On Buyruk


Geçen haftalarda Allah’ın Musa’ya verdiği “On Buyruk” çok konuşuldu, öyle ki herkes birbirine bir buyruk gönderir oldu – “öldürmeyeceksin”, “çalmayacaksın”. Günümüzden 3500 yıl önce verilmiş bu buyruklar nasıl oluyor da bugün bile konuşulabiliyor, değerini yitirmiyor aksine değeri gün geçtikçe daha iyi anlaşılıyor? Gelin Allah’ın verdiği bu buyruklara biraz daha yakından bakalım ve özünü anlamaya çalışalım.

1. Benden başka tanrın olmayacak.
Yalnız ve yalnız Tanrı tapınılmaya layıktır. O’ndan başka ilah yoktur.
O’ndan başka gönül verdiğimiz, gönlümüzü çeken hiçbir şey olmamalıdır.

2. Herhangi bir canlıya benzer put yapmayacaksın.
Bu buyruğu çiğnemek için putperestlik yapmaya, güneşe, aya tapınmaya gerek yoktur. Günümüz insanının da putları vardır ve bunlar bildiğimiz anlamda tahta, taş putlar değildir ama yüreğimizi ve hayatımızı kendilerine tutsak eder, bizi köleleştirirler. Günümüz insanının putu paradır, açgözlülüktür, sekstir, kibirdir, güçtür, Allah’tan daha çok sevdiği, değer verdiği, zaman harcadığı ne ise günümüz insanının putu odur.

3. Tanrın RAB’bin adını boş yere ağzına almayacaksın.
Allah’ın adı onun özünü temsil etmektedir. Bu buyruk ağzınla bir şey söyleyip davranışlarınla başka türlü hareket etmek demektir. Allah’ın iyi ve cömert olduğunu söyleyip bunun ardından ‘Yarın kirayı nasıl ödeyeceğim’ diye kaygı çekmek gibi… Böyle yaptığımızda Allah’ın adını küçümsemiş oluruz.

4. Şabat Günü’nü kutsal sayarak anımsa.
İnsanın bedeninin, aklının ve ruhunun dinlenmeye ihtiyacı vardır. Bu dünyanın koşuşuturmacası içerisinde bir an durup, ‘Ben ne yapıyorum, nereye gidiyorum’ demek sakinleşmektir. Ancak insan ruhunun, bedeninin ve aklının rahatlayıp sakinleşmesini Rabbimizden başka yerde bulamaz. “Ey bütün yorgular ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm. Boyunduruğumu yüklenin, benden öğrenin. Çünkü ben yumuşak huylu, alçakgönüllüyüm. Böylece canlarınız rahata kavuşur. Boyunduruğumu taşımak kolay, yüküm hafiftir.” (Matta 11:28)

5. Annene, babana saygı göster.
Günümüz insanının uzun yaşamak ve ölümsüzlüğü bulmak için başvurmadığı sağlık yöntemi, ilaç kalmadı ama Kitabı Mukaddes uzun ömürlü olmanın ve Allah’ın iyiliğinde yaşamanın sırrını gösteriyor: annene, babana saygı göster.

6. Adam öldürmeyeceksin.
Bu buyruk yalnızca fiziksel anlamda adam öldürmeyi yasaklamaz. İsa Mesih bu buyruğu İncil’de şu şekilde açıklamıştır: “Atalarımıza, ‘Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak’ dendiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, kardeşine öfkelenen herkes yargılanacaktır. Kim kardeşine aşağılayıcı bir söz söylerse, Yüksek Kurul’da yargılanacaktır. Kim kardeşine ahmak derse, cehennem ateşini hak edecektir” (Matta 5:21-22). ‘Kardeş’ sözüyle burada anlatılan ‘herkes’tir, Adem ve Havva’dan kardeşimiz olan tüm insanlardır ve insanoğlunun öldürmek için silaha ihtiyacı yoktur. Dilimizle, dedikodularımızla, öfkelenip kin besleyen yüreğimizle ve aşağılayıcı davranışlarımızla kardeşimizi öldürebiliriz, bizim için ölmüş sayabiliriz. Bu bakımdan her birimiz katildir çünkü bu suçları işlemeyen insan yoktur.

7. Zina etmeyeceksin.
Bu buyruk sadece evlilik kurumu ile ilgili değildir. Açık saçık yayınlar okuyan, yüreğinde temiz olmayan düşüncelere ve arzulara yer veren bir kişi bu buyruğu çiğnemiş olur. “Ama ben size diyorum ki, bir kadına şehvetle bakan her adam, yüreğinde o kadınla zina etmiş olur” (Matta 5:28). Her tür günah düşüncede ve yürekte gerçekleşir, kendimizi günaha karşı düşünce ve yürek seviyesinde korumalıyız.

8. Çalmayacaksın.
Son günlerin en favori sözlerinden biri de bu oldu, “Çalmayacaksın”.
Tanrı her tür açgözlülükten, haksızlıktan, düzenbazlıktan, hileden iğrenir. “Yargılarken, uzunluk ve sıvı ölçerken, ağırlık tartarken haksızlık yapmayın. Doğru terazi, ağırlık taşı, efa ve hin kullanın. Mısır’dan sizi çıkaran Tanrınız RAB benim.” (Levililer 19:35-36)

9. Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.
Her tür iftira, yalan, kasıtlı abartma, yıpratıcı dedikodu ve gerçeğin çarpıtılması bu buyruğu çiğnemektir.

10. Komşunun hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin.
Buradaki komşumuz bu dünyada komşu olarak yaşadığımız herkestir yani tüm insanlardır. Maalesef açgözlü ve kıskanç bir dünyada yaşıyoruz. Bazen sadece o şeye sahip olmak için ya da bir tanıdığımız sahip olduğu için istiyoruz, sahip olduğumuzda da bir iki kere kullanıp bir kenara atıyoruz. Bu buyruk da yürekle ilgilidir, değişmesi gereken yer yüreğimiz ve düşüncelerimizdir. Eylemlerimiz iç varlığımız değiştiğinde değişecektir.

Allah’ın Musa’ya kendi eliyle yazıp verdiği buyruklar bunlardır. Buradaki On Buyruk Allah’ın Yasası’nın bir özeti gibidir. O’nun verdiği buyruklar değişmez; özü, niteliği hiçbir zaman değerini yitirmez. Binlerce yıl önce verilen bu buyruklar bize Allah’ın doğasını, karakterini, nasıl bir tanrı olduğunu gösterir. “Size doğrusunu söyleyeyim, yer ve gök ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa’dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile yok olmayacak.” (Matta 5:18)