Eski Anlaşma Şiirsel Bölümler


Bu bölümler boyunca Tanrı’nın tasarısının tarihsel olarak nasıl işlediğini görürüz.

ESKİ ANTLAŞMA-ŞİİRSEL YAZILAR
Bu bölümler boyunca Tanrı’nın tasarısının tarihsel olarak nasıl işlediğini görürüz. Eski Antlaşma’nın (“ilahi yorum” diye adlandırdığımız) diğer kısmı, şiir ve peygamber yazılarından oluşur. Öncelikle şiirsel kitapçıklara bir göz atalım.

Eyüp
Eyüp kitapçığı, büyük olasılıkla yazılmış olan en eski kutsal kitapçıktır. Dünyanın sorulan en eski sorularına bir cevap niteliği taşımaktadır. Tanrı, doğru insanların acı çekmelerine neden izin verir? Kötülük nerede başlamıştır? Şeytan’ın rolü nedir?
Eyüp, Tanrı korkusu ve sevgisiyle yaşayan bir adamdır. Bir gün şeytan, Eyüp’ü sınamak için sınırlı olarak Tanrı’dan izin alır. Kısa bir zaman içinde Eyüp sahip olduğu her şeyi kaybeder, vücudunda da derin yaralar açılır. Eyüp en derin acıları çekerken bile, “Beni öldürse bile Tanrı’ya güveneceğim” der. Eyüp bu durumunda, Tanrı’nın değişmez tasarısına bütün kalbiyle iman etti. Kitapçığın sonunda Tanrı’nın Eyüp’e bütün kaybettiği şeyleri geri verdiğini görüyoruz.

Mezmurlar (Zebur)
Mezmurlar kitapçığının çoğu Davut tarafından yazılmıştır. Yüzyıllar boyunca halkın yüreğini duygulandırıp kuvvetlendirmenin yanı sıra, Tanrı bu ezgileri vaadinin de birçok derin gerçeğini bildirmek için kullanmıştır. Mezmur yazarı, Tanrısına tapınma ve övgü, sıkıntı ve yalnızlık, reddedilme ve acı çekme, itiraf ve umut, sevinç ve güvenin hepsini Tanrı’nın Ruhu tarafından yönlendirilerek özgürce dizelere dökmüştür. Bütün Mezmurlar, Mesih’i düşünmemize yardımcı olur. Ama bazılarında açık ve temelde Davut’un deneyimlerinin çok üstünde olan şeylerden söz edilir. Mesih’in görkemini, krallığını, çekeceği acıları anlatan bu Mezmurlar, Mesihsel Mezmurlar’dır.
Örneğin, şu ayetler Mesih’in çarmıha gerilerek öleceğini önceden bildiriyordu:
“Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?… Kötüler sürüsü çevremi sarıyor, Ellerimi, ayaklarımı deliyorlar… Bütün kemiklerimi sayar oldum, Bakıyorlar, gözlerini bana dikmişler. Giysilerimi aralarında paylaşıyor, Mintanım için kura çekiyorlar.”(Mezmur 22:1, 17-18)
Diğer bir ilahi Mezmurunda Davut, efendisi olan Mesih’in yücelip Tanrı’nın tahtında oturacağını şöyle ilan etti:
“RAB Rab’bime şöyle dedi: Düşmanlarını ayaklarının altına basamak yapıncaya dek, sağımda otur.” (Mezmur 110:1)

Süleyman’ın Özdeyişleri
Süleyman’ın Özdeyişleri, Davut’un oğlu Kral Süleyman tarafından yazılmıştır. Bu kitapçık yaşlı adamın gençlere öğütleri niteliğindedir. Hikmet ve hikmetsizlik, adalet ve adaletsizlik, dürüstlük ve hilekârlık, çalışkanlık ve tembellik, incelik ve kabalık konularında yapmaları gerekeni öğütleyerek tersi durumlarda başlarına gelecekler hakkında onları uyarır. Örneğin:
“RAB korkusu bilgeliğin başlangıcıdır. Bilgi Kutsal Olan’ı tanımaktır… Bütün yüreğinle Tanrı’ya güven, Bildiklerine güvenme sen. Yaptığın her işte RAB’bi an, o da senin işlerini yoluna koyar.” (Süleyman’ın Özdeyişler 9:10,5-6)

Vaiz
Vaiz kitapçığı da Süleyman tarafından yazılmıştır. Bu kitapçık, insan ikilemini derin bir biçimde anlayarak Tanrı olmadan güneşin altında bulunan hiçbir şeyin anlamının olmadığını belirtir. Sonsuzluk umudu olmadığı takdirde yaşamın boş olduğunu ortaya koyarak dünyasal bakışın kısırlığını gösterir. Zengin olsun fakir olsun, bilge olsun akılsız olsun bütün insanların ortak sonu ölümdür. Tanrı’yla sonsuz yaşamda birleşeceğimizi ve O’nun bilge iyiliğine güvenip yaşamın yanıt bulmamış pek çok sorusuna O’nda cevap arayarak hayatın gerçek anlamını bulabileceğimizi bu kitapçık açıkça ifade eder.
“İşin sonu şudur: her şey işitildi; Allah’tan kork ve O’nun emirlerini tut; insanın bütün vazifesi budur. Çünkü iyi olsun kötü olsun, her gizli şeyle beraber her işi Allah hükme götürecektir.” (Vaiz 12:13-14)

Neşideler Neşidesi (Ezgiler Ezgisi)
Neşideler Neşidesi kitapçığı da bundan önce gördüğümüz iki kitapçık gibi Süleyman tarafından yazılmıştır. Kitapçığın içerdiği konu bütünüyle sevgidir, ve “Tanrı’dan gelen bir alev” diye adlandırdığı tek eşli evliliği kutlamaktadır.
“Bir insan sevgiye bedel evinin bütün malını verse, bu bile hor görülen bir karşılık olur”(Neşideler Neşidesi 8:7)
Aynı zamanda kitapçık Tanrı’nın halkına bakış açısını dile getirir. Tanrı kendisini sevecek insanlar aramaktadır. Rab’bin bütün yaşam armağanlarından en büyüğü sevgidir. Sevgi çok güçlüdür, ancak hiçbir sevgi Tanrı’nın sevgisi kadar sabırlı ve büyük değildir. Bu kitapçıktaki sevgi ilişkisi, Tanrı ve halkının arasındaki ilişkiyi resmeder. Tanrı, halkının yaptığı bütün itaatsizliklerine rağmen onlara sonsuz bir sevgiyle bağlıdır. Ve onların tekrar kendisine dönecekleri günü özlemle bekler. Bu kitapçıkta Tanrı, halkını Ruhsal gelini diye tanımlar. Şiirsel kitapçıkların özü, halkın Tanrı’ya seslenişidir.