Yaşamları Değiştiren Olay


Mayasız Ekmek (Fısıh) Bayramının kutlandığı o günlerde İsa’nın öğrencileri büyük bir korku içerisindeydiler. Bu bayram onlar için çok karanlık ve ürkütücü geçiyordu. Çünkü büyük umutlarla peşinden gittikleri, ‘’Efendileri’’ çarmıha gerilmişti.

İsa onlar için bir, ‘’Kral’’. Yeruşalim kentine girdikleri günü anımsıyorlardı. Halkın bağırışları hala kulaklarındaydı, ”Rab’bin adıyla gelen Kral’a övgüler olsun! Davut Oğlu’na Hozanna!!!” Hatta bazı öğrenciler daha İsa ile birlikte Yeruşalim’e girmeden önce O’ndan, Egemenliğinde sağında ve solunda oturma ayrıcalığına sahip olmayı istemişlerdi.

Ama artık büyük beklentiler içinde oldukları Kralları onlarla değildi. Krallarını çarmıha germişlerdi. Mesih’in en yakın öğrencilerinden Petrus, İsa’nın, ‘’Tanrı’nın Oğlu Mesih’’ olduğunu ilan ettikten sonra, korkudan O’nu üç kez inkar etmişti. İsa’nın cesedini kaldırmak için Pilatus’a başvuran Aramatyalı Yusuf da İsa’nın öğrencisiydi, ama o da korkuyordu. Öğrenciler büyük korku ve panik içerisinde kapıyı bacayı kilitleyip evin içeride çaresizce bekliyorlardı. Yahudi yetkililerin kendilerine yapabileceklerinden korkuyorlardı.

Haftanın ilk günü olan Pazar günü, kadınlar baharatları hazırlayıp Efendilerinin mezarına gittiler. Kadınlar onlardan daha cesur gözüküyordu. İsa’yı çarmıha gerdiklerinde, çarmıhının çevresinde sadece kadınlar ve Yuhanna vardı. Diğer öğrenciler korku ve telaş içerisinde kaçmışlardı. Pazar günü de aynı şekilde kadınlar cesaretle Efendilerinin mezarına gittiler (Tarih: İsa çarmıha gerildikten sonra 3. gün ).

Tüm bu olaylardan sadece elli gün sonra Petrus halka şöyle seslendi:

“Ey İsrailliler, buna neden şaştınız? Neden gözlerinizi dikmiş bize bakıyorsunuz? Kendi gücümüz ya da dindarlığımızla bu adamın yürümesini sağlamışız gibi…! İbrahim’in, İshak’ın ve Yakup’un Tanrısı, atalarımızın Tanrısı, Kulu İsa’yı yüceltti. Siz O’nu ele verdiniz. Pilatus O’nu serbest bırakmaya karar verdiği halde, siz O’nu Pilatus’un önünde reddettiniz. Kutsal ve adil Olan’ı reddedip bir katilin salıverilmesini istediniz. Siz Yaşam Önderi’ni öldürdünüz, ama Tanrı O’nu ölümden diriltti. Biz bunun tanıklarıyız. Gördüğünüz ve tanıdığınız bu adam, İsa’nın adı sayesinde, O’nun adına olan imanla sapasağlam oldu.

Hepinizin gözü önünde onu tam sağlığa kavuşturan, İsa’nın aracılığıyla etkin olan imandır. “Şimdi ey kardeşler, yöneticileriniz gibi sizin de bilgisizlikten ötürü böyle davrandığınızı biliyorum. Ama bütün peygamberlerin ağzından Mesihi’nin acı çekeceğini önceden bildiren Tanrı, sözünü bu şekilde yerine getirmiştir. Öyleyse, günahlarınızın silinmesi için tövbe edin ve Tanrı’ya dönün. Öyle ki, Rab size yenilenme fırsatları versin ve sizin için önceden belirlenen Mesih’i, yani İsa’yı göndersin. Tanrı’nın eski çağlardan beri kutsal peygamberlerinin ağzından bildirdiği gibi, her şeyin yeniden düzenleneceği zamana dek İsa’nın gökte kalması gerekiyor.

Musa şöyle demişti:

‘Tanrınız Rab size, kendi kardeşlerinizin arasından benim gibi bir peygamber çıkaracak. O’nun size söyleyeceği her sözü dinleyin. O peygamberi dinlemeyen herkes Tanrı’nın halkından koparılıp yok edilecektir.’ “Samuel ve ondan sonra konuşan peygamberlerin hepsi bu günleri duyurdu. Sizler peygamberlerin mirasçıları, Tanrı’nın atalarınızla yaptığı antlaşmanın mirasçılarısınız. Nitekim Tanrı İbrahim’e şöyle demişti: ‘Senin soyunun aracılığıyla yeryüzündeki bütün halklar kutsanacak.’ Tanrı, sizleri kötü yollarınızdan döndürüp kutsamak için Kulu’nu ortaya çıkarıp önce size gönderdi.” 

Korkuyla Mesih’i reddeden Petrus ile bu Petrus aynı kişi mi? O korkup ürken, kaçan ve Mesih İsa’yı üç kez inkar eden Petrus muydu bu konuşmayı yapan? Peki o zaman ne oldu bu adama ki, böyle aslan kesilip Tapınağın etrafında – Daha önceden korktukları ve evde saklanmak zorunda kaldıkları o Yahudi yetkililerinin mekanında – böyle cesur bir konuşma yapabiliyordu? İsa’nın çarmıha gerilmesinden sonraki 3. gün ile 50. gün arasında ne oldu? Neler değişti?

Bu kişilerin hayatlarını değiştiren şey gerçeğin korkunç gücü, yani İsa’nın dirilişinden başka bir şey değildi! O korkmuş, perişan olmuş, bütün hayalleri yok olmuş, neredeyse yaşam umutlarını, enerjilerini kaybetmiş olan ve evde gizlenen o kişiler; artık meydanlarda, havralarda ve sokaklarda cesaretle müjdeliyorlardı:

Çarmıh’a gerdiğiniz İSA DİRİLDİ! Bu kişiler cesaretle bu müjdeyi yaymakla kalmadılar, tüm işkencelere, zincire vurulmalara, hatta ölüme kadar bu bildiriye sadık kaldılar.

Öyle ki İsa’nın öğrencilerinden Petrus, Andrea, Filipus, Simun, Alfay oğlu Yakup, Bartalamay çarmıha gerildi, Matta kılıçla öldürüldü, Taday oklarla öldürüldü, Zebedi’nin oğlu Yakup kılıçtan geçirildi, İsa’nın kardeşi taşlanarak öldürüldü. Hatırlayın Tomas’ı, İsa’nın diri bedenini görmeden iman etmem, diyen Tomas’ı. O da bu, ‘’Müjde’’ uğrunda mızrakla öldürüldü. İstefanos’u hatırlar mısınız? Büyük cesaretle yaptığı o konuşmanın ardından taşa tutularak öldürülmüştü. Aslında bana sorarsanız, işin en ilginç kısmı ise, İstefanos’un son sözleriydi: 

‘’Ya Rab bu günahı onlara yükleme.’’ Bu kelimeler bana bir yerlerden tanıdık geliyor. Size de tanıdık geliyor mu? İsa Mesih de, kendisini çarmıha gerdiklerinde benzer bir cümle sarf etmişti: ‘’Baba onları bağışla çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar.’ Sadece İsa’nın yakın öğrencileri değil, ama onlar aracılığıyla İsa Mesih’e iman etmiş çoğu kişi hayatını ve canını bu amaçta feda etmiştir. Bu nasıl olabilir peki? Bu kişiler nasıl olurda hem bir kişi uğruna ölüme bile razı olurken hem de aynı zaman da kendilerine zulmedenler ve öldürenler için böyle konuşurlar?

Cevabı sanırım çok açık ve net: Öleceğini ve Dirileceğini söyleyen İsa’nın, bu iddialarını yerine getirmesi. Böylece öğrenciler O’nun sözlerinin güvenilir ve gerçek olduğuna iman ettiler. Böylece öğrenciler O’nun sözlerine sadık bir yaşam sürdürüp, O’nun sözlerine itaat ettiler. Çünkü İsa dedi ki:

Düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için hayır dua edin.
Yol, Gerçek ve Yaşam Ben’im dedi. ‘’Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez.
İsa ona, “Diriliş ve yaşam Ben’im” dedi. “Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır.

İşte bu diriliş olayı, insanların hayatlarını böyle kökten bir şekilde değiştirmiştir. Öyle ki ne zorluklar ne işkenceler ne de ölüm onları bu sevdadan ayırabilmiştir.

Eminim ki, ne ölüm, ne yaşam, ne melekler, ne yönetimler, ne şimdiki ne gelecek zaman, ne güçler, ne yükseklik, ne derinlik, ne de yaratılmış başka bir şey bizi Rab’bimiz Mesih İsa’da olan Tanrı sevgisinden ayırmaya yetecektir. (Romalılar 8:38-39)

_____________________________________

Dipnotlar:
1. Elçilerin İşleri 3:11
2. Matta 5:44
3. Yuhanna 14:6
4. Yuhanna 11:25
5. Romalılar 8:38-39