Geçen hafta başlamış olduğumuz “Kurtuluş İçin Çarmıh Gerekli Miydi?” sorusunun 2 cevabı daha doğrusu cevabının 2 yönü olduğunu söylemiştik.

Birincisi sevgi ve şefkat yönü, ikincisi kutsallık ve adalet yönü. Bu iki yönü tam anladıktan sonra bunları birleştirmek gerekiyor.

11. Yüzyıl sonunda yaşamış Başpiskopos Anselm’e göre böyle bir soruyu soranlar gerçekten günahın ciddiyetini yani günahın ne kadar ağır ve yaralayıcı olduğunu anlamamış ya da düşünmemişlerdir. Tanrı ile aramızdaki perde günahtır. Adem’in günahından dolayı Tanrı’nın huzurundan kovulduk. Kutsal Kitap “hepimiz günah işledik ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldık” der. Bu sorunun ikinci yönü ise bu soruyu soranların Tanrı’nın ne kadar yüce ve kutsal olduğunu tam anlayamamaları ya da göz önünde bulundurmamalarıdır.

Tanrı’nın insanları affetmesi ile insanların birbirlerini affetmeleri aslında kıyaslanamaz. Evet Mesih bize birbirimizi affetmezsek affedilmeyeceğimizi anlatan kıssalar anlattı. Dua etmeyi öğretirken “Göklerdeki Babamız biz bize karşı günah işleyenleri affettiğimiz gibi sende bizi affet” diye öğretti ama bu öğretilerin özü merhametsiz bir yüreğe sahip olursak affedilmemizin imkânsız olacağıdır. Ayrıca Mesih bu öğretileri verirken çarmıh O’na sürpriz ya da sır değildi. Çarmıhta kanı aracılığıyla birçoklarının canını fidye olarak satın alacağını baştan beri biliyor ve söylüyordu. İsa Mesih’e iman ettiğimiz de artık O’nun çarmıh aracılığıyla affedemeyeceği bir günah yoktur.

Tanrı’nın affetmesi günahlı birinin başka günahlı birini affetmesi gibi değildir. Günahımızla zaten Tanrı’ya bir zarar veremeyiz. Tanrı’nın kendisi bizzat günahın tarifini yapan ve kanunları koyandır. Günah ise Tanrı’ya asi gelmek, baş kaldırmak ve Kutsal Kitapta dendiği gibi Tanrı’nın Kutsal Ruh’unu müteessir etmektir.