Vaftiz Nedir?


Sevgili ziyaretçimiz, bu makalemizde vaftiz kavramını Hristiyan bakış açısıyla irdeleyeceğiz. Bizim temel kaynağımız Tanrı sözü olan İncil’dir. Eğer kargo dahil ücretsiz İncil almak isterseniz aşağıdaki linkten formu doldurmanız yeterlidir. Size iyi okumalar diliyoruz.

Talep Formu

Hristiyanlık’ta vaftiz kavramını sürekli duyarız. Hristiyanlığın en önemli ritüellerinden birisidir vaftiz. Peki vaftiz nedir? Nereden gelir? Hristiyanlar neden vaftiz olurlar?

Hristiyanlığın temel vurgusu günahlarımız sonucu olarak Tanrı ile bozulmuş olan ilişkilerimizin İsa Mesih’in çarmıh üzerindeki kefareti ile onarılması, barışın sağlanması ve günaha olan köleliğimizin sona erdirilmesidir ve vaftiz bu inancın en önemli dışavurumudur.

Ancak vaftiz, Hristiyanların birden bir icat ettiği bir ritüel değildir. Biliyoruz ki Kutsal Kitap, Eski Antlaşma’yı ve Yeni Antlaşma’yı içeren bir bütündür. Yeni Antlaşma, Eski Antlaşma’yı geçersiz kılmak için değil tamamlamak için Tanrı tarafından, tamamen O’nun lütfuyla yapılmıştır. İsa Mesih, Matta 5. Bölüm’de “Kutsal Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim.” Dolayısıyla vaftiz kavramına bakarken, bütünselliği korumak için antlaşma bağlamında bakmak gerekiyor.

Yaratılış’ta daha ilk bölümlerde Adem ve Havva, yasak ağacın meyvesinden yer, Tanrı’ya karşı günah işler ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kalır; Tanrı ile insan arasındaki ilişki bozulur. Bu hem ruhsal hem de fiziksel bir travmadır. Göksel olan ile dünyasal olan ayrılır. Bu sadece Tanrı’yla olan ilişkimizi değil, tüm yaşamımızı etkiler; hatta doğayı bile etkiler. Çünkü Tanrı olmadan yaşam olmaz. Yaratılışta etkin olan Kutsal Ruh olmadan yaşam devam edemez. Günah dolayısıyla yaratılışta etkin olan, suların üzerinde hareket eden, yaratılışı şekillendiren Kutsal Ruh dünyadan ayrılır. Çünkü Tanrı kutsaldır ve günahın olduğu yerde Tanrı olmaz. Yaratılışıyla birlikte olan, yaratan Tanrı yarattıklarından ayrıldı.

Ama Tanrı’nın bir planı vardı. Tanrı her şekilde, her zaman egemendir. Bu büyük kozmik ayrılığı tamir etmek istiyordu. Bu plan binlerce yıl önce başlamış ve İsa Mesih’in çarmıhtaki kefaretiyle zirve noktasına ulaşmıştı. Günahlarımızla biz Tanrı’ya düşmanken O’nun planı bizi kendisiyle ve birbirimizle İsa Mesih’te ve çarmıhtaki kefaretinde barıştırıyordu. Tanrı’nın yaratılıştan beri değişmeyen kutsal sevgisi galip gelecek ve her şey tekrardan yenilenecekti. Kutsal lütfunun gücü bizim günahlarımızı ve sonuçlarını temizleyecekti.

Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun. Tanrı, Oğlu’nu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya O’nun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.” (Yuhanna 3:16-17)

İşte aslında vaftiz Tanrı’nın insanla tekrar barışını, günaha kölelikten kurtarışını ve yeni yaşamı temsil eder.

Vaftiz’in Kelime Kökeni:

Vaftiz kelimesi antik Yunanca’da “suya ya da sıvıya batırmak” anlamına gelen Bap’tizo ya da Vap’tizo (βαπτίζω) kelimesinden gelir.

Vaftiz kelimesinin İbranice’deki karşılığı Mikvehמִקְוֶה kelimesinden gelir ve ilginçtir ki Mikveh kelimesi ilk olarak Yaratılış’ta geçer. Yaratılış’ta Tanrı’nın evreni ve dünyayı yaratılışı anlatırken 10. ayette “Kuru alana “Kara”, toplanan sulara “Deniz” adını verdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü” yazar. “Toplanan sular” mikveh kelimesiyle anlatılır. Mikveh Yahudilik’te daha sonra çok önemli bir ritüel olarak karşımıza çıkıyor. Günümüzde Mikveh sinagoglarda yağmur sularının toplandığı alana denir ve arınma ritüelleri için önemli bir yerdir. Kutsal Yasa’ya göre kirli olan kişiler bu suya girerek arınır.

Tevrat’ta (Eski Antlaşma) Vaftiz Kavramı:

Eski Antlaşma’da (Tevrat) suyun simgesel işlevi vardır. Vaftiz olgusunun özünü anlayabilmemiz için bu simgelemeyi iyi anlamalıyız. Şunu bilmeliyiz ki Tanrı değişmezdir, Tanrı hata yapmaz, Tanrı vazgeçmez. Bu yüzden Tanrı’nın ileride söyleyecekleri ilk söyledikleriyle hiçbir zaman çelişmez. Tanrı’nın başlangıçtan beri bir planı vardı: Yaratılışıyla birlikte olmak. Dolayısıyla Tanrı’nın planını daha iyi anlayabilmemiz için olaylara / olgulara antlaşma gözüyle bakmalıyız.

Su ve Kutsal Ruh:

Kutsal Kitap’ta Tevrat’ta gerek Yaratılış bölümünde, gerekse diğer bölümlerde suyun çok önemli ruhsal bir yönü vardır. Örneğin daha Yaratılış’ın ilk ayetinde şöyle yazar: “Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı. Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı’nın Ruhu suların üzerinde hareket ediyordu.

Kutsal Ruh Tanrı’nın yaratılışındaki gücüdür. Tüm yaratılışta etkindir ve yaratılışı O şekillendirmiştir.

Su ve Antlaşma:

Tevrat’ta Yaratılış Kitabı’nda 9. Bölüm’de Nuh Tufanı’nda Tanrı’nın dünyayı suyla yargıladığını görüyoruz. Nuh tufanıyla canlıların büyük çoğunluğu yok oluyor ve Tanrı yeni bir yaratılış yapıyor. Tufan sonrasında Tanrı dünya ve dünyadaki canlılarla bir antlaşma yapıyor. Bu antlaşmaya göre Tanrı bir daha dünyayı suyla yargılamamak için söz veriyor. Burada su ve antlaşma kavramları birlikte ilerliyor.

Nuh tufanı sonrasında dünya insanın günahıyla tekrar bozuluyor ve insanlar Babil kulesini inşa ediyorlar. Bu sefer Tanrı Babil kulesini yıkıyor ve insanları birbirinden uzaklaştırıyor. Hemen sonrasında Tanrı İbrahim’le antlaşma yapıyor ve ona O’nun soyunu bereketleneceği konusunda söz veriyor. Aslında imanımızın asıl temeli Tanrı’nın İbrahim’e verdiği bu sözde atılıyor.

Su ve Kurtuluş:

Tevrat’ta Mısır’dan Çıkış bölümünde Tanrı’nın İbrahim’e verdiği söz uyarınca Yahudileri Mısır’da kölelikten kurtarmak için yapmış olduğu görkemli işlerin doruk noktası, Musa’nın önderliğinde Yahudilerin Kızıl Deniz’den geçerek Mısır’dan kurtulmalarıdır. Burada Kızıl Deniz, Tanrı’nın müdahalesiyle ikiye ayrılıyor ve Yahudiler buradan geçerek Mısırlılardan kurtuluyorlar.

İncil’de (Yeni Antlaşma) Vaftiz Kavramı:

İncil’de vaftiz kavramını ilk olarak Vaftizci Yahya’da görüyoruz. Halkı Mesih’in gelişine hazırlayıp tövbe etmeye ve vaftiz olmaya çağırıyordu. Tanrı’nın Krallığı yaklaşmıştı ve halkın buna hazır olması gerekiyordu. Tövbe edip, günahlarından arınıp yeni yaşamı kabul etmek için bu gerekliydi.

İsa Mesih’in kendisi de Yahya tarafından vaftiz edildiği zaman Kutsal Ruh bir güvercin şeklinde İsa Mesih’in üzerine iniyor ve Tanrı “Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum” der. Su aracılığıyla Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un birlikteliğini görüyoruz.

İncil’de tövbeyle vaftiz sürekli beraber işlenir. Tövbe etmek sadece bireyin günahkar olduğunu kabul etmesi değildir. Bunun yanında birey bir karar verir. Birey yanlış bir yolda ilerlediğini kabul eder ve Tanrı’nın yolunda gitmeye karar verir. Dolayısıyla vaftiz yolunu değiştirmeyi simgeler.

Yuhanna İncili’nde İsa Mesih’in vaftizinden bahsederken Yahya, İsa’nın ona yaklaştığını gördüğünde bir tanıklık verir: “İşte, dünyanın günahını orta dan kaldıran Tanrı Kuzusu” (Yuhanna 1:29) İsa Mesih İncil’de açıkça belirtildiği gibi tüm insanlığın günahları için hayatını bir kurban olarak sundu. Bu kurban aracılığıyla günahlarımızı ve günahlarımızın sonuçlarını temizledi; bizi günaha kölelikten kurtardı. Böylelikle Tanrı’yla ve birbirimizle barışmış olduk.

O zaman Eski Antlaşma’da (Tevrat’ta) bir tema görüyoruz. Tanrı İbrahim’le yaptığı antlaşma uyarınca Yahudileri Mısır’dan, kölelikten kurtarıyor. Yahudiler sudan (Kızıl Deniz) geçerek kölelikten kurtuluyorlar ve sonrasında Sina dağı eteklerine varıyorlar. Burada Musa halkını bırakıp Sina Dağı’na çıkıyor ve Mısır’dan kurtuluşlarından 50 gün sonra Kutsal Yasa’yla geri dönüyor.

Aynı şekilde Yeni Antlaşma’da da benzer temayı görüyoruz. Tanrı’nın yine İbrahim’le yaptığı antlaşma uyarınca İsa Mesih’in çarmıhta kendini kurban olarak sunmasıyla bizi günahın köleliğinden kurtarıyor. İsa Mesih 3 gün sonra diriliyor ve Musa’nın Sina Dağı’na çıkmasına benzer bir şekilde, göğe yükseliyor. İsa Mesih öğrencilerine Kudüs’te beklemelerini buyuruyor. Yine benzer şekilde Yahudiler nasıl Musa’nın Sina dağından Kutsal Yasayı indirmelerini bekliyorsa, öğrenciler de İsa Mesih’in gökten kendilerine yeni yasayı indirmelerini bekliyor. İsa Mesih’in çarmıhtaki ölümünden 50 gün sonra, İsa Mesih bu sefer Musa gibi elinde bir yasayla değil; ama Yasa’nın, Gerçeğin Özünü yani Ruh’unu, Yaratılış’ın ilk evrelerinde yeryüzünü kaplayan suların üzerinde hareket eden Kutsal Ruh’u gönderiyor. Bu sefer yasa bir tablette değil İsa Mesih’i izleyenlerin yüreklerine kazınıyor; çünkü Kutsal Ruh iman edenlerin yüreğinde taht kuruyor.

Vaftiz aracılığıyla İsa Mesih’in çarmıhtaki ölümüne ve dirilişine bir şekilde ortak oluyoruz. Çünkü İsa Mesih bizim günahlarımızın kefaret kurbanı olarak ölüyor ve 3 gün sonra diriliyor. Biz de vaftiz olduğumuzda, suya battığımızda günah dolu yaşamalarımızda bir nevi ölüyoruz ve sudan çıktığımızda yeni bir yaşamla bir nevi tekrar diriliyoruz. Bu şekilde günahlarımızın bağışlanmasıyla Yasa’nın değil, lütfun; ölümün değil, yaşamın; kötülüğün değil, iyiliğin; savaşın değil, barışın çocukları oluyoruz.

Bu yüzden vaftiz Hristiyanlığın en önemli ritüelidir. Çünkü Tanrı’nın lütfu olan antlaşmayı, İsa Mesih ve çarmıh aracılığıyla kölelikten kurtuluşu ve Kutsal Ruh’un gelişini, yani Antlaşma’nın ve Tanrı’nın Krallığı’nın yüreklerimizde egemen olmasını simgeler.

Vaftiz olmanın önemi yanında İsa Mesih’in son buyruğu da çok çok önemlidir. İsa Mesih göğe yükselmeden önce öğrencilerine şöyle buyurmuştur:

Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi. Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz edin; size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim.