İslam'ın Tanrı kavramıyla Eski ve Yeni Anlaşma'da esinlenen Tanrı arasındaki kapsamlı farkların yalnızca kısa bir özeti yapılabilir
İbrahim'in Tanrısı ve İslam'ın Tanrısı
İslam'ın Tanrı kavramıyla Eski ve Yeni Anlaşma'da esinlenen Tanrı arasındaki kapsamlı farkların yalnızca kısa bir özeti yapılabilir. Tanrı kavramı hakkında yorumlar yapma muhafazakâr Vahabi Müslümanlar arasında hakimdir, Arap gezgin Palgvare şöyle yazmıştır,
‘La ilaha illa Allah' [Allah'tan başka tanrı yoktur] cümlesinde, daha iyi bir isme gereksinim duymakla beraber şimdilik Güç ya da Eylem Panteizmi olarak bahsetmeme izin verilirse, her şeyi içine alan, her şeyi yapan ve göreli kötülüğü ya da aynı şekilde göreli iyiliği korumak ya da yok etmek için yalnızca O'na atfedilebilen Tanrı'yı gösteren bir sistem özetlenmiştir. Göreli diyorum çünkü böyle bir ilahiyatta mutlak iyi ve kötüye, idraka ya da aşırılığa yer yoktur; hepsi tek büyük Yetkili'nin diktatörce istencinde özetlenmiştir... Bu yüzden ve önünde uzanan tek bir ortak vasıta olma ve hareketsizlik düzleminde alt seviyede bulunan yaratıklardan farklı ve bunlardan yukarıda sınırsızca ve sonsuzca övülen Tanrı, her şeye gücü yeten ve her yerde bulunan eylemin tamlığında Tek'tir... Yaratıklarıyla iletişim kurmaz; çünkü görünen gücü ve eylemi O'nu her zaman tek başına bırakır. (Zwemer 65)
Tanrı'nın birliğiyle, gücüyle ve tanrılığın diğer çeşitli nitelikleriyle ilgili olarak Kuran ve Kutsal Kitap arasında bir anlaşmazlık yoktur. Ancak, Yaratıcı olarak Tanrı konusundaki geniş çaplı fikir birliğine rağmen, Kurtarıcı olarak Tanrı'yla ilgili Kutsal Kitap gerçekleri konusunda neredeyse tamamen bir ayrılık vardır. Allah'ın kim olduğunu açıklayan nitelikleri incelersek, en iyi ihtimalle bile, yalnızca çok büyük bir varlığı tanımlamaktadırlar. Hiçbiri, herhangi bir üstün derecede güçlü ve zeki varlık hakkında söylenebilecek şeylerin ötesine geçmez. Hiçbirinde ahlaksal bir yön bulunmamaktadır. Açıkça her şeye gücü yeten bir varlıkla karşı karşıyayızdır. Ancak, şu ya da bu şekilde işler yapacağına dair birşeyler söylemenin yolu yoktur. Onu isterse onu yapar, bunu isterse bunu yapar. Aslında sonsuz güce sahip olan herhangi bir hükümdardan pek bir farkı yoktur. "Müslümanlar için Allah'ın istenci mutlaktır, keyfidir, karşı koyulmazdır ve kaçınılmazdır... Bir melek, bir hırsız ve bir sinek, hepsi de yaşamlarının her anında tamamen Allah'ın istencini yerine getirirler" (Zwemer 99).
Kutsal Kitap ışığında bir bakışla, Kuran'daki Tanrı (Allah) kavramı beş yönden eksiktir:
1. Tanrı'nın "Babalığı" yoktur.
2. Sevgi niteliği neredeyse tamamen yoktur.
3. Allah mutlak ve değişmez olarak adil ve doğru değildir.
4. Allah'ın nitelikleri arasında uyum yoktur.[1]
5. Yukarıda görüldüğü gibi Tanrı'nın üçlü birliği şiddetli bir biçimde reddedilmiştir.
John Walton'un "bir savunmacının yapacağı gibi Eski Anlaşma'ya geri dönerek Hıristiyan ilahiyatının ayırıcı özelliklerini saldırgan bir biçimde okumaya çalışma" (Walton, Genesis 466) dediği şeyden kaçınarak, resmin tümüne dikkatlice bakmak gerekmektedir. Yalnızca bu şekilde Kutsal Yazılara ve biçimlenmiş olan Kutsal Kitap'a dayalı Tanrı öğretisine yapılan İslamcı suçlamalara uygun bir tepki verilebilir.
Ne yazık ki bu mesele, Kutsal Kitap'taki İbrahim'in Tanrısı hakkındaki gerçeklerin yalnızca eski Yakın Doğu'daki diğer dinlerden alınmış olduğu yönündeki daha yeni suçlamalar tarafından da bulandırılmıştır. Bu yüzden Kutsal Kitap kayıtlarına bakmaya geçmeden önce, bu konu hakkında bazı özet yorumlar yapmak gereklidir.
[1] "İslam teolojisinde, merhamet ve doğruluk bir arada bulunmaz; doğru olma ve esenlik asla birlikte anılmaz. Allah'ın bir günahkarı bağışlamasının tek yolu yasasını kaldırması ya da suçu cezasız bırakmasıdır. Vekil, aracı, Kefaret yoktur." (Zwemer 115)
|