Hz.İbrahimin Sınanması


Kurban bayramını geride bıraktığımız şu günlerde aslında Kurban ile ilgili açıklamalar ve söylemler, hem halk arasında hem de medya da ağırlık kazanmaktaydı. Fakat sorsak, herkesten farklı farklı kurban açılımları yapılır. Neden kurban kesilir? Sorusunu insanlar kendince yorumlamaya çalışırlar. Tabi cevaplar arasında en ağır basan açıklama “Hz. İbrahim’den oğlunu kurban etmesinin istenmesi” hadisesidir.

Allah Hz. İbrahim’den Kimi Kurban Etmesini İstedi?
Bu konuda Musevilik, İsevilik ve İslamiyet’in mutabık olduğu ve ayrıldı noktalar vardır. Örneğin, yukarıda sıraladığımız her bir inanç bu hadiseyi doğrulamakta ve gerçekliğini kabul etmektedir. Hadisenin Farklılaştığı nokta ise, Hz. İbrahim’in kimi kurban etmek için ve nasıl esin aldığı hakkındadır.
Musevilik ve İseviliğin bu konuda temel aldığı kaynak aynı (Tevrat) olduğundan, bu soruya olan cevabı açık bir şekilde İshak olacaktır. Tevrat’ta şöyle denir:
Daha sonra Tanrı İbrahim’i denedi. “İbrahim!” diye seslendi. İbrahim, “Buradayım!” dedi.
Tanrı, “İshak’ı, sevdiğin biricik oğlunu al, Moriya bölgesine git” dedi, “Orada sana göstereceğim bir dağda oğlunu yakmalık sunu olarak sun.”
İbrahim sabah erkenden kalktı, eşeğine palan vurdu. Yanına uşaklarından ikisini ve oğlu İshak’ı aldı. Yakmalık sunu için odun yardıktan sonra, Tanrı’nın kendisine belirttiği yere doğru yola çıktı.
Üçüncü gün gideceği yeri uzaktan gördü. Uşaklarına, “Siz burada, eşeğin yanında kalın” dedi, “Tapınmak için oğlumla birlikte oraya gidip döneceğiz.”
Yakmalık sunu için yardığı odunları oğlu İshak’a yükledi. Ateşi ve bıçağı kendisi aldı. Birlikte giderlerken İshak İbrahim’e, “Baba!” dedi. İbrahim, “Evet, oğlum!” diye yanıtladı. İshak, “Ateşle odun burada, ama yakmalık sunu kuzusu nerede?” diye sordu.
İbrahim, “Oğlum, yakmalık sunu için kuzuyu Tanrı kendisi sağlayacak” dedi.İkisi birlikte yürümeye devam ettiler. Tanrı’nın kendisine belirttiği yere varınca İbrahim bir sunak yaptı, üzerine odun dizdi. Oğlu İshak’ı bağlayıp sunaktaki odunların üzerine yatırdı.
Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı. Ama RAB’bin meleği göklerden, “İbrahim, İbrahim!” diye seslendi. İbrahim, “İşte buradayım!” diye karşılık verdi.
Melek, “Çocuğa dokunma” dedi, “Ona hiçbir şey yapma. Şimdi Tanrı’dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin.” İbrahim çevresine bakınca, boynuzları sık çalılara takılmış bir koç gördü. Gidip koçu getirdi. Oğlunun yerine onu yakmalık sunu olarak sundu.
Oraya “RAB sağlar” adını verdi. “RAB’bin dağında sağlanacaktır” sözü bu yüzden bugün de söyleniyor. RAB’bin meleği göklerden İbrahim’e ikinci kez seslendi:
“RAB diyor ki, kendi üzerime ant içiyorum. Bunu yaptığın için, biricik oğlunuesirgemediğin için seni fazlasıyla kutsayacağım; soyunu göklerin yıldızları, kıyıların kumu kadar çoğaltacağım. Soyun düşmanlarının kentlerini mülk edinecek. Soyunun aracılığıyla yeryüzündeki bütün uluslar kutsanacak. Çünkü sözümü dinledin.”
Aslında Yaratılış Kitabı 22. Bölümde geçen bu olayı irdeleyip öncesine baktığımızda, zaten bu kişinin İsmail olması imkânsızdır. Çünkü İsmail ve annesi Hacer evden uzaklaştırılıp, Paran’a gönderilmiştir.[1]
İslami kaynakları incelediğimizde ise aslında bu konuda bir belirsizliğin olduğunu görürüz. Fakat genel görüşe göre, kurban olarak sunulması istenen İsmail’dir.[2]
Allah’ın Amacı:
Aslında birçok kişi bu hadise ile ilgili şunu sorabiliyor: Allah neden böyle bir şey istesin? Tevrat’a baktığımız da birkaç amaç görebiliyoruz. Birincisi, Allah İbrahim’in imanını denedi ve onun imanını uluslara gösterdi. Yani İbrahim’e boşuna “İman Babası” denilmiyor. Hz. İbrahim, Allah’a güvendi ve O’nun vaatlerine iman etti.
Allah’ın İbrahim’e verdiği vaat neydi? Soyunun İshak ile devam edeceği ve soyunun gökteki yıldızlar kadar çok olacağı değil miydi?[3]

Allah, İbrahim’e bir vaatte bulunmuştu:
“Ancak antlaşmamı gelecek yıl bu zaman Sara’nın doğuracağı oğlun İshak’la sürdüreceğim.” [4]
Vaatlere ortak olan kişi Oğlu İshak’tı, İsmail değil! Bir başka ayette Rab Allah şöyle demektedir:
Tanrı, “Karın Saray’a gelince, ona artık Saray demeyeceksin” dedi, “Bundan böyle onun adı Sara olacak. Onu kutsayacak, ondan sana bir oğul vereceğim. Onu kutsayacağım, ulusların anası olacak.
Halkların kralları onun soyundan çıkacak.” İbrahim yüzüstü yere kapandı ve güldü. İçinden, “Yüz yaşında bir adam çocuk sahibi olabilir mi?” dedi, “Doksan yaşındaki Sara doğurabilir mi?” Sonra Tanrı’ya, “Keşke İsmail’i mirasçım kabul etseydin!” dedi. Tanrı, “Hayır. Ama karın Sara sana bir oğul doğuracak, adını İshak koyacaksın” dedi, “Onunla ve soyuyla antlaşmamı sonsuza dek sürdüreceğim.

İsmail’e gelince, seni işittim. Onu kutsayacak, verimli kılacak, soyunu alabildiğine çoğaltacağım. On iki beyin babası olacak. Soyunu büyük bir ulus yapacağım. Ancak antlaşmamı gelecek yıl bu zaman Sara’nın doğuracağı oğlun İshak’la sürdüreceğim.” – Yaratılış 17:15-21
Allah, İbrahim’in oğlu İsmail’i de bereketledi ama “Soy, Antlaşma ve Vaatler” İshak ile sürecekti. Aslında bu nokta da Kutsal Kitap’ta Allah’ın kendisini “İbrahim’in, İshak’ın ve Yakup’un Allah’ı” olarak tanıtması çok anlamlıdır. Halkı ile “Antlaşma” yapmış olan Allah, Antlaşma’nın kiminle devam edeceğini göstermiştir.
Bu noktada İshak’ın kurban edilmek üzere seçilmesi son derece önemli bir durum teşkil etmektedir. Çünkü İshak, vaat edilmiş olan ve aracılığıyla İbrahim’in soyunun devam edeceği, mucizevi bir şekilde Allah’tan verilen bir çocuktur. Kısır olan kadına ve yaşlanmış kocasına “verilmiş vaat” çocuğudur.
Allah, vaat ettiği çocuğu vermiş ve tekrar İbrahim’den istemiştir. Bu Hz.İbrahim için büyük ve zor bir sınanmadır. Çünkü doğal yollardan değil ama mucize ile sahip olduğu biricik oğlunu sunması istenmiştir. Acaba sizin için hangisini feda etmek daha zor olurdu: “Olağan yollardan sahip olduğunuz bir şeyi mi yoksa mucizevi yollardan size bağışlanan bir şeyi mi”? Acaba hangi birimiz bugün en çok değer verdiğimiz şeylerden vazgeçebiliyor?
Sanırım kendi hayatlarımızı değerlendirdiğimizde İbrahim’in ne kadar güçlü bir sınanmadan geçtiğini görebiliriz. Fakat başlıktaki sorumuza dönecek olursak, Allah neden istedi bunu? İlkin dedik ki, Allah İbrahim’in büyük imanının ortaya çıkmasını istedi. Öyle ki ona “İman Babası” denilsin.
İbrahim düşündü ki “Rab bana vaatte bulundu ve benden bunu istiyorsa, O’na oğlumu kurban etsem dahi, O yeniden İshak’ı diriltecek kudrete sahiptir.”
Olayın içerisinde ki en önemli noktalardan birisi de İshak’ın Babasına yoldaki sorusudur:
İshak İbrahim’e, “Baba!” dedi. İbrahim, “Evet, oğlum!” diye yanıtladı. İshak, “Ateşle odun burada, ama yakmalık sunu kuzusu nerede?” diye sordu. İbrahim, “Oğlum, yakmalık sunu için kuzuyu Tanrı kendisi sağlayacak” dedi. İkisi birlikte yürümeye devam ettiler. [5]
Aslında soru ve cevap bize Allah’ın amacı ve iradesine ilişkin büyük bir ipucu vermektedir. İshak yolculuk boyunca bir şeylerin eksik olduğunun farkında idi. Bu çok önemli bir eksikti. Çünkü yakmalık sunu sunmaya gidiyorlardı ama kurbanlık ortada yoktu! İbrahim dedi ki “Yakmalık sunuyu Allah sağlayacak”!
Peki, hadisenin devamında ne görüyoruz? İbrahim, tam oğlunu sunacakken, Allah, İbrahim’i durdurur. Çünkü Allah’ın amacı insan sunusu değildir. Zaten bunu Musa’nın Yasasında yasaklamıştır. [6] Allah’ın amacı ileride sağlayacağı “Kusursuz Kurban’a” işaret etmektir. [7]

Rab Allah şöyle der:
“İbrahim, İbrahim!” diye seslendi. İbrahim, “İşte buradayım!” diye karşılık verdi.
“Çocuğa dokunma” dedi, “Ona hiçbir şey yapma. Şimdi Tanrı’dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin.” İbrahim çevresine bakınca, boynuzları sık çalılara takılmış bir koç gördü. Gidip koçu getirdi. Oğlunun yerine onu yakmalık sunu olarak sundu. Oraya “RAB sağlar” adını verdi. “RAB’bin dağında sağlanacaktır” sözü bu yüzden bugün de söyleniyor.
“RAB diyor ki, kendi üzerime ant içiyorum. Bunu yaptığın için, biricik oğlunu esirgemediğin için seni fazlasıyla kutsayacağım; soyunu göklerin yıldızları, kıyıların kumu kadar çoğaltacağım. Soyun düşmanlarının kentlerini mülk edinecek. Soyunun aracılığıyla yeryüzündeki bütün uluslar kutsanacak. Çünkü sözümü dinledin.”.
Allah’ın amacı yeryüzündeki tüm ulusların kutsanmasıydı. Tüm ulusların İbrahim aracılığıyla kutsanmasıydı. Tüm uluslar nasıl kutsanacaktı? Allah’ın tasarısı insanoğlunun kurtuluşu ile ilgiliydi. Daha en başta Kadın’dan doğacak olan kişiden bahsederek başladığı vaatlere, İbrahim’in soyu aracılığıyla devam edecekti.
Aslında hem Kutsal Kitap’ta hem de Kur’an’da Allah’ın kendisini “İbrahim’in, İshak’ın ve Yakup’un Allah’ı” olarak tanıtması son derecek önemlidir. Vaat soyunun nasıl ilerlediğini göstermektedir.
Burada büyük oğul küçük oğul olmanın ya da iyi işlerin bir önemi yoktur. Önemli olan Allah’ın seçimi ve iradesidir. Bununla birlikte Kutsal Kitap’ta ve Kuran’da Allah’ın neden İsrail Oğullarını seçtiği ve onlara özel seçtiği kişiler aracılığıyla konuştuğu sorusuna cevap bulmaktayız.

Son olarak, “Rab Sağlar” ifadesine geri dönecek olursak, bahsettiğim gibi bu olay gelecekte olacak bir olayın simgesidir. Rab Allah, vaatlerine sahip olmamız için -ölmesi gereken bizler yerine- kendi biricik Oğlunu “Rab Sağlar” diye adlandırılan yerde yani “Golgota” tepesinde kefaret sunusu olarak sunmuştur.
Rab Allah, gerçek anlamda bizler için KURTULUŞ sağlamıştır. İşte O tepede, o dağda biricik Oğlunu esirgemeyip bizler için sunmuştur. Peki, senin Allah’a yanıtın ne olacak? Hz. İbrahim gibi Allah’ın sağladığını kabul etmek mi yoksa bunu reddetmek mi?
[1] Yaratılış 21:9-21
[2] http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/ibrahim-aleyhisselam-hangi-oglunu-kurban-etmek-istedi.html
Tabi bu arada bir dipnot olarak şunu da eklemek gerekir ki Kutsal Kitap’ta ve Kuran’da geçen bu hadisedeki farklılıklardan biriside Hz. İbrahim’e bildirilen buyruğun sunuluşudur. Tevrat’ta Hz. İbrahim’e Rab Allah direkt konuşurken, Kuran’da İbrahim bir rüya görmektedir. Ve bunu çocuğunu kesmeye yorar.
[3] Yaratılış 26:4
[4] Yaratılış 17:21
[5] Yaratılış 22:6-8
[6] Levililer 18:21, Yasa’nın Tekrar’ı 12:31, 18:10
[7] Koloseliler 2:17, İbraniler 10:1