İsa Mesih Kimdir? Bir Peygamber Mi Kurtarıcı Mı?
Sevgili ziyaretçimiz, bu makalemizde Mesih kavramını Hristiyan bakış açısıyla irdeleyeceğiz. Bizim temel kaynağımız Tanrı sözü olan İncil’dir. Eğer kargo dahil ücretsiz İncil almak isterseniz aşağıdaki linkten formu doldurmanız yeterlidir. Size iyi okumalar diliyoruz.
Kısaca
İsa Mesih, Hristiyan inancının merkezindeki kişidir. Hristiyanlar O’nun yalnızca büyük bir din öğretmeni veya peygamber değil, Tanrı’nın vaat ettiği Mesih, Tanrı’nın Oğlu ve dünyanın Kurtarıcısı olduğuna inanırlar. Bu nedenle Hristiyanlık, öncelikle bir ahlak sistemi veya dini kurallar bütünü değil, İsa Mesih’in kimliği üzerine kuruludur. İsa Mesih hakkında farklı görüşler bulunmaktadır. Müslümanlar O’nu büyük bir peygamber olarak kabul eder, ancak Tanrı’nın Oğlu olduğuna, çarmıha gerildiğine ve ölümden dirildiğine inanmazlar. Yahudiler ise O’nun vaat edilen Mesih olmadığını düşünmektedir. Hristiyanlar ise İsa Mesih’in Eski Antlaşma’da önceden bildirilen Kurtarıcı olduğuna, insanlığın günahları için çarmıha gerildiğine ve üçüncü gün ölümden dirildiğine iman ederler. Kutsal Kitap, İsa Mesih’i tek bir unvanla tanıtmaz. O’nun kimliğini ve görevini açıklamak için “Mesih”, “Rab”, “Tanrı’nın Oğlu”, “İnsan Oğlu” ve “Tanrı” gibi farklı unvanlar kullanır. Bu unvanların her biri, İsa Mesih’in kim olduğuna ilişkin farklı ama birbirini tamamlayan gerçekleri ortaya koyar. Bu nedenle “İsa Mesih kimdir?” sorusu yalnızca tarihsel veya teolojik bir tartışma değildir. Hristiyan inancına göre bu soruya verilen cevap, insanın Tanrı’yla olan ilişkisini ve kurtuluş anlayışını doğrudan etkiler. Bu makalede Kutsal Kitap’ın İsa Mesih’i nasıl tanıttığını ve Hristiyanların neden O’na bu şekilde inandıklarını inceleyeceğiz.
İsa Mesih’in Gerçek Kimliği Nedir?
İnsanlık tarihi boyunca milyonlarca insan yaşamış, sayısız kral, filozof, komutan ve din önderi gelip geçmiştir. Bazıları yaşadıkları dönemi etkilemiş, bazıları ise adlarını tarihe yazdırmıştır. Ancak bunların hiçbiri dünya üzerinde İsa Mesih kadar kalıcı bir etki bırakmamıştır.
Bugün dünyanın hemen her ülkesinde O’nun adı bilinmektedir. Milyarlarca insan O’na iman etmekte, öğretilerini takip etmekte ve yaşamını örnek almaktadır. Kullandığımız miladi takvim bile O’nun doğumunu esas almaktadır. Sanat, edebiyat, müzik, hukuk ve hatta modern medeniyetin şekillenmesinde bile İsa Mesih’in etkisi açıkça görülmektedir.
Buna rağmen belki de tarihte hakkında en çok tartışılan kişi yine O’dur.
Kimileri O’nu yalnızca büyük bir ahlak öğretmeni olarak görmektedir. Kimileri önemli bir peygamber olduğuna inanır. Bazıları ise O’nun yalnızca tarihsel bir kişilik olduğunu düşünür. Hristiyanlar ise çok daha farklı bir iddiada bulunurlar. Onlara göre İsa Mesih yalnızca iyi bir insan, peygamber veya din kurucusu değildir. O, Tanrı’nın vaat ettiği Mesih, dünyanın Kurtarıcısı ve beden almış Tanrı Sözü’dür.
Aslında bu tartışma yeni değildir. İsa Mesih yeryüzünde yaşarken de insanlar O’nun kim olduğu konusunda farklı düşüncelere sahipti. Kimileri O’nu peygamber olarak görüyor, kimileri beklenen Mesih olduğuna inanıyor, kimileri ise halkı aldatan biri olduğunu söylüyordu.
İncil’de anlatıldığına göre İsa Mesih bir gün öğrencilerine şöyle sordu:
“Halk benim kim olduğumu söylüyor?” (Markos 8:27)
Öğrenciler farklı cevaplar verdiler. Kimileri O’nun Vaftizci Yahya olduğunu, kimileri İlyas olduğunu, kimileri de eski peygamberlerden biri olduğunu düşünüyordu.
Ancak İsa’nın asıl sormak istediği soru bundan çok daha kişiseldi.
“Ya siz, siz benim kim olduğumu söylüyorsunuz?” (Markos 8:29)
Aradan yaklaşık iki bin yıl geçmiş olmasına rağmen bu soru hâlâ güncelliğini korumaktadır. Çünkü Hristiyanlıkta belirleyici olan yalnızca İsa Mesih’in öğrettikleri değil, O’nun kim olduğudur.
İşte bu yüzden farklı dinler ve dünya görüşleri İsa Mesih hakkında farklı sonuçlara ulaşmıştır.
Yahudilik, İsa’nın tarihsel olarak yaşamış bir kişi olduğunu kabul eder; ancak vaat edilen Mesih olduğuna inanmaz. Çünkü Yahudi geleneğinde beklenen Mesih’in İsrail’i özgürlüğüne kavuşturacak güçlü bir kral olacağı düşünülmektedir. İsa Mesih ise böyle siyasi bir krallık kurmamış, bunun yerine Tanrı’nın Egemenliği’ni duyurmuştur.
İslam ise İsa Mesih’i Allah’ın büyük peygamberlerinden biri olarak kabul eder. Kur’an’da mucizevi doğumundan, yaptığı mucizelerden ve Mesih olduğundan söz edilir. Ancak Hristiyanlığın temel öğretilerinden olan Tanrı’nın Oğlu oluşu, çarmıha gerilmesi ve dirilişi kabul edilmez.
Hristiyanlık ise İsa Mesih’in yalnızca peygamber olmadığını öğretir. O’nun Eski Antlaşma boyunca vaat edilen Kurtarıcı olduğuna, çarmıhta insanlığın günahları için öldüğüne, üçüncü gün ölümden dirildiğine ve bugün de yaşayan Rab olduğuna inanır.
Bu farklı yaklaşımlar gösteriyor ki, “İsa Mesih kimdir?” sorusu yalnızca tarihsel bir merak konusu değildir. Bu soru, Hristiyan inancının merkezinde yer alır ve verilen cevap, Tanrı, kurtuluş ve insanın amacı hakkındaki anlayışı doğrudan etkiler.

İsa Mesih Neden Bu Kadar Önemlidir?
Birçok din, kurucusunun öğretileri üzerine kuruludur. İnsanlardan belirli inançları kabul etmeleri, belirli ibadetleri yerine getirmeleri ve belirli ahlak kurallarına uymaları beklenir. Elbette Hristiyanlıkta da öğreti, ibadet ve ahlaki yaşam önemlidir. Ancak Hristiyanlığı diğer dinlerden ayıran temel özellik, merkezinde öncelikle bir öğreti değil, bir kişinin bulunmasıdır.
Hristiyanlık, İsa Mesih’in öğrettiklerinden önce O’nun kim olduğu üzerine kuruludur. Bunun nedeni, İsa Mesih’in kendisi hakkında yaptığı iddialardır.
İncil boyunca İsa Mesih yalnızca insanlara nasıl yaşamaları gerektiğini öğretmemiştir. Aynı zamanda günahları bağışlama yetkisine sahip olduğunu söylemiş, Tanrı’yı kendi Babası olarak adlandırmış, insanların sonsuz yaşama ancak Kendisi aracılığıyla kavuşabileceklerini açıklamış ve kendisine iman edilmesini istemiştir.
Bu nedenle insanlar O’nu yalnızca iyi bir öğretmen olarak kabul edip yoluna devam edemediler. Ya söylediklerine inanacaklar ya da O’nu reddedeceklerdi.
Nitekim Yeni Antlaşma boyunca yaşanan tartışmaların büyük bölümü İsa Mesih’in öğretilerinden çok kimliği üzerinedir. Dini önderler O’nun Şabat günü yaptıklarına kızmaktan çok, kendisini Tanrı’yla eşit tuttuğunu düşündükleri için öfkelenmişlerdir. Çarmıha gerilmesine giden süreçte de asıl tartışma O’nun kim olduğu üzerinedir.
Bu nedenle Hristiyanlığı anlamak isteyen bir kişinin öncelikle İsa Mesih’in kim olduğu sorusuna cevap araması gerekir. Kutsal Kitap da bunu yapar. İsa Mesih’i tek bir açıdan değil, farklı yönlerini ortaya koyan çeşitli unvanlarla tanıtır. Bu unvanlar birbirinden bağımsız değildir; her biri O’nun kimliğinin farklı bir yönünü açıklar ve birlikte ele alındığında Hristiyanların neden O’na iman ettikleri daha açık anlaşılır.
İncil’e Göre İsa Mesih’in Kimlikleri
İsa Mesih’in kim olduğunu tek bir cümleyle açıklamak kolay değildir. Bunun nedeni, O’nun yalnızca bir din öğretmeni, peygamber veya tarihi bir kişilik olmamasıdır. Kutsal Kitap, İsa Mesih’in kimliğini ve yeryüzündeki görevini farklı yönleriyle açıklamak için çeşitli unvanlar kullanır. Bu unvanların her biri O’nun kimliğine ışık tutar ve birlikte ele alındıklarında Hristiyan inancının İsa Mesih hakkındaki öğretisini daha açık bir şekilde ortaya koyar.
Bu unvanlar rastgele seçilmiş ifadeler değildir. Her biri Eski Antlaşma’daki vaatlerle bağlantılıdır ve İsa Mesih’in yaşamı, hizmeti, ölümü ve dirilişiyle anlam kazanır. Bu nedenle Kutsal Kitap’ta İsa Mesih’e verilen her isim, O’nun kim olduğuna dair önemli bir gerçeği açıklamaktadır.
Örneğin “Mesih” unvanı, Tanrı’nın yüzyıllar öncesinden vaat ettiği Kurtarıcı’yı ifade eder. “Rab” unvanı O’nun yetkisini ve egemenliğini vurgular. “Tanrı’nın Oğlu” unvanı Tanrı ile olan eşsiz ilişkisini ortaya koyarken, “İnsan Oğlu” unvanı hem gerçek insan oluşunu hem de Eski Antlaşma’daki önemli bir peygamberlik sözünü hatırlatır. Kutsal Kitap’ın bazı bölümlerinde ise İsa Mesih doğrudan Tanrı olarak tanıtılır.
Bu unvanlar birbirinden bağımsız değildir. Aksine hepsi aynı gerçeğin farklı yönlerini gösterir. Bu nedenle İsa Mesih’in kim olduğunu doğru anlayabilmek için, bu unvanların her birinin ne anlama geldiğini ve Kutsal Kitap’ta nasıl kullanıldığını birlikte değerlendirmek gerekir.
Şimdi bu unvanları tek tek inceleyelim.

Mesih İsa
Mesih kelimesi İsa’yla sürekli yan yana kullanılan bir kelimedir. Günümüzde Mesih kelimesini İsa’nın soy ismi olarak düşünen insanlar mevcuttur. Ancak Mesih kelimesi bir sıfattır. İsa ile birlikte kullanılır.
Mesih İbranice’den gelmiş bir kelimedir ve anlamı, “meshedilmiş olan”dır. Meshedilmek Kutsal Kitap’ta, Musevilerin kralının Tanrı tarafından atanması ve bereketlenmesi eylemidir. Yani Yahudilerin kralı Tanrı tarafından atanır ve bereketlenir. Örneğin 1. Samuel 24:6’da şöyle yazar: ”Adamlarına, ‘Efendime, RAB ‘bin meshettiği kişiye karşı böyle bir şey yapmaktan, el kaldırmaktan RAB beni uzak tutsun’ dedi, ‘Çünkü o RAB ‘bin meshettiği kişidir.’ ”
Tanrı, Davut (İslami kaynakalarda Hz. Davut ya da Davut peygamber olarak geçer) aracılığıyla İsrail’de bir hanedan kurar ve Davut soyundan gelenlerin kral olması kuralı başlar. Eski Antlaşma’da, Yaratılıştan beri gelen ve sonrasında Davut soyundan, Kurtarıcı olarak gelecek olan, vaat edilmiş olan, hakkında peygamberlikler olan krala Mesih denecekti. İşte, İsa Mesih bu kavramdan dolayı kullanılır. Mesih ve Krallık kavramları birliktedir.
Mesih Beklentisi
Yahudiler, Davut soyundan gelecek olan Mesih’in kendilerini Roma İmparatorluğu’nun baskı ve zulmünden kurtarıp Davut zamanındaki görkemli, altın çağlarına kavuşturacak bir Kral, bir Mesih bekliyorlardı. Ancak Mesih’in görevi sadece İsrail’i, Yahudileri kurtarmak değil; tüm insanlığı günahın baskısı ve zulmünden kurtarıp Tanrı’yla barıştırmaktı. Mesih savaşmaya, öldürmeye, yargılamaya değil; sevmeye, merhamet göstermeye, lütfetmeye gelmişti.
Yahudiler bekledikleri Mesih’in tutuklanmasını, yargılanmasını, cezalandırılmasını ve öldürülmesini beklemiyorlardı. İsa Mesih daha önceden bunların olması gerektiğini söylediği halde, öğrencileri de bu olayların olmasını beklemiyorlardı. Aslında İsa Mesih’ten 600 yıl öncesine gittiğimizde, Yeşaya Peygamber’in sözlerinde bu olayların olacağı ile ilgili peygamberlikleri görebiliriz:
“İnsanlarca hor görüldü, Yapayalnız bırakıldı. Acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı. İnsanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüldü, Ona değer vermedik. Aslında hastalıklarımızı o üstlendi, Acılarımızı o yüklendi. Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını, Vurulup ezildiğini sandık. Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi, Bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza Ona verildi. Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk. Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık, Her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını ona yükledi.” (Yeşaya 53:3-6)
Rab / Efendi İsa
İsa Mesih’in kimliğiyle ilgili ikinci önemli sıfat Rab yani Efendi kelimesidir. Rab İbranice, efendi, ulu – yüce kişi anlamına gelir. Yeni Antlaşma’da Grekçe’de Kyrios kelimesi kullanılır ve aynı anlama gelir. İncil’de insanların İsa Mesih’e, “Efendim ya da Efendimiz” dediklerini görebilirsiniz.
Kutsal Kitap’ın birçok yerinde, bu kelime ilahi bir özellik taşır. En azından insanüstü bir kavram olarak görülür.
Eski Antlaşma’da (Tevrat, Zebur) insanlar Tanrı’nın ismini (Yahweh) kullanmaktan çekinirler. Çünkü Tanrı’nın ismini boş yer anmak günahtır. “Tanrın RAB ‘bin adını boş yere ağzına almayacaksın. Çünkü RAB, adını boş yere ağzına alanları cezasız bırakmayacaktır.” (Mısır’dan Çıkış 20:7) Dolayısıyla Tanrı’yı anarken doğrudan ismini kullanmazlar. Tanrı için kullanmış oldukları farklı kelimeler arasında Rab kelimesi de vardır. Bundan dolayı Rab kelimesini Tanrı dışında kimse için kullanmamışlardır. 1. yüzyılda yaşamış olan Josephus, Yahudilerin Roma İmparatoru için aynı anlamına gelen Kyrios kelimesini kullanmamakta ısrarcı olduklarını anlatır. Çünkü Rab kelimesi sadece Tanrı için kullanılan bir kelimedir.
Kutsal yazılarda 6,823 kez Rab kelimesinin kullanıldığını görüyoruz. Bu da Rab kelimesiyle İsa Mesih’e hem efendi hem de ilahi bir tanım katıyor. Çünkü İbrahim, İshak ve Yakup’un Tanrısı olan Rab, İsa Mesih’in yaşamı, ölümü ve dirilişiyle kendini bilinir kılmıştı.
İlk Hristiyanlar İsa Mesih’in yaşamı, ölümü ve dirilişindeki kanıtlara bakıp O’nun kimliği için Rab kelimesini kullanmaktan çekinmemişlerdi. Bu, istekli, düşünülmüş, bilinçli ve kanıtlanmış bir karardı ve kaynağı İsa Mesih’in yaşamının ve hizmetinin kendisiydi. Bir öneriye, iddiaya, söylentiye değil; ama yüzde yüz deneyimden ve kanıtlardan oluşan bir söylemdir.
Tanrı Oğlu İsa Mesih
İsa Mesih için kullanılan başka bir sıfat da Tanrı Oğlu kavramıdır. Eski Antlaşma (Tevrat, Zebur)’da bu kelime daha çok doğaüstü varlıklar veya melekler için kullanılmıştır (Mezmurlar 8:6, Eyüp 38:7, Daniel 3:25). Ancak Eski Antlaşma’da Mesih için yapılan peygamberliklerde de Tanrı Oğlu kavramı kullanılmıştır. Aşağıda bazı örneklerini görebilirsiniz:
“Sen ölüp atalarına kavuşunca, senden sonra soyundan birini ortaya çıkarıp krallığını pekiştireceğim. Adıma bir tapınak kuracak olan odur. Ben de onun krallığının tahtını sonsuza dek sürdüreceğim. Ben ona baba olacağım, o da bana oğul olacak. Kötülük yapınca, onu insanların değneğiyle, insanların vuruşlarıyla yola getireceğim.” (2. Samuel 7:12-14)
“RAB ‘bin bildirisini ilan edeceğim: Bana, “Sen benim oğlumsun” dedi, “Bugün ben sana baba oldum.” (Mezmurlar 2:7)
Burada gödüğümüz ki Mesih kavramı ve Tanrı Oğlu kavramı birlikte yürüyen kavramlardır. Buradaki Oğul kavramı bir anne – baba ilişkisinden olan çocuk anlamına gelmez. Tanrı tektir, cinsiyeti yoktur, evlenmez, çocuk sahibi olmaz. Bu bağlamda yanlış anlaşılmaları düzeltmek gerekiyor. İddia edildiği gibi Hristiyanlar, İsa Mesih’in, Baba Tanrı ve Meryem’in evliliğinden doğduğu fikrine inanmıyorlar. Böyle bir fikre tarih boyunca inanmamışlardır. Bu tamamen yanlış bir iddiadır.
İmanlılar olarak tabi ki hepimiz Tanrı çocuklarıyız. Kutsal Kitap’ta böyle geçer; ancak İsa Mesih doğrudan Tanrı’nın Oğlu olarak görülür. Bunu da O yeryüzüne gelmeden önceki peygamberliklerde görebiliriz. Pavlus, İsa Mesih için, ”Tanrı’nın tek Oğlu” der ve bizleri Tanrı’nın evlat edindiği oğullar olarak anlatır. Yuhanna İsa Mesih’e, ”Oğul” derken, imanlılara, ”çocuklar” der. Yani İsa Mesih Tanrı Oğlu, bizler Tanrı çocuklarıyız.
İncil’de İsa Mesih ve Tanrı’nın ilişkisi Baba – Oğul ilişkisi olarak anlatılır. Bu birkaç biçimde olabilir. Birincisi İsa Mesih Tanrı’ya doğrudan, “Abba” (Aramice) “Baba” diye seslenir. İkincisi, İsa Mesih, İncil’de çok net bir şekilde Tanrı Oğlu olarak adlandırılır. Üçüncüsü, İncil’de İsa Mesih’in Baba Tanrı ile olan ilişkinin derin boyutu, yakınlığı, eşsizliği, gücünü anlatmak için kullanılır.

İnsan Oğlu İsa Mesih
Çoğu Hristiyan için İnsan Oğlu kavramı Tanrı Oğlu kavramının karşıt anlamını taşır. Tanrı Oğlu İsa Mesih’in ilahi yanını vurgularken, İnsan Oğlu İsa Mesih’in insan yanını vurgular. Bu doğru olmasına rağmen bu kadar basit değildir. İnsan Oğlu kavramı (Ben Adam, yani Adem oğlu) Eski Antlaşma’da 3 şekilde geçer:
1- Hezekiel Peygamberi vurgulamak için.
2- Zamanın sonunda, kıyamette ilahi yargı için gelecek ilahi kişiden bahsetmek için.
3- Zayıf, günahkar olan insanla; kutsal, kusursuz olan Tanrı arasındaki farkı belirtmek için.
İsa Mesih’in ilahi doğası vardı, ancak yeryüzünde bizim geçtiğimiz zorluklardan geçip günahsız bir yaşam sürmesi için, kutsal lütfuyla ve alçakgönüllülüğüyle insan doğasına bürünmesi gerekiyordu. Bu zorluklardan başarılı bir şekilde geçerken, zaferini İnsan Oğlu olarak kazanıyordu. O yüzden İsa Mesih’in İnsan Oğlu doğası bizim için çok önemlidir. Bu şekilde İsa Mesih, sadakatiyle bizim düştüğümüz zorluklardan, günahsız ve hatasız bir şekilde zafer kazanmıştı ve bu bizim için örnek olmuştur.
Ancak, İnsan Oğlu kavramının çok önemli başka bir yanı daha var. Eski Antlaşma’da zamanın sonunda, kıyamet ve sonrasındaki gelecek çağ başlarken, bir yargı günü olacağı peygamberliklerde vurgulanmıştır. Bu çağın sonunda ilahi adalet için gelecek olan kişiye Eski Antlaşma’da İnsan Oğlu denmiştir. İsa Mesih bu yüzden bu kavramı kullanır. İncil’de birçok yerde İsa Mesih, tekrar görkemiyle yargılamak için geleceğini vurgular.
Tanrı İsa
Son olarak İsa’nın kimliğinin en önemli boyutu, Tanrı olmasıdır. İncil’de bu konuda birçok ayet vardır. Bunlardan en ünlüleri Yuhanna kitabının giriş bölümündedir:
“Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı. Başlangıçta O, Tanrı’yla birlikteydi . Her şey O’nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O’nsuz olmadı. Yaşam O’ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. Işık karanlıkta parlar. Karanlık onu alt edemedi .
Tanrı’nın gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı. Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi. Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi. Dünyaya gelen, her insanı aydınlatan gerçek ışık vardı. O, dünyadaydı, dünya O’nun aracılığıyla var oldu, ama dünya O’nu tanımadı. Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı O’nu kabul etmedi. Kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı’nın çocukları olma hakkını verdi. Onlar ne kandan, ne beden ne de insan isteğinden doğdular; tersine, Tanrı’dan doğdular.
Söz, insan olup aramızda yaşadı. O’nun yüceliğini –Baba’dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu biricik Oğul’un yüceliğini– gördük. Yahya O’na tanıklık etti. Yüksek sesle şöyle dedi: “ ‘Benden sonra gelen benden üstündür. Çünkü O benden önce vardı’ diye sözünü ettiğim kişi budur.”
Nitekim hepimiz O’nun doluluğundan lütuf üzerine lütuf aldık. Kutsal Yasa Musa aracılığıyla verildi, ama lütuf ve gerçek İsa Mesih aracılığıyla geldi. Tanrı’yı hiçbir zaman hiç kimse görmedi. Baba’nın bağrında bulunan ve Tanrı olan biricik Oğul O’nu tanıttı.” (Yuhanna 1:1-18)
İsa Mesih, Tanrı’nın başlangıçtaki yaratışının, vaatlerinin, sözlerinin vücut bulmuş halidir. İsa bir öğretmen, peygamber, önder, devrimci vs. olabilir; ama kimliğinin en önemli boyutu Tanrılığıdır. Peki bu nasıl oluyor?
İsa Mesih ve Üçlü Birlik
Hristiyanlar tek olan Tanrı’nın kendini Baba, Oğul ve Kutsal Ruh şeklinde gösterdiğine inanırlar. Bu, Hristiyanların üç tanrıya değil bir Tanrı’ya inandıklarını gösterir. Kendisini üç farklı şekilde gösteren tek bir Tanrı. Tabi ki bu Tanrı anlayışımızı zorlaştırıyor. Ancak her şeyi yaratan, zamandan ve mekandan bağımsız olan, tüm evrenin üstünde olan yaratıcı Tanrı’dan bahsettiğimizde, bunun yaratılmış olan bizler tarafından kolayca kavranılması imkansızıdır. Biz Tanrı’yı tanıyabiliriz, ancak tamamıyla kavrayamayız. Aziz Augustin şöyle der: Deus scitur melius nesciendo. “Eğer tamamıyla algılanabiliyorsa, Tanrı değildir”.
İsa Mesih, tek olan Tanrı’nın üçlü birliğin ikinci kişisi olan Oğul’dur. ”İsa Mesih görünmez Tanrı’nın görünümüdür.” (Koloseliler 1:15) Tanrı beden alıp insan olarak yeryüzüne geldi. Bunu İsa Mesih’te gerçekleştirdi. Bunu yapmasının en önemli nedeni, Tanrı’nın yarattıklarına duyduğu derin, değişmez, azalmaz sevgisidir. Yargılamak için her türlü nedeni olan adil Tanrı yargının üstünde, derin sevgisi sayesinde bizlere lütuf olsun diye mükemmel planını İsa Mesih’te gerçekleştirdi. Böylece biz bir yolculuğa başladık. Kavranamayan Tanrı’yı tamamıyla kavrayabilmemiz için, diriliş vaadiyle gelecek çağa hazırlanıyoruz.
Sonuç
İsa Mesih’in kim olduğu sorusu, yalnızca Hristiyanlık tarihinin değil, insanlık tarihinin de en önemli sorularından biridir. Çünkü bu soruya verilen cevap, O’nun öğretilerine, çarmıhtaki ölümüne ve dirilişine nasıl baktığımızı da belirler.
Bu makalede Kutsal Kitap’ın İsa Mesih’i neden farklı unvanlarla tanıttığını inceledik. O’nun “Mesih” olarak Tanrı’nın yüzyıllar öncesinden vaat ettiği Kurtarıcı olduğunu, “Rab” olarak ilahi yetki ve egemenliğe sahip olduğunu, “Tanrı’nın Oğlu” unvanıyla Tanrı ile eşsiz ilişkisini ortaya koyduğunu, “İnsan Oğlu” unvanıyla hem gerçek insanlığını hem de Daniel peygamberin gördüğü ilahi kişiyi işaret ettiğini gördük. Ayrıca Kutsal Kitap’ın birçok yerinde İsa Mesih’in doğrudan Tanrı olarak tanıtıldığını da ele aldık.
Bu unvanlar birbirinden bağımsız değildir. Aksine hepsi aynı gerçeğin farklı yönlerini açıklar. Kutsal Kitap’ın tanıklığına göre İsa Mesih yalnızca büyük bir peygamber, bilge bir öğretmen veya örnek bir insan değildir. O, Tanrı’nın insanlığa gönderdiği Kurtarıcıdır.
Bu nedenle İsa Mesih hakkında verilecek karar yalnızca akademik veya tarihsel bir değerlendirme değildir. Aynı zamanda kişisel bir karardır. Çünkü Hristiyan inancına göre İsa Mesih yalnızca geçmişte yaşamış tarihi bir kişi değil, bugün de yaşayan Rab’dir.
İncil’de İsa Mesih öğrencilerine şu soruyu sormuştu:
“Ya siz, siz benim kim olduğumu söylüyorsunuz?” (Markos 8:29)
Aradan yaklaşık iki bin yıl geçmiş olmasına rağmen bu soru hâlâ geçerliliğini korumaktadır. Her insan, er ya da geç bu soruyla yüzleşmek zorundadır. Kimileri O’nu yalnızca bir peygamber, kimileri büyük bir öğretmen, kimileri ise sıradan bir tarihsel kişilik olarak görecektir. Hristiyanlar ise O’nun Tanrı’nın vaat ettiği Mesih, Tanrı’nın Oğlu ve dünyanın Kurtarıcısı olduğuna iman etmektedir.
Sonuç olarak, İsa Mesih’in kim olduğu sorusu yalnızca Hristiyanlar için değil, hakikati arayan herkes için önemlidir. Eğer Kutsal Kitap’ın İsa Mesih hakkındaki tanıklığı doğruysa, O’nun kimliği ve söyledikleri her insanın yaşamını doğrudan ilgilendirmektedir. Bu nedenle İsa Mesih hakkında karar vermeden önce, O’nun yaşamını, sözlerini ve Kutsal Kitap’ın O’nun hakkında söylediklerini dikkatle incelemek gerekir.