Diriliş


Sevgili ziyaretçimiz, bu makalemizde “Diriliş” kavramını Hristiyan bakış açısıyla irdeleyeceğiz. Bizim temel kaynağımız Tanrı sözü olan İncil’dir. Eğer kargo dahil ücretsiz İncil almak isterseniz aşağıdaki linkten formu doldurmanız yeterlidir. Size iyi okumalar diliyoruz.

Talep Formu

Hristiyanlığı az çok araştıran birinin ilk fark edeceği şey, elbette ki İsa Mesih’in çarmıhıdır. Hristiyan öğretisinin temeli çarmıhtır. Doktrinimizi tek cümlede ifade ederiz: “İsa Mesih günahlarımıza karşılık kendini çarmıhta feda etmiştir ve, ” Evet doktriniz sadece çekilen acı ve ölümden ibaret değildir. Doktrinin devamı: “.. 3 gün sonra mezardan dirilmiştir.” şeklindendir.

Belki doktrinin ikinci kısmına, birinci kısım kadar vurgu yapılmıyor hissine kapılabiliriz. Ancak birinci kısma anlamını veren, acılardan sonra gelen lütfu gösteren, Tanrı’nın O eşsiz sevgisini, şefkatini ve zamanın öncesinden insanlık için yapmış olduğu bu plandaki hikmetinin derinliğini gösteren olay, Mesih’in “diriliş”idir.

Müjdeyi müjde yapan şey diriliştir. Çünkü Tanrı Biricik Oğlunu ölümden diriltmekle bize hem günahlarımızın affediliş mührünü vurmuştur hem de sonsuz hayata kavuşacağımızın müjdesini vermiştir. Bu yüzden Mesih ile ne kadar iftihar etsek ve Tanrı’yı ne kadar övsek azdır.

Hristiyanlığın doğuşu da aslında yine dirilişe bağlıdır. Çünkü Yahudi ileri gelenleri Mesih İsa’yı öldürttüklerinde, bu sapkın akımı durdurduklarını düşünmüşlerdi. Böyle düşünmekte haklıydılar, çünkü İsa Mesih çarmıha tek başına gitmişti. Tüm talebeleri korktukları için O’nu terk etmişlerdi. İşte en şüpheci tarihçilerin dahi takıldıkları nokta burasıdır; peki ne oldu da bu korkak insanlar, dağıldıkları yerlerden, döndükleri dünyasal işlerinden ayrılarak tekrar bir araya geldiler ve dünyaya cesurca yayılarak her türlü işkence, zulüm ve idamlara rağmen bu beklenen Mesih’i, O’nun çarmıhını ve dirilişini duyurdular. Bu insanlar gerçekten O’nu ölümden dirilmiş olarak görmeselerdi, ağız birliği edercesine kendilerini bir yalana inandırabilirler miydi? Ve bu yalana kendilerini bu kadar kaptırıp hayatlarını buna feda edebilirler miydi?

Diriliş ve Mesih

Mesih’in üzerine biraz kafa yoğurduğumuzda şunu görüyoruz: O bir din kurmaya gelmedi. O Tanrısal bir iş yapmak, Tanrı’nın gücünü sergilemek ve insanlığa bizzat en büyük Vahiy (beden almış Söz) olmak için geldi. Çarmıhın öncesi önemli olduğu kadar sonrası da önemlidir. Çarmıhta ölerek ve 3 gün sonra dirilerek bunu gerçekleştirdi. Çarmıhta Tanrı’nın adaleti sağlandığı gibi, eşsiz sevgisi de sergilenmiş oldu. Hem günahlarımızın affına kavuştuk hem de dirilişle sonsuz yaşamın müjdesini almış olduk. Evet İsa en büyük düşman olan, “ölüm”ü yenmiştir ve hayattadır. Mesih İsa bizleri kendine çağırmaktadır:

“Nerede iki ya da üç kişi benim adımla toplanırsa, ben de orada, aralarındayım.” (Matta 18:20)

İsa ona, “Diriliş ve yaşam Ben’im” dedi. “Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır.” (Yuhanna 11:25)

“Yol, gerçek ve yaşam Ben’im…” (Yuhanna 14:6)

“Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm…” (Matta 11:28)

“Ben dünyanın ışığıyım. Benim ardımdan gelen, asla karanlıkta yürümez…” (Yuhanna 8:12)

“Yaşam ekmeği Ben’im. Bana gelen asla acıkmaz, bana iman eden hiçbir zaman susamaz.” (Yuhanna 6:35)

“Baba Oğul’da yüceltilsin diye, benim adımla dilediğiniz her şeyi yapacağım. Benim adımla benden ne dilerseniz yapacağım.” (Yuhanna 14:13-14)

“Yunus, nasıl üç gün üç gece o koca balığın karnında kaldıysa, İnsanoğlu’da üç gün üç gece yerin bağrında kalacaktır.” (Matta 12:40)

Diri Olan Ben’im. Ölmüştüm, ama işte sonsuzluklar boyunca diriyim. Ölümün ve ölüler diyarının anahtarları bendedir. (Vahiy 1:18)

Esen Kalın

Benzer makaleler okumak isterseniz aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Benzer Makaleler