Göreceli Ahlak ve Mutlak Ahlakın Karşılaştırılması


Göreceli ahlak; her coğrafi bölge, ırk, doğa, yaşam biçimine göre değişiklik göstermektedir. Bu farklılıklar hiç yadırganmadan o toplum tarafından kabul görür. Dünyanın bazı coğrafi bölgelerinde günlük yaşamda bayanların bedenleri giysi ile kapalı olmalıdır. Bir bayan üstü çıplak bir şekilde toplum içinde dolaşması ahlaki olarak kabul görmez. Böyle bir durumda ısrar ederse ve davranışını sürdürürse teşhircilik ile bile suçlanabilir.

Yani sadece ahlaki olarak değil yasalarla bile suç sayılmıştır. Afrika’nın bazı bölgelerinde bayanlar sürekli üstsüz şekilde yaşam sürerler ve burada bu davranış doğru olarak kabul bulur. Toplum tarafından hiç yadırganmadığı gibi onlara göre doğru olan budur. Yine dünyanın bazı bölgelerinde erkekler sayısız eş edinebilir. Bazı bölgelerde kadınlar sınırsız eş edinebilir. Bazı toplumlarda evlilik dışı cinsel ilişki normal karşılanabilirken bazı ülkelerde bu davranış ölüm cezasıyla cezalandırılır. Bazı ülkelere Domuz eti yemek doğru bazı ülkelerde domuz eti yemek günah olduğu için yasaklanmıştır. Bazı ülkelerde kürtaj yasaklanmıştır ve cezası vardır. Bazı ülkelerde birden fazla çocuk yapmak kanunlarla yasaklanmıştır. O zaman kendimize sormalıyız doğru olan hangisi? Hümanist bir yaklaşım hepsini doğru kabul edebilir. Bu yaklaşımlara baktığımızda ahlaksal değerlerdeki bu farklılığın tek hakemi sadece toplumun benimsediği gelenekler olduğunu kabul ederiz. İnsanlar atalarından süregelen alışkanlıkları hiç yadırgamadan sürdürmeye devam ederler.

Hristiyanlık ve Mesih İnanlı düşüncede ahlak için mutlak ölçüt Tanrı’nın kendisidir. Her ahlaksal davranış O’nun doğasının ışığında yargılanmaktadır. Kutsal Kitap kendi başına ahlak standardı olan Tanrı tarafından verilmiş olduğu için ahlak ölçütü olarak kullanılır. Bu yüzden zaman içinde ve değişik coğrafik bölgelere göre değişim göstermez ve her yerde her zamanda değişmez mutlak bir ahlak kurallarını içerir. Kutsal Kitap ahlak yasalarını keyfi olarak koymaz. Keyfi olarak zorla kabul ettirilen bir şey değildir. İman ve inançla birlikte değişimin sonucudur. Bu yüzden dünyadaki tüm kiliseler kendi geleneklerine ve kültürlerine göre ahlak değerlerini öğretmeden Kutsal Kitaba dayalı ahlak kurallarını öğretmelidir. Biz Türk Kilisesi olarak tarihten gelen bazı geleneklerimiz var. Bu geleneklerimizi kutsal Kitaba göre değerlendirmeli ve yaşam tarzımızı ona göre belirlemeliyiz. Eski yaşam tarzımızı Kutsal Kitaba uydurmaya çalışmamalıyız. Bazı İmanlı kardeşlerimiz eski alışkanlık ve kültür üzerine Mesih inancını inşa etmeye çalışıyorlar buna karşı olduğumuzu da açık bir şekilde beyan etmekteyiz.

Ahlak konusunda Tanrı’nın standartları net ve belirgindir. Bunları esnek bir hale getirerek sulandırmak ve kıyısından, sağından solundan kırpmak bizi ahlaki yozlaşmaya götürür. Ahlak konusunda Tanrı şunu bizlerden istiyor: I. Selanikliler 4:3 Tanrı’nın isteği şudur: Kutsal olmanız, fuhuştan kaçınmanız, 4-5 her birinizin, Tanrı’yı tanımayan uluslar gibi şehvet tutkusuyla değil, kutsallık ve saygınlıkla kendine bir eş alması 6 ve bu konuda haksızlık edip kardeşini aldatmamasıdır. Daha önce de size söylediğimiz, sizi uyardığımız gibi, Rab bütün bu suçlardan ötürü insanları cezalandıracaktır. 7 Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı. 8 Dolayısıyla bu çağrıyı reddeden kişi insanı değil, size Kutsal Ruhu’nu veren Tanrı’yı reddetmiş olur.

Bu standartlar insanın koyduğu standartlar değil tamamen Tanrı’nın isteğidir. Tanrı biz evlatlarını Tanrı’yı hoşnut eden ahlaki davranışları sergilememizi istemektedir. Ahlaki yozlaşma bizi Tanrıdan uzaklaştırmaktadır. Hayatımızın her alanında ve her attığımız adımda Tanrıyı hoşnut etmek ve onun kurallarına boyun eğmek için gayretli olalım.