Eski Anlaşma Apokrifleri


Eski Anlaşma Apokrifleri-Reformasyon dönemi ile yenilenmeye başlayan kilise, Kutsal Kitap merkezli bir yaklaşım ile Tanrı Sözü’nün ne dediğine odaklamaya çalıştı. Kilisenin uygulamalarına yerleşmiş olan tarihsel gelenekleri sorguladı, papanın yetkisini, kilisenin yönetim biçimini gözden geçirdi. İman ve gündelik yaşama dair Tanrı Sözü’nün gerçekte ne öğrettiğini yeniden kavramaya çalıştı. Böylece Tanrı Sözü’nün her dile tercüme edilmesinin zorunlu ihtiyaç olduğu ortaya çıktı.

Böyle bir dönemde Kutsal Yazılar’ın yetkisini, pak öğretisini ortaya koymak için çalışırken, reformcu Hristiyanlık, bazı öğreti kitaplarının Kutsal Kitap’tan ayrı tutulması gerektiğini vurguladı. Çünkü bu kitaplar kanona dahil değildi. Bu yazılar Masoretik metinler içinde yer almamıştır. Yahudiler tarih boyunca tapınakta ve havralarda Kutsal Yazılar üç bölüm halinde okunmuştur (Tora –Musa’nın Yazıları; Nebiim –Peygamberler; Ketubim –Mezmurlar). Ancak apokrif yazılar hiçbir zaman bu okumalara eklenmemiştir. Dolayısı ile apokrifler Yahudi kanonunda da yer almazlar.

Apokrif kitaplar “Esdras, Tobit, Yudit, Bilgelik, Sirak, Baruk, Ester’e ekler; Üç Yahudi Çocuğun Şarkısı; Suzana’nın hikayesi; Bel ve Ejderha hikayesi; Manaşşe’nin Duası; Makabiler kitapları; 151. Mezmur, Hanok kitabı” gibi tarihsel yazılardır. Bu kitaplar Yahudi edebiyatına ve Yahudi tarihine ait yazılardır. Bu yüzden apokrif yazılar Yeni Ahit’e ait yazılar olamazlar.

Roma Katolik kilisesi bu yazıları Trent Konsülünde (1546) “Deuterokanonik” (ikinci kanun) olarak Kutsal Kitap listesine sonradan eklemiştir. Ortodoks kilisesi ise Kudüs konsülü (1672) bu kitapları Kutsal Kitap listesine dahil etmiştir.

Protestanlar apokrif kitapları tarihsel fakat kutsal olmayan metinler diye tanımladılar. Çünkü bunlar insan yazıları olduğu için, Eski Ahit kanonuna hiçbir zaman dahil edilmemişti. Bu yüzden bu kitapları tarihsel yazılar ve insan yazıları olarak okumakta bir sakınca görmemekle birlikte bu kitapları, kilisede Tanrı Sözü öğretir gibi kullanmayız.