Göğe merdiven dayayabilir misiniz?


Hemen “göğe merdiven dayamak mı?”diye sorabilirsiniz kendi kendinize. Ancak bizler bu gün Tanrı’ya ulaşmak dediğimizde sanki bunu yapıyoruz. Elimizde malzemelerimiz göğe merdiven dayamaya çalışmaktayız.
Bu başlığı okuduğunuzda bu yazıyı hazırlayanlar büyük bir kavram kargaşasına olmalı diye düşüneceksiniz ve hemen “göğe merdiven dayamak mı?”diye sorabilirsiniz kendi kendinize. Ancak bizler bu gün Tanrı’ya ulaşmak dediğimizde sanki bunu yapıyoruz. Elimizde malzemelerimiz göğe merdiven dayamaya çalışmaktayız. Binlerce yıldır insanoğlu Tanrı’ya ulaşmanın yolunu aramıştır. Kimi ona yasayla, kimi ona ibadetlerle, kimi ona meditasyonla, kimi ise iyi işlerle ulaşmaya çalışmaktadır. İnsanoğlu yaratıldığından beri bununla uğraşmaktadır.

Tanrı ulaşılır mıdır? İnsanoğlu Tanrı’ya ulaşabilir mi? Bu soruların cevaplarını Tanrı’nın Sözü olan Kutsal Kitap’tan öğrenmeye çalışalım; Tanrı insanı özgür irade ile yarattığında insan yine bu özgür iradeyi kullanarak Tanrı’ya isyan etti. Ve günah böylece dünyaya girdi. Yazılmış olduğu gibi: “Doğru kimse yok, tek kişi bile yok. Anlayan kimse yok, Tanrı’yı arayan yok. Hepsi saptı, tümü yararsız oldu. İyilik eden yok, tek kişi bile!” (Rom.3: 10) Tanrı insanları sevdiği için onları günahlarının cezası olan ölüme bırakmadı ancak onlara kurtuluş yolu verdi. Şeriat bu yüzden verilmişti. Tanrı’nın kutsallığını anlamak ve günahlar için kurban verip Tanrı’ya yaklaşmak şeraitın amacıydı. İşte tam burada insanların göğe tırmanmak için yaptıkları merdivenin hikâyesi başlıyor.

İnsanlar kendi günahlılıklarına ve Tanrı’nın kutsallığına dikkat etmeden merdiven inşa etmeye çalışıyorlar. Ancak şöyle diyor Kutsal Kitap’ta “Hepimiz murdar olanlara benzedik. Bütün doğru işlerimiz kirli âdet bezi gibi. Yaprak gibi soluyoruz. Suçlarımız rüzgar gibi sürükleyip götürüyor bizi.” (Yeşaya 64: 6) Ağır sözler ama ne yazık ki doğru. Günahlı ellerimizle kutsal Tanrı’ya ulaşabilecek hiçbir araç yapamayız. O merdiveni biz kuramayız.
Yaratılış’ta Babil Kulesi’nin hikayesi anlatılır; “Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı. Doğuya göçerlerken Şinar bölgesinde bir ova bulup oraya yerleştiler. Birbirlerine, «Gelin, tuğla yapıp iyice pişirelim» dediler. Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullandılar. Sonra, «Kendimize bir kent kuralım» dediler, «Göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız.» RAB insanların yaptığı kentle kuleyi görmek için aşağıya indi.«Tek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre, düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir engel tanımayacaklar» dedi, «Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki, birbirlerini anlamasınlar.» Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu. Bu nedenle kente Babil* adı verildi. Çünkü RAB bütün insanların dilini orada karıştırmış ve onları yeryüzünün dört bucağına dağıtmıştı. (Not 11:9 «Babil»: İbranice «Kargaşa» sözcüğünü çağrıştırır.) (Yar.11: 1- 9) Bu hikayede Kutsal Kitap içinde Tanrı’ya ulaşma hatta Tanrı gibi olma gibi bir isteğin vahim sonucunu okuyabiliriz. Kimse Tanrı’ya ulaşamaz! Bu büyük bir gerçektir.

Eski Antlaşama’da İbrahim peygamberin torunu olan Yakup bir rüya görür. Rüyası şöyledir; Yakup Beer-Şeva’dan ayrılarak Harran’a doğru yola çıktı. Bir yere varıp orada geceledi, çünkü güneş batmıştı. Oradaki taşlardan birini alıp başının altına koyarak yattı. Düşte yeryüzüne bir merdiven dikildiğini, başının göklere eriştiğini gördü. Tanrı’nın melekleri merdivenden çıkıp iniyorlardı. (Yaratılış 28:10-12)
İsa Mesih bu konuda şöyle dedi; Natanel, “Rabbî, sen Tanrı’nın Oğlu’sun, sen İsrail’in Kralı’sın!” dedi. İsa ona dedi ki, “Seni incir ağacının altında gördüğümü söylediğim için mi inanıyorsun? Bunlardan daha büyük şeyler göreceksin.” Sonra da, “Size doğrusunu söyleyeyim, göğün açıldığını, Tanrı meleklerinin İnsanoğlu üzerinde yükselip indiklerini göreceksiniz” dedi. (Yuhanna 1:49-51)
Yakup’un düşünde gördüğü merdiven artık dünyaya gelmiştir. İnsanların artık göğe merdiven dayamasına gerek yoktur. Çünkü o merdiven zaten dünyaya gelmiştir. İnsanların tek yapması gereken sadece o merdivenden tırmanmaktır. Tanrı’ya ulaşmak için Tanrı’nın kendisi bir yol hazırladı. Çünkü insanların yolu kendileri gibi günahla dolu olacaktır. Ancak Kutsal Tanrı’ya ulaşabilmek ancak kutsal bir yol yani günahsız bir yol ile mümkündür. İsa Mesih işte bu yüzden dünyaya geldi. O Tanrı’dan geldi. Yahya İsa Mesih’i gördüğünde şöyle bildirdi; “İşte dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu.” Göğe yani Tanrı’ya ulaşma yolumuz merdivenimiz artık İsa Mesih’in kendisidir. İsa Mesih günahlarımız için çarmıhta öldü ve üçüncü gün dirildi.“Yol gerçek ve yaşam Benim” der İsa Mesih (İncil Yuhanna 14:6)Bu yolu bilmek ve göğe uzanan merdivenden nasıl çıkabileceğinizi öğrenmek için bizi arayın. “Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak” (Yuhanna 8:32)