümüzde birçok kişi Barnabas İncili’ni ilk Hristiyanlardan kalan kayıp bir eser olarak görse de, elimizdeki tarihsel veriler kitabın oldukça geç bir dönemde ortaya çıktığını göstermektedir.

Barnabas İncili
Barnabas İncili'nin Havari Barnabas tarafından yazılmadığı kesindir.

Barnabas İncili Neden Tartışmalıdır?

Barnabas İncili’nin tartışmalı olmasının nedeni yalnızca içerdiği öğretiler değildir. Asıl tartışma, kitabın kökeni, yazılış tarihi ve tarihsel güvenilirliği etrafında dönmektedir. Bazı kişiler bu eserin ilk Hristiyanların kullandığı gerçek İncil olduğunu ve daha sonra kilise tarafından gizlendiğini iddia ederken, tarihçilerin ve Kutsal Kitap araştırmacılarının büyük çoğunluğu bu görüşü kabul etmemektedir.

Tartışmanın temel nedenlerinden biri, Barnabas İncili’nin ilk Hristiyanlık döneminde biliniyor olduğuna dair herhangi bir güvenilir kanıt bulunmamasıdır. İlk yüzyıllarda yaşamış Hristiyan yazarlar ve kilise önderleri birçok farklı İncil’den söz etmiş olmalarına rağmen, Barnabas İncili’ne açık bir şekilde atıfta bulunmamışlardır. Eğer bu kitap gerçekten Elçi Barnaba tarafından yazılmış olsaydı ve ilk Hristiyan toplulukları arasında yaygın olarak kullanılsaydı, tarihsel kayıtlarda daha belirgin izlerine rastlamamız beklenirdi.

Bir başka tartışma konusu ise kitabın günümüze ulaşan nüshalarının oldukça geç tarihlere ait olmasıdır. Elimizde bulunan Barnabas İncili el yazmaları, İsa Mesih’in yaşadığı birinci yüzyıldan çok daha sonraki dönemlere aittir. Bu durum, kitabın gerçekten ilk Hristiyanlık dönemini yansıtıp yansıtmadığı konusunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.

Araştırmacıların dikkat çektiği bir diğer nokta ise Barnabas İncili’nin içerdiği bazı tarihsel, kültürel ve coğrafi ayrıntılardır. Kitapta yer alan bazı ifadeler ve anlatımlar, birinci yüzyıl Filistin’inden çok daha geç dönemlere işaret etmektedir. Bu nedenle birçok uzman, Barnabas İncili’nin Elçi Barnaba tarafından yazılmış olmasının mümkün olmadığını düşünmektedir.

Bütün bunlara rağmen Barnabas İncili günümüzde ilgi görmeye devam etmektedir. Bunun nedeni yalnızca tarihsel bir merak konusu olması değil, aynı zamanda Hristiyanlık ve İslam arasındaki bazı önemli tartışmalarla ilişkilendirilmesidir. Ancak bu tartışmaları değerlendirebilmek için öncelikle şu soruya cevap vermek gerekir: Barnabas İncili gerçekten ilk Hristiyanların kullandığı bir İncil midir?

Gerçek İncil Barnabas İncili mi?

Barnabas İncili hakkında en sık sorulan sorulardan biri, onun “gerçek İncil” olup olmadığıdır. Bazı kişiler, Hristiyanların bugün kullandığı İncillerin zamanla değiştirildiğini ve asıl İncil’in Barnabas İncili olduğunu iddia etmektedir. Bu nedenle Barnabas İncili’nin tarihsel açıdan güvenilir olup olmadığını incelemek önemlidir.

Öncelikle “İncil” kelimesinin Hristiyanlıkta tek bir kitaba verilen isim olmadığını hatırlamak gerekir. Yeni Antlaşma’da yer alan Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncilleri, İsa Mesih’in yaşamını ve öğretilerini anlatan dört ayrı tanıklıktır. Bu kitaplar ilk yüzyılda yazılmış, ilk Hristiyan toplulukları tarafından okunmuş ve kilise tarihinin en erken dönemlerinden itibaren kullanılmıştır.

Barnabas İncili için ise durum oldukça farklıdır. İlk Hristiyan yazarların eserlerinde bu kitaba dair güvenilir bir atıf bulunmamaktadır. Kilise tarihinin ilk yüzyıllarında yazılmış metinlerde Barnabas İncili’nden söz edilmez. Ayrıca günümüze ulaşan el yazmaları da İsa Mesih’in yaşadığı döneme değil, çok daha sonraki yüzyıllara aittir.

Tarihçiler bir metnin güvenilirliğini değerlendirirken yalnızca içeriğine bakmazlar. Metnin ne zaman yazıldığı, en eski nüshalarının hangi tarihe ait olduğu ve ilk dönem kaynaklarında izlerinin bulunup bulunmadığı gibi sorular da büyük önem taşır. Bu açıdan bakıldığında Barnabas İncili’nin, Yeni Antlaşma’daki dört İncil ile aynı tarihsel temele sahip olduğu söylenemez.

Üstelik Barnabas İncili’nin içerdiği bazı bilgiler, onu ilk yüzyıldan çok daha geç bir döneme yerleştirmektedir. Kitapta bulunan bazı tarihsel ve kültürel ayrıntılar, araştırmacılara göre Orta Çağ Avrupa’sının etkilerini yansıtmaktadır. Bu nedenle uzmanların büyük çoğunluğu eserin Elçi Barnaba tarafından yazılmadığı ve ilk Hristiyanlık dönemine ait olmadığı konusunda hemfikirdir.

Bütün bunlar Barnabas İncili’nin tarihsel bir belge olarak tamamen değersiz olduğu anlamına gelmez. Ancak elimizdeki veriler, onun ilk Hristiyanların kullandığı “asıl İncil” olduğu iddiasını desteklememektedir. Tam tersine, mevcut kanıtlar Barnabas İncili’nin Yeni Antlaşma’daki İncillerden yüzyıllar sonra ortaya çıktığını göstermektedir.

Bu nedenle tarihsel açıdan bakıldığında, Barnabas İncili’nin ilk Hristiyanların kullandığı gerçek İncil olduğu sonucuna ulaşmak oldukça zordur. Asıl soru ise şudur: Eğer Barnabas İncili gerçekten geç dönemde yazılmış bir eser ise, bunu gösteren somut kanıtlar nelerdir? Şimdi bu kanıtlardan bazılarına daha yakından bakalım.

Barnabas İncili Neden Müslümanlar Arasında Popülerdir?

Barnabas İncili’nin özellikle Müslüman dünyasında ilgi görmesinin başlıca nedeni, kitapta yer alan bazı öğretilerin Kur’an’da İsa Mesih hakkında bulunan ifadelerle benzerlik göstermesidir. Bu nedenle birçok kişi Barnabas İncili’ni, İslam’ın İsa Mesih hakkındaki görüşlerini destekleyen tarihsel bir belge olarak değerlendirmektedir.

Bu benzerliklerin en önemlisi çarmıha gerilme konusudur. Yeni Antlaşma’nın tamamı İsa Mesih’in çarmıha gerildiğini, öldüğünü ve üçüncü gün dirildiğini öğretirken, Kur’an’da farklı bir anlatım bulunmaktadır:

“Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.” (Nisa 4:157)

Kur’an bu ayette İsa Mesih’in çarmıha gerilmediğini belirtmekte, ancak onun yerine kimin öldürüldüğünü açıkça söylememektedir. Tarih boyunca bazı Müslüman yorumcular farklı açıklamalar öne sürmüşlerdir.

Barnabas İncili ise bu konuda çok daha ayrıntılı bir hikâye anlatmaktadır. Kitaba göre Yahuda İskaryot’un görünüşü İsa’ya benzetilmiş ve askerler onu İsa sanarak tutuklamışlardır:

“Askerler Yehuda’yı tutup, alay ede ede bağladılar. Çünkü o, gerçekten İsa olduğunu inkâr ediyordu; askerler kendisiyle alay edip dediler: ‘Efendi, korkma, çünkü biz seni İsrail kralı yapmaya geldik ve senin krallığı reddedeceğini bildiğimiz için de seni bağladık.’” (Barnabas İncili)

Bu nedenle bazı Müslüman yazarlar Barnabas İncili’nin Kur’an’daki anlatımı doğruladığını ve İsa Mesih’in yerine Yahuda’nın çarmıha gerildiğini gösterdiğini ileri sürmektedir.

Barnabas İncili’nin ilgi görmesinin ikinci nedeni ise Muhammed hakkında içerdiği iddia edilen ifadelerdir. Kitapta İsa’nın kendisinden sonra gelecek olan Muhammed’i haber verdiği ileri sürülmektedir. Örneğin eserin bir bölümünde İsa’nın şu sözleri söylediği iddia edilir:

“Allah’ın Elçisi’nin adı Muhammed’dir.”

Bu tür ifadeler, Barnabas İncili’nin bazı kişiler tarafından İslam’ın doğruluğunu destekleyen bir belge olarak görülmesine neden olmuştur. Çünkü Yeni Antlaşma’daki dört İncil’de Muhammed’den açık bir şekilde söz edilmezken, Barnabas İncili bu konuda oldukça açık ifadeler kullanmaktadır.

Ancak Barnabas İncili’nin Müslümanlar arasında popüler olması, onun tarihsel olarak güvenilir olduğunu göstermemektedir. Bir metnin belirli bir dinî görüşe yakın olması ile tarihsel açıdan güvenilir olması aynı şey değildir. Tarihçiler bir metni değerlendirirken onun hangi görüşü desteklediğinden çok, ne zaman yazıldığına, hangi kaynaklara dayandığına ve olaylara ne kadar yakın olduğuna bakarlar.

Nitekim birçok araştırmacı, Barnabas İncili’ndeki Muhammed’e yapılan göndermelerin ve çarmıh anlatısının, birinci yüzyıl Hristiyanlığından çok daha sonraki bir dönemin etkilerini yansıttığını düşünmektedir. Bu nedenle günümüzde tartışma yalnızca kitabın ne söylediği üzerine değil, bu iddiaların ne kadar tarihsel değere sahip olduğu üzerine de yoğunlaşmaktadır.

İşte bu noktada Barnabas İncili’ni değerlendiren tarihçilerin ve Kutsal Kitap araştırmacılarının görüşleri önem kazanmaktadır.

Barnabas İncili’ndeki Hatalar ve Çelişkiler

Barnabas İncili’nin tarihsel açıdan güvenilir olmadığı yönündeki görüşlerin en önemli nedenlerinden biri, kitapta yer alan çeşitli hata ve çelişkilerdir. Bu hatalar yalnızca tarihsel ve coğrafi ayrıntılarla sınırlı değildir. Kitap aynı zamanda hem Yeni Antlaşma ile hem de bazı noktalarda Kur’an ile çelişmektedir.

Bu durum önemlidir. Çünkü Barnabas İncili çoğu zaman Hristiyanların kullandığı İncillerin yerine önerilen bir alternatif olarak sunulmaktadır. Ancak dikkatli incelendiğinde eserin yalnızca Yeni Antlaşma’dan değil, İslam’ın temel kaynaklarından da farklı öğretiler içerdiği görülmektedir.

Barnabas İncili’nin Kur’an ile Çelişkileri

Barnabas İncili’nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, bazı noktalarda Kur’an ile benzerlik göstermesine rağmen, birçok noktada Kur’an ile açıkça çelişmesidir.

Örneğin Barnabas İncili’nde İsa şöyle der:

“Ben Mesih değilim.”

Oysa Kur’an’da İsa birçok kez “Mesih” olarak adlandırılmaktadır:

Hani melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryemoğlu İsa Mesih’dir. Dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır.” (Al’i İmran Suresi 45)

Bu nedenle Barnabas İncili’nin İsa’nın Mesih olmadığını söylemesi, Kur’an’ın kullandığı unvanla açık bir çelişki oluşturmaktadır.

Bir başka dikkat çekici örnek Vaftizci Yahya’dır. Kur’an’ın özellikle Meryem Suresi’nde Yahya ve babası Zekeriya hakkında ayrıntılı bilgiler verilir. Yahya’nın Allah tarafından gönderilmiş önemli bir peygamber olduğu vurgulanır. Buna rağmen Barnabas İncili’nde ne Yahya’dan ne de Zekeriya’dan söz edilmektedir.

Bu durum oldukça şaşırtıcıdır. Çünkü hem Yeni Antlaşma’ya hem de Kur’an’a göre Vaftizci Yahya, İsa’nın hizmetiyle yakından bağlantılı önemli bir kişidir. İsa’nın döneminde yazıldığı iddia edilen bir eserin Yahya’dan hiç söz etmemesi önemli bir eksiklik olarak görülmektedir.

Ayrıca Barnabas İncili’nde göğün dokuz katlı olduğu ifade edilmektedir. Kur’an’da ise göklerin yedi kat olduğu belirtilmektedir. Bu da iki metin arasındaki bir başka farklılıktır.

Tarihsel ve Coğrafi Hatalar

Barnabas İncili’nin geç dönemde yazıldığını düşündüren en önemli kanıtlardan biri, içerdiği tarihsel ve coğrafi hatalardır.

Örneğin kitapta “Jübile Yılı”nın yüz yılda bir gerçekleştiği belirtilmektedir. Oysa Eski Antlaşma’ya göre Jübile Yılı elli yılda bir kutlanmaktadır. İlginç olan nokta, Katolik Kilisesi’nin Papa VIII. Boniface döneminde, 1300 yılında Jübile kutlamalarını yüz yılda bire çıkarmış olmasıdır. Bu ayrıntı, kitabın birinci yüzyıldan çok daha geç bir dönemde yazılmış olabileceğini düşündürmektedir.

Barnabas İncili’nde Havva’nın Aden Bahçesi’nde elma yediği de belirtilmektedir. Ancak ne Tevrat’ta ne de Kur’an’da yasak meyvenin ne olduğu söylenir. Meyvenin elma olduğu fikri, Latince Kutsal Kitap çevirilerinde kullanılan ve hem “kötülük” hem de “elma” anlamına gelebilen malus kelimesinden kaynaklanan daha geç dönem bir gelenektir.

Kitapta ciddi coğrafi hatalar da bulunmaktadır. Örneğin Barnabas İncili’ne göre Nasıra, Celile Gölü kıyısında yer almaktadır. Oysa gerçekte Nasıra gölden kilometrelerce uzakta, tepeler üzerinde kurulmuş bir yerleşim yeridir.

Benzer şekilde kitapta İsa’nın Nasıra’dan tekneyle yola çıktığı ve daha sonra Kudüs’e ulaştığı anlatılmaktadır. Ancak ne Nasıra’nın ne de Kudüs’ün göl veya deniz kıyısında bulunması nedeniyle böyle bir yolculuk coğrafi olarak mümkün değildir.

Bir başka örnekte İsa’nın Kefernahum’a “çıktığı” ifade edilmektedir. Oysa Kefernahum Celile Gölü kıyısında yer almakta ve çevresindeki birçok bölgeden daha alçak bir konumdadır.

Kitapta yer alan askeri bilgiler de tarihsel sorunlar içermektedir. Barnabas İncili’nde Romalıların her biri 200.000 askerden oluşan üç ordu göndermeye hazırlandıkları anlatılır. Ancak tarihsel kaynaklara göre Roma İmparatorluğu’nun toplam askeri gücü yaklaşık 300.000 kişiydi. Bu nedenle anlatılan rakamlar tarihsel gerçeklerle uyuşmamaktadır.

Ayrıca İtalyanca nüshada kullanılan bazı para birimleri ve kavramlar da birinci yüzyıldan çok daha sonraki dönemlere işaret etmektedir. Örneğin bazı araştırmacılar kitapta geçen ifadelerin Orta Çağ Avrupa’sının kültürel etkilerini yansıttığını belirtmektedir.

Son olarak Barnabas İncili’ne göre İsa doğduğu sırada Pontius Pilatus Yahudiye valisidir. Oysa tarihsel kaynaklar Pilatus’un bu göreve İsa’nın doğumundan yaklaşık otuz yıl sonra, MS 26-27 yıllarında başladığını göstermektedir.

Bu örnekler tek başına kesin kanıt olarak görülmeyebilir. Ancak bir araya getirildiklerinde, Barnabas İncili’nin birinci yüzyılda yaşamış bir görgü tanığı tarafından yazılmış olmasının oldukça zor olduğunu göstermektedir. Bu nedenle tarihçilerin büyük çoğunluğu Barnabas İncili’ni ilk Hristiyanlık dönemine ait güvenilir bir kaynak olarak kabul etmemektedir.

Uzmanlar Ne Diyor?

Barnabas İncili hakkında farklı görüşler ileri sürülmüş olsa da, tarihçiler ve Kutsal Kitap araştırmacıları arasında genel bir görüş birliği bulunmaktadır. Günümüzde bu alanda çalışan uzmanların büyük çoğunluğu, Barnabas İncili’nin Elçi Barnaba tarafından yazılmadığı ve ilk Hristiyanlık dönemine ait olmadığı sonucuna varmaktadır.

Bu sonucun temel nedeni, kitabın günümüze ulaşan nüshalarının oldukça geç tarihlere ait olmasıdır. Yeni Antlaşma’yı oluşturan kitaplar için ikinci ve üçüncü yüzyıllara kadar uzanan çok sayıda el yazması ve alıntı bulunurken, Barnabas İncili için benzer bir durum söz konusu değildir. İlk Hristiyan yazarların eserlerinde bu kitaptan söz edilmemesi de araştırmacıların dikkat çektiği önemli noktalardan biridir.

Uzmanlar ayrıca Barnabas İncili’nin dilini, kullandığı kavramları ve içerdiği tarihsel ayrıntıları incelemişlerdir. Bu incelemeler sonucunda birçok araştırmacı, eserin birinci yüzyıl Filistin’inden çok Orta Çağ Avrupa’sının izlerini taşıdığı kanaatine varmıştır. Kitapta bulunan bazı ifadeler, dinsel uygulamalar ve kültürel ayrıntılar da bu değerlendirmeyi desteklemektedir.

1907 yılında Barnabas İncili’ni İngilizce’ye çeviren Laura ve Lonsdale Ragg da ayrıntılı çalışmalarının sonunda kitabın Elçi Barnaba tarafından yazılmadığı ve büyük olasılıkla Orta Çağ’ın sonlarına ait bir eser olduğu sonucuna ulaşmışlardır. Daha sonraki yıllarda yapılan akademik araştırmaların büyük bölümü de benzer sonuçlara varmıştır.

Elbette tarih alanında bütün araştırmacıların her konuda aynı fikirde olması beklenemez. Ancak Barnabas İncili söz konusu olduğunda dikkat çekici bir durum vardır. Farklı ülkelerden, farklı mezheplerden ve hatta farklı dinî görüşlerden gelen birçok araştırmacı, kitabın birinci yüzyılda yazılmış bir İncil olmadığı konusunda benzer sonuçlara ulaşmıştır.

Bu nedenle günümüzde Barnabas İncili, ilk Hristiyanların kullandığı kayıp bir İncil olarak değil, daha geç bir dönemde yazılmış tarihsel bir eser olarak değerlendirilmektedir. Kitabın içerdiği fikirler ilgi çekici olabilir, ancak tarihsel kanıtlar onun İsa Mesih’in yaşamına doğrudan tanıklık eden bir kaynak olduğunu göstermemektedir.

Bütün bu bilgiler ışığında şu sonuca ulaşmak mümkündür: Barnabas İncili, tarih boyunca ilgi uyandırmış ve birçok tartışmaya konu olmuş bir eser olsa da, mevcut tarihsel veriler onun ilk Hristiyanların kullandığı “gerçek İncil” olduğu iddiasını desteklememektedir.

Sonuç

Barnabas İncili yüzyıllardır merak uyandıran ve özellikle son dönemde sıkça tartışılan bir kitaptır. Bazı kişiler onu “gerçek İncil” olarak görürken, bazıları da Hristiyanlığın ilk dönemlerine ait kayıp bir metin olduğuna inanmaktadır. Ancak tarihsel veriler ve günümüze ulaşan el yazmaları incelendiğinde, bu iddiaları destekleyen güçlü kanıtlar bulunmamaktadır.

Makale boyunca gördüğümüz gibi Barnabas İncili’nin bilinen nüshaları oldukça geç tarihlere aittir. Kitap ne ilk Hristiyan yazarlar tarafından bilinmekte ne de ilk yüzyıllara ait kaynaklarda yer almaktadır. Ayrıca içerdiği tarihsel, coğrafi ve kültürel ayrıntılar, eserin İsa Mesih’in yaşadığı dönemde değil, çok daha sonraki bir dönemde kaleme alınmış olabileceğini göstermektedir.

Barnabas İncili’nin dikkat çekmesinin başlıca nedeni, İsa Mesih ve Muhammed hakkında içerdiği bazı sıra dışı iddialardır. Ancak bir metnin belirli görüşleri desteklemesi, onun tarihsel açıdan güvenilir olduğu anlamına gelmez. Tarihsel güvenilirlik, metnin olaylara ne kadar yakın olduğu, hangi kaynaklara dayandığı ve erken dönem tanıklıklarla ne ölçüde uyumlu olduğu gibi ölçütlerle değerlendirilir.

Bu nedenle günümüzde tarihçilerin ve Kutsal Kitap araştırmacılarının büyük çoğunluğu Barnabas İncili’ni ilk Hristiyanların kullandığı bir İncil olarak kabul etmemektedir. Bunun yerine eser, büyük olasılıkla Orta Çağ’ın sonlarına ait, tarihsel ve dinî tartışmaların etkisi altında ortaya çıkmış bir metin olarak değerlendirilmektedir.

Sonuç olarak Barnabas İncili ilgi çekici bir tarihsel belge olabilir, ancak mevcut kanıtlar onun Elçi Barnaba tarafından yazıldığını veya ilk Hristiyanların kullandığı “gerçek İncil” olduğunu göstermemektedir. Bu nedenle Barnabas İncili’ni değerlendirirken yalnızca iddialarına değil, bu iddiaları destekleyen tarihsel kanıtlara da dikkat etmek gerekir.