Dünyaları Kazanmak mı Yoksa


Tanrı mı Para mı?

Ben bazen hayatı ilk istasyondan binerek başladığımız ve son istasyonda da inerek noktaladığımız bir yolculuğa benzetiyorum. Yolcular için bazen bu yolculuk kısa bazen de uzun olabiliyor. Bazen sıkıcı bazen de keyifli olabiliyor. Ama bütün bunların ötesinde öyle yada böyle; bu yolculuğu tamamlıyoruz. Peki bu yolculuğa neden çıkıyoruz. Bu yolculuk daha önceden planlanmış mıydı yoksa bir yanlışlık sonucunda ortaya çıktı?

Steve Jobs dünyanın en zeki insanlarından bir tanesiydi. O da bu yolculuğa başladı ve geçtiğimiz günlerde bu yolcuğunu noktaladı. Hayatı boyunca dünyada çığır açan ve günlük hayatımızı etkileyen bir sürü tasarım yaptı. Onun hayat hikayesini okuduğumda, beni belli başlı konularda gerçekten etkiledi. Ailesinin garajında başlayan macerası, giderek devleşen bir marka sahip olmasıyla sonuçlandı. Ün, şöhret, para… Hepsine sahip oldu, ama acaba sahip olmadığı bir şey, önemli bir şey var mıydı?

Steve Jobs’ın hayatı hakkındaki yazıyı okuduğumda, aklıma İsa Mesih’in şu sözleri geldi, ”İnsan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur? İnsan kendi canına karşılık ne verebilir?” (Matta 16:26). Bu cümle sadece sıradan bir cümle olmanın çok ötesindedir. Hayat amacımızın ne olduğu hakkında bizi sorgulamaya iter. Hayatta neyi kazanmak için uğraşıyoruz?

İsa çalışmanın, para kazanmanın ya da önemli bir makama ulaşmanın kötü bir şey olduğunu mu söylüyordu? Tabi ki hayır! Ama eğer dikkat edilmezse, insanın Tanrı’dan kopmasına ve uzaklaşmasına neden olan şeylerdir. Nitekim bildiğim kadarıyla Steve Jobs bir Budist’ti. O çalıştı, çabaladı hayatta zor ve sıkıntılı zamanlardan geçti. Sonunda, ”Dünyanın parası” olarak tarif ettiğimiz yüklü bir mal varlığına sahip oldu. Aynı zamanda günümüzde birçok kişinin hayran kaldığı ve örnek aldığı bir kişi oldu. Bugün dünyada yaşayan insanların çoğu eminim ki Steve’in başarılarına ve maddi durumuna imreniyordur. Ama bu noktada dikkatinizi İsa’nın başka bir diyaloğuna çevirmek istiyorum. Genç bir adam İsa’ya gelip, ”Sonsuz Yaşama” kavuşmak için ne yapması gerektiğini sordu. İsa onunla bir süre konuştuktan sonra, son olarak şunları dedi, “Eğer eksiksiz olmak istiyorsan, git, varını yoğunu sat, parasını yoksullara ver; böylece göklerde hazinen olur. Sonra gel, beni izle” (Matta 19:21). Bu çok cesur bir istektir. Bir risk taşır. Hayatta çoğu zaman elimizdekilere, kendi kazandıklarımıza güveniriz.

Bu tür şeylere güvenmekte haksız sayılmayız. Kalacak bir yer için para gerekli, hastalandığımızda doktor için, ilaç için para gerekli. Bu dünya bizim maddi varlığımıza bakar. Eğer elimizde avucumuzda yoksa, o zaman bir değerimiz de kalmaz. Ama Tanrı böyle değildir. O’nun için önemli olan O’nu izlememizdir. İsa Genç adama dedi ki; kendine güvenme, güvendiğin şeylerden vazgeç ve bana güven, bu sayede sonsuz hayatı miras alırsın. Fakat genç adamın bu sözlere karşı tutumu farklıydı. Olumsuzdu. Çünkü İncil kayıtları bize adamın çok zengin olduğunu söyler. İsa onu bir sınavdan geçirdi. O gerçekten sonsuz bir hayatı istiyor muydu? Yoksa daha çok bu hayatla mı meşguldü?

Eminim çoğumuz Steve Jobs gibi dünyaları kazanmak istiyoruzdur. Hem maddi hem manevi olarak onun sahip olduğu şeylerden bizde de olsun istiyoruzdur. Ama bugün İsa Mesih sizlere başka bir şey daha hatırlatmak istiyor. Dünyaları mı kazanmak istiyorsun, yoksa sonsuz hayatı mı? Kendisine soru soran genç adama yöneltmiş olduğu sözleri, bugün bizlere de söylüyor.

Peki sen ne yapacaksın?

Genç adam gibi mal varlığına mı güveneceksin, yoksa Tanrı’ya mı umut bağlayacaksın?

İsa iki konuda bize sesleniyor ve diyor ki; Senin canın bu dünyanın zenginliği, parası, şöhretinden daha önemli ve daha değerli, bu yüzden bunlara değil; bana güven ve beni izle!

Eğer Tanrı’nın Oğluna iman edip O’nu izlersek Tanrı bizlere sonsuz hayat armağanını vaat ediyor. Ama eğer O’na iman etmeyip O’nu izlemiyorsak, korkarım ki o zaman bu dünyada kazanmış olduğunuz şeylerin hiçbir yararı olmayacak. Steve Jobs dünyaları kazandı, birçokları için bir örnek ve idol oldu. Ama tüm bunların öldüğünde güzel bir cenaze töreni dışında kendisine bir yararı oldu mu?

Esen Kalın