FISIH KUZUSU


Fısıh Kuzusu

Mısır’dan Çıkış 12:3 “Bütün İsrail topluluğuna bildirin: Bu ayın onunda herkes ailesine göre kendi ev halkına birer kuzu alacak.

6 Ayın on dördüne kadar ona bakacaksınız. O akşamüstü bütün İsrail topluluğu hayvanları boğazlayacak.

7 Hayvanın kanını alıp, etin yeneceği evin yan ve üst kapı sövelerine sürecekler.

8 O gece ateşte kızartılmış et mayasız ekmek ve acı otlarla yenmelidir.

11 Eti şöyle yemelisiniz: Beliniz kuşanmış, çarıklarınız ayağınızda, değneğiniz elinizde olmalı. Eti çabuk yemelisiniz. Bu RAB’bin Fısıh Kurbanı’dır.

Eski Ahit’te İsa Mesih’in izini arıyorsak bunun en belirgin, en temel, en birincil simgesi kuşkusuz Mısır’dan çıkışta Rab Tanrı’nın İsrailoğullarına kestirmiş olduğu, esaretten kurtuluşlarını simgeleyen “Fısıh” kurbanıdır.

Tanrı; İbrahim, İshak ve Yakup’un soyu olan İsrailoğullarını 400 senedir yaşadıkları ve boyundurukları altında bulundukları Mısırlıların elinden kurtarmak için kulu Musa’yı çağırdı. O’na yetkiler verdi ve peygamber ve önder olarak İsrailoğullarının başına atadı.

Tanrı, Firavunun kalbini katılaştıracağını ve halkı salıvermeyeceğini baştan biliyordu ve bunu söyledi. Firavunun kalbini katılaştırmasını halkı için sevgisini ve kudretini kullanmak için bir fırsat olarak kullandı. Mısırlıları on türlü belalarla cezalandırırken İsrailoğullarını hep kayırdı. Her bir belada Firavun Yahudileri bırakmaya karar verdiyse de, bela geçtikten sonra bu kararından döndü. Ancak Rab son bir ceza, son bir belirti olarak “ilk doğanların ölümüne” karar verdi. Bu beladan sonra Mısırlıların İsrailoğullarını bırakacağının müjdesini de baştan verdi. Rab Tanrı diğer belalarda olduğu gibi İsrailoğullarını yine direk koruyabilirdi. Ancak bu sefer onlardan bir kurban kesmelerini ve bu kurbanın kanıyla kurtulacaklarının simgesi olarak bu kanı kapı sövelerine sürmelerini buyurdu.

Rab Tanrı bu ayın, Yahudiler için yılın ilk ayı olmasını istedi. Bütün İsraillilerden ayın 10. günü evlerine bir kuzu almalarını istedi. Kuzu kusursuz, erkek ve bir yaşında olmalıydı. (Çık. 12:3-6) Ayın 14’üne kadar kuzuya bakılacak, boğazlanacak, kanı kapı sövelerine sürülecek, başı, bacakları, işkembesi dahil bütün halinde ateşte kızartılacak, mayasız ekmek ve acı otlarla yenecek, kalanı ise sabah ateşte yakılacaktı. Eti yerken İsrailoğullarının belleri kuşanmış, çarıkları ayaklarında ve ellerinde değnekleriyle yani yolculuğa hazır bir şekilde, çabucak yemeleri isteniyordu. (Çık. 12:7-11)

Tanrı neden İsrailoğullarından diğer belalarda olmadığı gibi bu belada böyle bir kurban kesmelerini ve bunu Fısıh Bayramı olarak her sene kutlamalarını istemişti?

Evet; İsrailoğulları her yıl bu Fısıh Bayramını kutluyorlardı. Ancak bu o ilk kurbanı ve çıkışı anmak için yapılıyordu. Çıkışı, kurtuluşu sağlayan o ilk kurbandı. Tarihte bir kere olmuştu. Tanrı önceki belalarda olduğu gibi halkını yine karşılıksız olarak kurtarabilecek olmasına rağmen onlardan bir kuzu kesmelerini istemişti. Ve bu kuzunun kanı kurtuluşu sağlayacaktı. Önceki Mısır Firavunu Musa doğduğunda İsrailoğullarının ilk doğanlarını öldürtmüştü. Ama bu sefer Mısırlıların ilk doğanları ölecekti.

İsa Mesih’in zamanına kadar Fısıh Bayramı Yahudiler tarafından düzenli olarak, belirlenmiş şehir olan Yeruşalimde her sene kutlanırdı. Rab İsa çarmıha gitmeden önceki talebeleriyle yediği son akşam yemeği bir Fısıh yemeğiydi.

Yeni Antlaşmada üzerine basılarak vurgusu yapılan kavramlardan biri Kutsal Yasa’daki bayram, yiyecek içecek, Yeni Ay ve Şabat Günü gibi konuların gelecek şeylerin, yani Mesih’teki kurtuluşun gölgeleri oldukları, asılları olmadıklarıdır. (Kol. 2:16-17)

Fısıh’ın özü Tanrı’nın sağladığı lütuftur. Tanrı İsraillileri buna layık oldukları için değil, onları sevdiği ve vaadi uyarınca kurtarmıştır. Bizde aynı şekilde İsa Mesih’te, bunu hak ettiğimiz için değil, O’nun bize olan sevgisinin göstergesi olan lütuf ile kurtuluşa eriyoruz.

Kapı sövelerine sürülen kan ailelerin ilk doğanlarını ölümden kurtaracaktı. (Çık 12:13,23) Mesih’in kanıda bizi sonsuz ölümden kurtarır. Tanrı’nın günah karşısındaki gazabını yatıştırır. (İbr. 9:22)

Fısıh kuzusu ilk doğanların yerine geçen “kurban”dır. Mesih’te bizim yerimize geçen “Fısh kurbanımız”dır. (1. Ko. 5:7) O bizi mayasız kıldı. Yani yanlış öğretilerden, dünyasal öğretilerden bizi temizledi. Bunu kanı aracılığıyla yaptı. Fısıh kuzusu kusursuz olmalıydı. Mesih’te Tanrıoğlu olarak günahsızdı, kusursuzdu. (Yuh. 8:46; İbr. 4:15)

İsrailoğulları Fısıh Kuzusunu yola çıkmaya hazır bir şekilde mayasız ekmek ve acı otlarla yediler. Acı otlar, Mısır diyarında çektikleri acıları simgeliyordu belkide. Ancak bizde Rabbin son Fısıh yemeğinde buyurduğu ve gösterdiği gibi kurtuluşumuzu Rabbin sofrasına katılarak simgeliyoruz. Mesih “bedenimden yemedikçe, kanımdan içmedikçe kurtulamazsınız” dedi. (Yuh. 6:53) İsrailoğullarıda bu kurban etinden ve mayasız ekmekden yediler ve Mısır’dan kurtuldular. Onlar nasıl yola çıkmaya hazır bir şekilde bu kurban etinden yedilerse bizde daima Rabbin adını duyurmaya ve O’nun yolunda yürümeye hazır bir şekilde Rab’de bir hayat sürmeliyiz.

Esenlik kaynağı olan Rab, hayatlarımızı esenliği ile doldursun. Amin