Bazılarınızın bildiği üzere bu hafta vizyona giren bir film var.


Söyleme O Üç Harfliyi-Bazılarınızın bildiği üzere bu hafta vizyona giren bir film var.

Aslında reklamın iyisi kötü olmaz fikri nedeniyle ismini vermek istemiyordum ama sanırım ismi verirsem, bazı gereksiz karışıklıkları önlemek için daha iyi olacak. Filmin ismi The Devil Inside (İçimdeki Şeytan). Film bu hafta vizyona girmişti. Filmi tam olarak izlemedim ama fragmanını izledim ve filmin içeriğini, konusunu okudum. İlginç bir film. Özellikle Hristiyanlık konusunda bilgisi olmayan ve gerilim sevenler için yapılmış.

Dünya’nın her yerinde ama özellikle de Hollywood’ta çekilen bir sürü korku filmleri var. Bunların içersinde de başı çeken genelde İçimdeki Şeytan filmindeki gibi Şeytanlı, Cinli filmler oluyor. Peki bu filmlerin acaba kaçı Hristiyanlık dediğimiz inanç sistemiyle uyumludur? Çünkü yorumlara bakılacak olursa, çoğu insan bu tür filmlerin Vatikan patentli olduğunu ve genelde Şeytan korkusuyla Tanrı inancını kökleştirme amacıyla çekildiklerini düşünüyor. Bu durumda, yine aynı soru karşımıza çıkıyor!! Bu filmlerin acaba kaç tanesi Hristiyanlık’taki Şeytan ve cinlerle ilgili öğretiye uygundur? Ve bununla birlikte kilisede papazların ”Cin çıkarması” kavramıyla uyuşmaktadır ?

Peki İncil, Hristiyanlık’ta Kötü Ruhlar olarak adlandırılan “cin” hakkında ne öğretiyor? Buna biraz açıklık getirirken bu konuda aydınlatıcı bir kitap olan Hanspeter Tiefenbach’ın Melekler ve Biz adlı kitabından da zaman zaman alıntılar yapmak istiyorum. Özellikle filmimiz Cinler üzerine kurulu olduğu için biraz onların doğaları hakkında inceleme yapalım. Hanspeter Tiefenbach kitabında cinler ile ilgili şöyle diyor:

Cinler kimdir? diye soracak olursak herşeyden önce onların gerçek birer varlık olduğunu belirtmemiz gerekir. Onlar bir hastalık, bir illet ya da soyut bir düşünce değildirler. Kötü Ruhların bir kişiliği vardır aynı insanlar ve melekler gibi belli özelliklere sahiptirler (Yakup 2:19, Matta 8:28-31).

1. Cinlerin yani düşmüş meleklerin güçleri sınırlıdır. ONLAR Tanrı’ya isyan ettikten sonra, daha önce melek olarak sahip oldukları güçleri ellerinden alındı. Güçleri sınırlı olduğu gibi bilgileride sınırlıdır.

2. Tabii ki onların sınırlı bilgi ve güce sahip olmaları onları güçsüz yapmıyor. Onların da yeryüzünde belli bir gücü ve etkinliği var. Özellikle İsa Mesih’in zamanında ki olaylara baktığımızda bunu açıkça görebiliyoruz.Matta 9. bölümde İsa’ya cinli ve dilsiz bir adam getiriyorlar. İsa adamdaki cinleri kovduğunda ise adamın dili çözülüyor. Matta 12. bölümde ise İsa’ya bu kez kör ve dilsiz bir cinli adamı getiriyorlar. İsa adamı iyileştirdiğinde adam konuşmaya ve görmeye başlıyor. Kutsal Kitap’ta bunun gibi örnekler var ve gördüğümüz kadarıyla cin’e tutsak olmuş olan kişilerde değişik fiziksel sorunlarında olabileceğini görüyoruz. Ama bunlar acaba kolların bacakların yerlerinin değiştiği gibi değişiklikler mi? Hollywood dediğimiz şey ticari bir sektör. Onların işi, bazı şeylerden kendi işine yarayanları alıp, harmanlayıp gişede iyi hasılat toplayacak filmler yapmak. Bu yüzden de bazı gerçekleri çarpıtıp, gerilim filmi formatına uygun hale getirip pazarlamaya çalışıyorlar. Bunlar tabi bir olayın doğru olup olmadığını ya da yorumda dendiği gibi ”Dini merkezli” bir üretim olup olmadığını göstermez.

3. Her ne kadar bazı kesimlerce varlıkları inkar edilsede, Kötü Ruhların yani Cinlerin varlığı hem deneyimsel hem de tarihi bir gerçekliktir. Fakat gerçek, pazarlamacıların – hele ki Hollywood gibi büyük bir piyasanın -elinde yozlaştırılarak ve şeytani güçleri yücelterek pazarlanmaktadır. Ama bu filmler bizim hakiki bilgiye ulaşmamamız ve Hristiyanlıkta ki kavramlara önyargı ile bakmamız için birer neden teşkil etmemelidir.

1. Hanspeter Tiefenbach, Melekler ve Biz, syf 87
2. Hanspeter Tiefenbach, Melekler ve Biz, syf 96