Boşlukların Tanrısı


 

Bu videonun içeriğini okumak ister misiniz?

Merhaba, tartışma bloguna hoş geldiniz. Bilim ve inanç üzerinde konuşmaya devam ediyoruz. Bugünkü konu, bu videodaki konu aslında Boşlukların Tanrısı.
Boşlukların Tanrısı ne demek? Özellikle popüler kitapların arasında bu tür bir algıyı çok fazla görmekteyiz. Nedir bu? Tanrı inancının bizim bilgimizdeki boşluklar içerisinde var olduğunu yani boşlukları Tanrı’yla doldurduğumuzu söyleyen bir inanç.

Mesela; örneğin eskiden insanlar deprem olduğu zaman depremin neden olduğunu bilmiyorlardı, bir bilgi boşluğu vardı ve bu boşluğu Tanrı’yla dolduruyorlardı. Ve biz bugün biliyoruz ki “Plaka Tektoniği” nden dolayı aslında açıklama yaparken Tanrı’ya ihtiyaç duymuyoruz bunu açıklarken ve bilim adamlarının söylemleri bazı bilim adamlarının özellikle naturalist bilim adamlarının söylemleri de bizim giderek bilgisayar boşluğu dolduracağımız ve bir yerde de aslında Tanrı’ya ihtiyacın kalmayacağı görüşü. Bunu nerede görüyoruz? Özellikle Eski Yazılarda görüyoruz. Mesela Hipokrat’ın bir yazısında açık ve net bir şekilde gözüküyor. Size oradan okumak istiyorum. Hipokrat diyor ki insanlar epilepsinin ilahi olduğunu çünkü epilepsiye neden olan şeyle ilgili bir fikre sahip olmadıklarını söylerler. Fakat inanıyorum ki insanlarda epilepsiye neden olan şeyin ne olduğunu bileceğiz. Ve bu anda Onun ilahi olduğuna dair inancımız son bulacak. Ayrıca evrendeki her şey için de.

Eskiden gelen anlayış bugünkü kitaplar arasında da görülebiliyor. Mesela örneğin, Richard Dawkins’in kitabında Dawkins şöyle diyor; Dinin gerçekten kötü etkilerinden biri bizi anlamadan tatmin olmanın bir üstünlük olduğunu öğretmesidir. Onun düşüncesinde inanç sanki anlamadan tatmin olma durumu gibi. Yani bir yerde boşlukların içerisine Tanrı’yı koyduk artık orda bıraktık. Araştırmamıza gerek yok diye bir algısı var. Ve aslında insanlarda böyle bir algı oluşturmaya çalışıyor. Bu bizim felsefede “Straw Man” ya da “Korkuluk Mantık Hatası” dediğimiz bir mantık hatası aslında. Nedir bu? Kişi karşısındakinin fikri yerine kendisi bir korkuluk oluşturur başka görüş oluşturur ve bu görüşe saldırır. Ve aslında çoğu insanın da bunu yaptığını görebiliyoruz.

Peki hristiyanlık inancında biz ne görüyoruz? Hiçbir şekilde boşlukların ardına sığınan bir Tanrı görülmüyor. Aksine İbraniler’de de okuduğumuz gibi, İbranilerde şöyle diyor;”Oğul Tanrı yüceliğinin parıltısı Onun varlığının öz görünümüdür. Güçlü sözüyle her şeyi devam ettirir. Tanrı sadece yaratmış bir şekilde dünyayı bırakmıyor. Aynı zamanda tüm evreni devam ettiriyor ve tüm evreni arkasındaki açıklama olarak aslında bir yerde karşımıza çıkıyor.
Bir örnekle bunu anlayabiliriz. John Lennox kitabında Bay Ford isimli bir örnek veriyor, nedir bu örnek? Diyor ki ilkel yerlerdeki bir insanı düşünün, bir arabayla karşılaşıyor ve bu arabanın motoruna baktığı zaman yani çalışan bir arabaya baktığı zaman bu arabayı çalıştıran bir şey olduğunu düşünüyor ve bunun yerine kendisindeki bilgisayar boşluğun yerine Tanrı’yı koyuyor mesela, bu arabayı çalıştıran şey Tanrı’nın kendisidir diyor.
Ve daha sonra düşünelim ki bu adam mühendislik eğitimi alsın. Motorlarla ilgili çalışsın vs. bilgileri edinsin. Edindikten sonra aslında şunu düşünmeye başlıyor. Diyor ki hımm aslında bunu çalıştıran şey Tanrı değilmiş. Bunu çalıştıran şey şu şu yöntemlermiş. Şu bilgiler bunu açıklıyormuş diye düşünmeye başlıyor. Daha sonra şöyle düşünebilir bu insan özellikle bazı bilim adamlarının düşündüğü gibi; o zaman bunu açıklayabildiğime göre o zaman bir Tanrı’ya ihtiyaç yok. O zaman tasarımcıya ihtiyaç yok ben bu arabayla ilgili her şeyi açıklıyorum nasıl olsa diye düşünebilir.
Fakat ne kadar tutarlıdır? Gerçekten arabanın içindeki mekanizmayı açıklayabilmemiz arabanın bir tasarımcısının olmadığı anlamına gelir mi? Sanıyorum bugün hepimiz arabanın bir tasarımcısının olması gerektiği sonucuna varacağız. Aynı şekilde hristiyan inancında da ya da teistik bir inanç da evrendeki bazı şeyleri açıklayabilmemiz bir Tanrı’nın olmadığı anlamına gelmiyor. Tam aksine bir şey açıklayabiliyoruz o yüzden bir Tanrı’nın var olması gerekir diye düşünebiliriz.